1. döneceği yere bi 10 metre kala en soldan en sağa geçen sürücüler var altımda jeep olsa altıma alırım öyle sinirleniyorum :)
  2. -çok basmanın iyi şoförlük sayılması.

    örnek; mobeseler var, cart diye kesiyorlar cezayı, normalde de basmam da şehir içinde 60 yapıyosam en fazla, mobeselerin olduğu yerde 50yi geçmiyorum. işte o mobeseler varken dahi sellektör tacizi yapanlar var.

    -sinyal kullanmaz kimse, kullanırsa da sadece anayollarda kullanılır. ara yollarda, mahalle içlerinde kullanmaz genelde bizim insan. bu kullanmayanların da %99u anadolu çomarı.
    ben yaya görünce bile adamlar şasırmasın diye sinyal veririm, millet trafikte vermiyor.

    -yol kısaltmak için ters yöne (tek yöne) girmek.

    bir keresinde yayayım, bir cadde ve caddeye açılan tek yön yol var. cadde kaldırımı bitti, caddeye açılan tek yön yolun üzerinden yürürken, ters yöne girerken nerdeyse beni ezecekti bir adet dallama. durdu yol ağzında araba da.
    12 yaşımdaydım bir de. durdum tip tip baktım, 45 yaşlarında bir öküz, yanında da andaval karısı. kadın camı açtı "ne bakıyon evladım?" dedi. (yolun karşısına geçtim, arabanın sağına daha yakındım.)
    hiç bişey söylemeden arabanın önünden dolaşıp tek yön işaretini gösterdim "ananıza montelesinler bunu o zaman görürsünüz belki!" diyip bastım deparı :)

    saçma sapan bir konu hakkında iyi konuştum he.

    edit: imla
  3. selektör : gelişmiş ülkelerde "yol veriyorum sana" anlamı taşırken , ülkemizde , hatalı olarak " hoop ben geçicem" anlamı taşır.
    flaşör: gelişmiş ülkelerde tehlike anında kullanılırken, ülkemiz'de hatalı olarak "5 dakika işim var" anlamında kullanılır.
    sinyal: gelişmiş ülkelerde mutlaka kullanılan manevra işaretidir. ülkemiz'de hatalı olarak pek kullanan yoktur. zaman zaman yine hatalı olarak "solla geç ilerisi boş" anlamında da kullanılır.
    sis farı: normalde yeri aydınlatan siste yakılan ekipmandır. bizde , hatalı olarak "şekil" görünmek amaçlı , gözü kör edecek ayarda , siste görüşü tamamen öldürecek renkte kullanılır. birde arka sis lambası var ki , neyse .
  4. sinyal vermemek tabii ki. galiba şöyle bir mantık güdüyorlar;

    her hareketimi haber vermek zorunda mıyım? madem usta şoförsün, ne zaman döneceğimi sen tahmin et. yayalar mı? bana ne onlardan.

    sinir harbi, evet.
  5. x: aaa remzi abi mi şu

    diyerekten birbirine korna basarlar, yan şeritlerdeyse birbirlerine yaklaşırlar. garip bir ülkeyiz.
  6. kaldırıma araç parketmek.baktı park yeri yok adam otomobili değil bildiğin kamyonun yarısını kaldırım üzerine çıkarıp parkede bu ülkede sanki normal bir şeymiş gibi.
  7. araçlar için kırmızı ışık yandıktan kısa süre sonra yayalar için yeşil yanar ya, ha o yeşil yanana kadar geçilmeye çalışılır.

    yayalar içi kırmızı yandıktan kısa süre sonra araçlar için yeşil yanar ya, ha yayalar için kırmızı yanınca geçilmeye çalışılır.
    dkare
  8. sağa dönüş lambası olmadığı halde insanların sağa döncem yol ver diye anlamsızca kornaya yüklenmesi. daha sarı bile yanmamışken yine kornaya basarak taciz etmesi. bakmadan u dönüşü yapıp sığır gibi sol şeride 10 km hızla çıkması. taksi ve dolmuşların her hareketi. türbanlı bayanların jeepleriyle yolu tekeline almaları ve katliam denemeleri uzar gider bu liste.
    wtf
  9. sürücüler için söylüyorum; yaya geçitlerini takmamak. gerçi bu hata mıdır bilemem. bilerek yapıyorlar çünkü.
    bugün en az üç dakika yaya geçidinden karşıya geçmek için bekledim. baktım olacak gibi değil, kendimi yola attım ve öyle geçtim. artık buna bir çözüm bulunmalı diyorum ve sözü size bırakıyorum..
  10. ön koltuklara çocuk oturtmak bunların başında gelir. nasıl bir fantazi ürünü olduğu konusunda hiç bir fikrim olamamakla birlikte can'ım dedikleri varlığa yapılacak en kötü muamele.. bunun farklı bir versiyonu da çocuk arka koltukta oturtulsa da camlar açık bir vaziyette sarkıtılmaya maruz kalması. son derece tehlikeli hareketler bunlar. trafik polisinin geçtiği yerde ceza kesmek değil; direkt hapis cezası yazması gerek oracıkta. *