1. vezirler huzura çıkmışlar:

    - padişahım, hazinede para kalmadı.yeni vergilere ihtiyacımız var,
    + eeee! ne vergisi koyalım?, demiş..
    - köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar!

    padişah, tamam demiş.

    aradan bir süre geçtikten sonra sormuş vezirlerine:

    - tepki var mı?
    + hiç bir tepki yok!
    - iyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın! aradan bir süre geçmiş, padişah:
    - var mı şikayet?
    + yok!

    halkının tepkisizliğine kızan padişah, gürlemiş:

    - köprülerin ortasına da adam koyun, gelip geçeni becersin!

    aradan birkaç gün geçmis, halktan bir tepkinin olmamasına içerleyen padişah, çagırmış vezirlerini, halkı dinleyelim hele bir, demiş.

    gitmişler köye, padişah sormuş:

    - var mı şikayet?

    ses yok. padişah tekrar :

    - var mı şikayet? şikayeti olan söylesin! diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:
    - padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!..
    eeee! demiş padisah bir umutla...
    - akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz, bir adam daha koysanız...
  2. filipin devlet başkanı ferdinand marcos'un otoriter rejiminde gazetecilerin halka birtakım yolsuzlukları ve baskı uygulamalarını anlatabilmek için köşe yazılarında masallar yazdığı direnişi aklıma getirdi bu fıkra. acaba diyorum biz de pakistan'da askeri diktatörlük döneminde gazetecilerin, neyin yayınlanıp yayınlanmayacağına karar veren askeri uygulamalara karşı yazılmaması istenen bölümleri haberden çıkarıp o kısımları boş mu bıraksak vatandaşlar boşluklarla dolu haber gördüklerinde bir şeylerin farkına varırlar mı? yoksa "işleminiz yapılıyor lütfen bekleyiniz, kartınız, kartın, ka, kart yüklemeniz gerçekleşti" ....
  3. hoca ramazan ayında oturmuş göl kenarında yoğurt yiyormuş. oradan geçen biri görmüş demiş ki; hoca hoca ne biçim hocasın, oruç tutmuyor musun? hoca da demiş ki;
    -ya tutarsam?
    abi
  4. bir gün şeytan, inek sağan kadını izliyormuş. az ötede de boynu iple ağaca bağlı buzağısı bulunuyormuş. şeytanın canı sıkılmış. kalkmış buzağının ipini gevşetmiş.

    buzağı ip gevşeyince biraz da kendi çabasıyla boynunda ki ipten kurtulmuş ve annesinin yanına gelmiş. ama gelir gelmez de süt sağan kadının kovasını yere düşürmüş. süt her yere dağılmış.kadın çok sinirlenmiş. buzağına sopayla vurmuş, yavru yere düşmüş. bunu gören inek bir tepmekle kadını yere sermiş. kadının kayın babası durumu görür görmez belinde ki silahı çıkartıp ineği vurmuş. kadının kocası, silah sesinin geldiği yere hızla vardığında, babasının elinde bir silah ile eşini yerde görmüş.
    sinir krizi geçiren koca, silahını çıkartmış ve babasını vurmuş. sonra kadının kocası durumu anlamış, karısı ölmemiş sadece bayılmış. büyük bir yanlışlık yapmış. elinde ki silahı bırakmadan kendini vurmuş.

    işte ülkemiz tam bir çorap söküğü. dur durak yok. yanlışlıklar ve hatalar üst üste.
    size kalan hikayede ki şeytanın kim olduğunu bulmak.
    ozumm
  5. temelle dursun ormanda yürüyorlar.bir ara temel dursuna sesleniyor :
    -dursun ormanın güzelliğine bak.
    dursun:
    -ağaçlardan göremiyorum ki.

    dursun ağaçları kesip avm yaptı.
  6. cnn türk yayınında el sallayan adam.
  7. meşhur dev gulliver eşiyle sevişiyormuş. olayın heyecanından gaza gelen kadın gulliver'e "daha çok istiyorum gulliver" diye bağırmış. gulliver de "de get kadın kendini öldürteceksin" demiş.

    bana göre türkiye'ye uyan durum bu, aldıkça alasımız geliyor.
  8. ilkokulda sınıfın burnundan sümükler akan zıpır çocuğunun fıkra anlatmak için tahtaya çıkıp söylediği "adamın biri varmış ölmüş eheheheheğeğhe" fıkrası herhalde.
  9. bir gün motosikletlere tutkuyla bağlı bir adam varmış. uzun zaman para biriktirdikten sonra hayalindeki motosikleti almış, kullanım talimatlarını da satıcıdan öğrenmiş. satıcı özellikleri saydıktan sonra bir kutu da vazelin hediye ederek "yağmurlu havalarda eğer motosikleti dışarıda bırakırsan vazelini üzerine sür, paslanmayı engeller" demiş.
    adam vazelini cebine koymuş sevgilisinin yanına gitmiş, motosikleti göstermiş. sevgilisi de çok beğenmiş. "bu arada akşam gel, seni ailemle tanıştıracağım" demiş. eleman akşam kızın evine gitmiş motosikletiyle, dışarıya bağlamış, eve girmiş bir de ne görsün her yer dağ taş bulaşık. kız yanına gelmiş, sessizce "bizim evde bulaşık yıkama konusunda anlaşamadığımız için bir kural vardır, akşam yemeği yenirken eğer birisi konuşursa tüm bulaşıkları o yıkar" demiş. çocuk tamam demiş, aileyle tanışmış, akşam yemeği vakti gelmiş. sofrada çıt yok, kimse konuşmuyor korkudan.
    eleman kendi kendine düşünmüş; "ben şimdi bu kızın elini tutsam masadaki kimse ses çıkaramaz" demiş, kızın elini tutmuş, ters ters bakmışlar ama ses yok. ya demiş ben bu kızla azcık oynaşsam gene seslerini çıkaramazlar, kızla oynaşmaya başlamış ama gene masada çıt yok. ben bu kızı buracıkta s.ksem kimse bişey demez demiş, oracıkta kızı halletmiş, anne de baba da seslerini çıkaramamışlar korkudan. "ya bunun annesi de iyiymiş, ben şimdi annesini de becersem acaba nolur?" demiş, annesini oracıkta halletmiş, gene masada ses yok.
    bir anda gök gürlemiş dışarı bakmış, yağmur yağacak, kızın babasına bakmış, sonra kendi kendine "çıkıp motosiklete vazelin süriyim de pas yapmasın" demiş, elini cebine atıp vazelini çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış:

    !---- spoiler ----!

    "tamam tamam yeter, bulaşığı ben yıkarım"

    !---- spoiler ----!
  10. o zaman türkiye'nin genel ahlak kavramı üzerine bir fıkra anlatayım.
    adamın biri varmış. uçkuruna düşkün ama dini inancı da sağlammış(!) fıkra bu ya; adam aynı sokaktaki genel eve gider orada kadınlarla beraber olur, daha sonra da yandaki camiye gider "allahım şeytana uydum bir daha yapmayacağım" diye tövbe edermiş. bu düzen hep bu şekilde devam ediyormuş. bir gün yine kadının tekiyle beraber olduktan sonra koşarak camiye gelmiş "allahım şeytana uydum bir daha yapmayacağım" demiş. caminin köşesinin tavanla birleştiği noktada şeytan birden belirivermiş. ve yıllarca hafızalardan çıkmayacak o muhteşem cümleyi söylemiş. "ulan or.spu çocuğu karıları s.kiyon s.kiyon suçu da benim üstüme atıyon!!!"