1. bir yerlerde yanlış yapılmış, ama nerede tam bilmiyorum.
    örneğin şu linke bir bakın: oxford jesus college

    (bilmeyenler için çok kısa:
    oxford üniversitesi kolejlere bölünmüştür. yani siz oxfordlu olsanız bile kolej mensubu olarak anılırsınız, bir kimliktir.)

    şimdi konuya gelelim.
    düşünüyorum. acaba boğaziçinde böyle bir yapı olsaydı, muhammed koleji diye bir kolej olur muydu? olmazdı. şu an bile bunu hayal etmek çok garip bir his uyandırıyor.
    şimdi ingilterenin durumunu bizimle aynı kabul edip sadece bunun üzerinden bir kıyaslama yapmak sosyolojiye hakaret olur.

    müslüman değilim. ama aklıma bazen takılıyor. acaba dindar toplumu bütün olarak yok saymak yerine, bu temel üzerine kurulan toplumun mirası üzerine mi bir şey bina etmek gerekiyordu?

    islamın yaşandığı bin yıllık bir toplumu sadece islam üzerinden değerlendirmek çok yanlış. bugün islam fıkhı denen alan onlarca cilt temel esere dayanır. kuran'a baktığınızda ise bu kadar ayrıntılı ve kapsamlı bir hukuk sistemi göremeyiz.
    insan, doğası gereği, sürekli bir değişim içerisinde olduğundan istese de olduğu yerde kalamaz. bu yüzden islamı benimseyen toplumlar, kuran'ı temel alsa bile, onu zaman içinde olduğundan çok farklı bir boyuta getirmiştir. ve ortaya çok kapsamlı ve köklü kurumlar ortaya çıkmıştır.

    bu yüzden müslüman bir toplumu, islam sevilmese bile, sırf müslüman olduğu için küçük görmek çok büyük bir hata. aynı şekilde batıya baktığınızda, bütün mimarinin, sanatın hristiyanlık üzerine yükseldiğini görürsünüz.
    peki, sırf kökleri kiliseye dayanıyor diye klasik müziği yok saymak ne kadar akıllıca? notaların ilk ortaya çıkış sebebi, manastırlarda ayin yapan din adamlarının, ilahileri birbirleriyle paylaşabilmeleri içindi. notaları bu yüzden inkar etmek akıllıca mı?

    insanlık, özellikle din üzerinden olmak üzere, büyük bir miras bırakır. ve bunların çoğu, dini referans alan ama aslında bilfiil insana dayanan gelişme ve ilerlemelerdir. ve biz bu konuda muhtemelen hata yaptık.

    örneğin medreselerin şu anki imajı, dini eğitim veren yerlerdir. ama tarihine baktığınızda bunun pek de böyle olmadığını görürüz. madrasa - wikipedia

    hatta kurulan ilk büyük medrese olan nizamiye medreselerinin kuruluş tarihi 11.yy. (dünyanın ilk üniversitesi kabul edilen bologna üniversitesinin kuruluş yüzyılı)

    (not: harvard üniversitesi ise ilk kurulduğunda protestan papazı yetiştirmekteydi)

    ilk osmanlı medresesi ise şu an yeri bilinmeyen iznik medresesi. bunun da tarihi 14. yüzyıl.

    sonuç olarak;
    insan çok iyi ya da çok kötü bir dine sahip olsa da, zaman içinde değerler ve kurumlar üretir. çünkü insanın ihtiyaçları dinden bağımsız olarak temelinde aynıdır. (örnek: tıp)
    ve bu mirası sadece dinden dolayı bütün olarak reddetmenin, çok büyük bir yanılgı olacağı kanaatindeyim.
  2. hiçbir zaman yöneticiler tarafından vicdani emeller doğrultusunda düşünülmemiş konu.

    bu sebeple türkiye'de din asla kültürel bir varlık olamaz.

    kaldı ki bu coğrafyanın tek dini islam değil. osmanlı döneminde yahudi, hristiyan ve müslüman zor koşullar altında olsa da birlikte yaşayabiliyordu. günümüz neo-osmanlıcılarının hristiyan bir komşu veya ermeni/yahudi bir komşu isteyeceğini hiç zannetmiyorum.