1. başlıca nedeni, 4k formatta çekim yapan kameraların fiyatlarının çok ucuz ve ulaşılabilir olmasıdır. sabah erken kalkan film çekiyor. bir kaç istisna hariç sektörde "yönetmenim" diye geçinenler için şöyle basitçe bir tarama yapılırsa ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır.

    ikincisi de; "absürt komedi çektik, biz çekerken çok eğlendik" mottosudur maalesef.
    (çekerken çok eğlenmişmiş, film çekmiyor da sanki otuzbir çekiyor teres!. )
    bu tarz röportajlar film sinemaya girmeden önce lansmanı yapılsın diye genelde arkada filmin gudik afişi önünde verilir ve devamında röportaj yapılan oyuncu ya da yönetmen fondaki afişi göstererek şu kadroya bakar mısınız deyu posteri gösterir. posterdeki oyuncular da genelde hasbel kadar bir kaç sezon devam etmiş olan dizilerde görülen oyunculukları su götürür şahısları içerir.

    "absürt komedi çektik", elbette absürt komedi çekecektin, dram sanat filmi çekecek değildin, bilim kurgu filmi çekecek değildinya. çünkü yaptığın işin kendisi absürtlük. absürt komedi diyince sakınola aklınıza the big lebowski, delicatessen, adam’s apples, arabesk tarzı filmler gelmesin absürt komediden anlayacağınız, dönemin konjonktürel facebook ve sokak esprileri üzerine serpiştirilmiş argo diyaloglar ve osurup osurup gülmek eyleminden ibarettir.
    maalesef bu tarz filmler son dönemde oldukça tutuyor bu biraz da türk sinema izleyicisinin profili ve genel kültür düzeyi ile de ilgili. ayrıca bu tarz filmler tutsun diye üzerine bir de duygu sömürüsü, milliyetçilik ve gariban edebiyatı içeren söylemler genelde kenarda köşede kalmış oyuncu eskilerinin ağzından "sinemamıza sahip çıkalım" (sanki ortada sinema varmış gibi) deyu bağırtılıyor ki bu vatandaşlar da ekmek yesin diye. ne imiş efendim izleyici türk filmlerine sahip çıkacakmış sektör canlı ve zengin kalacakmış, rekabet sayesinde daha kaliteli filmler çıkacakmış. bu kafayla mı? aksine, izleyici bu tarz filmlere prim vermeye devam ettiği sürece bu düzeysizlik, sığlık böylece devam edip gidecek. yazık, yazık.
  2. türkiyedeki sinema izleyici kitlesinin kalitesizliğinden kaynaklandığını düşünüyorum
    recep ivedik ve düğün dernek serileri en çok izlenen yapımlar oluyorsa sıkıntı arz edende değil talep edende bence
  3. sektörün tekellesmesinden dolayidir bence..

    mars entertainment group adinda cinebonus ve afm sinemalarinin sahibi olan firma tek basina sektörü ele gecirmistir..

    ortaklarin arasinda ali sabanci vardir..

    pegasus ucaklarinda wc yi ücretli yapmaya calisan adam sinemayi boka cevirmez mi?

    sorarim sizlere
  4. bilim kurgu örneğiyle ilerleyeceğim;
    izleyici kitlesi açısından: türkiye'de bilim kurgu filmlerin tutmama nedeniyle aynıdır
    üretici kitlesi açısından: türkiye'de bilim kurgu filmleri tutmuyor diye bilim kurgu filmi yapmama nedeniyle aynıdır.

    yani üretici kitlemiz para nerede oraya yöneliyor, izleyici kitlemiz de gelenekselleşmiş, klasikleşmiş tarz(aşk,ihtiras,birbirinin kaynına atlamalı, küfürle yapılan komedi) filmler dışına çıkmak istemiyor.
  5. türkiye'de sinema gelişmemiş de nerede gelişmiş sorusunu akla getirir. bollywood mu, hollywood mu, avrupa'da mı gelişmiş? gelişmişlikten kastedilen ne? dünyaya bakarsanız; görsel bir şölen sunmayan, müthiş efektlerle desteklenmemiş fantezi, bilim kurgu, felsefi filmler, sanat filmleri zaten ilgi görmüyor, dünyada trend neyse türkiye'de de o trend gişe yapıyor. bu soru "seyirci ne için sinemaya gidiyor"la da alakalı bir sorun. türkiye'de kaba komedinin gişe yapması olağandışı bir trend değil. gelişmişlikten kastedilen sanat filmleriyse türkiye'de gayet de gelişmiştir, reha erdem, emin alper, özcan alper, zeki demirkubuz, yeşim ustaoğlu, nuri bilge ceylan, semih kaplanoğlu, ferzan özpetek hatta fatih akın da sayılabilir, bir çırpıda aklıma gelenler bunlar. türkiye'nin bunları hazmetmesi lazım ki sinema bahsedilen anlamda gelişsin.

    gelişmişlikten kasıt görüntü tekniklerinin gelişmesiyse bu parayla alakalı bir konu, sinemayla değil edit: imla
  6. aslında sinema gelişmektedir. türk sineması da gelişmektedir. ama gişe yapan filmlerin göz önünde olması, sadece o filmlerin yapıldığı izlemini veriyor. sonuç olarak ister hitap ettiği kesim olsun, ister bu tür ucuz filmleri sevmeyenler olsun bildikleri tek doğru var: "türkiye'de iyi film yapılmıyor."

    halbuki yapılmaz mı? yapılıyor da ne sinemalarda yer bulabiliyor, ne para kazanıyor. yine de ne demeye yapıyorlar, bilmiyorum.
    başka sinema olsun, festivaller olsun, sinema üzerine kurulmuş internet sayfaları, toplulukları olsun işte bunlar biliyor adlarını sanlarını.

    türkiye'de gişe yapan aynı zamanda kaliteli film yapılmıyor derseniz, onu da ayrıca tartışırız. ama, sinema salonlarında recep ivedik'ten, kolpaçino'dan, kutsal damacana'dan başka afiş görmüyorsunuz diye türk sineması gelişmiyor değildir.

    velhasıl, saçmalamayın.
  7. kendi ülkesinde çekilen filmi yabancı dil oscar yarışında fransaya kaptıracak zihniyetin türevi bir kitle var ki beklentilerini karşılıyor absürt komediyle. bu durumda beklentiyi karşılayan kitleyi doyurmak için daha fazla nasıl uçuklaşırım sorusuna yönelen yönetmeninden kadrosuna tüm ekip reklamla bu işi kazanıyor; bknz. "kardeşim benim" adlı film, sırf oyuncu kadrosu yüzünden gişede üste çıkmıştır. nerede "mustang" nerede "sivas" illa ödül mü almaları lazım nuri abimiz gibi kış uykusuna yönelelim.

    sorun biz izleyici kitlesinde belki kaba olacak ama köpeğe dana eti de verirsen karnını doyurur, tavuk eti verirsende karnını doyurur. sektörde bu doğrultuda parayı nerden kazanırıma getiricek tabi işi bu onun.

    gidin biraz destek çıkın bağımsız filmlerimize, sinema özgürlüktür; düşünülmeyeni düşündürtür; bilmediğin küfürleri öğrenmek için karşımıza çıkmaz.
  8. sinemaya hangi gözle baktığınızla ilgilidir.
    aksiyon, bilim-kurgu, animasyon gibi endüstriye dayalı movieler gelişememiştir, doğrudur. fakat dram ve türevleri konusunda göz ardı edilemeyecek filmler çekiliyor.
    bir iran sineması, hint sineması kadar olamadık ama dünya listelerine girmeye aday bir entelijansiyamız var. ister kabul oluna.. ister olmaya..
    sde
  9. iktidar partisine bakıldığında halkı analiz ederek kolayca ulaşılabilecek sonuç.

    not: zaman bulur bulmaz uzun uzun duzenlenecek entry.
  10. şimdi herkes çok farklı konulara değinmiş fakat ben bunun eğitim sisteminden kaynaklandığı kanısındayım.
    nedeni, tamamen ezber dikte eden bir sistemin kişinin "yaratıcılığını" kısıtlıyor olması. farkındaysanız bunu sadece ülkemizin sinema sektöründe değil, diğer bütün alanlarda da görebilirsiniz. bir çember düşünün. bu çemberin dışına çıkamıyor türkiye. o sınırı aşıp da dışarı da ne var ne yok diye merak etmiyor. tabiiki istisnalar var, yok değil.
    tekrar sinemaya dönersek işin teknik kısımlarından ziyade hikayelerin sürekli aynılığı ve basitliğinin ülkemizin aynı ve basit insanlarına hitap etmesi -ki sanatla uğraşan insan sayısı çok az ve tabii bu gruptan hariç tutuyorum çünkü sanatla uğraşanlar bunun ayrımını yapıp kendileri daha farklı filmlere yöneliyorlar-
    durum budur.