1. haklılar. her millet kendi milletini diğerlerine saygısızlık etmeden yuceltmeli bence... bizim milletimizse yapmıyor bunu ya da yaptığını sanıyor. dil ve kültür yüce şeyler olmalı. sahip çıkmalı. "biz sizin yerinize sahip çıkarız" diyenlere de inanmamalı.

    "kè beje ez kurdım kef kefawiye"
  2. kî bêje ez kurdim kêf kêfa wî ye
    * zülfiyare dokunmuş ne anladıniz da eksiyi bastiniz.
    seed
  3. hepsi öyle değil. ama böyle saçmalayanlar var tabii. dil de kutsal değildir kültür de. seversin edersin de yüceltmek ne? sonuçta memleket gibi işte. herkesin tuttuğu kendine.
    yok
  4. sadece türkler mi yüceltiyor sorusunu aklımdan geçirmiş bir sual.
  5. ne kadar yüceltilirse edilsin ne olduğu ortadadır.
  6. yaşadığımız devrin gerçeklerine uzak düşünce yapısı içindeki zihnin ürettiği sorudur.
    neden - sonuç ilişkisi içinde süregelen bir tarih sarmalı mevcutken, devletlerin halklarını bir arada tutmak için her yolu denedikleri aşikar iken gereksiz sorudur.
    uzun dönemler boyunca din olgusu ile bir arada tutulan teba ve oluşturduğu devlet yapısı son yüzyıllarda milliyet ve kültür birliği düşüncesi ile bir arada tutulmaktadır. fakat bu durumun bir noktadan sonra baş edilemez hale geldiğini söylemek gerekir.

    son yüzyılın 2. yarısı ve içinde bulunduğumuz asırda artık yönetimler kendi milli düşüncelerini ve kültür üstünlüklerini yayma adına her yolu deneyip uygular hale geldiler. tabi ki her devletin üslubu bu noktada ayrışır. malum devletlerin afrika'da, hindistan'da, güney amerika ve dünyanın birçok yerinde gerçekleştirdikleri işgaller bunun en önemli örneği olmalıdır. her şeyden önemlisi ise bu devletlerin kendi dillerini dünya diplomasisinde geçerli dil olarak kabul ettirmeleri kendi milletlerini ve kültürlerini yücelttiklerinin bir kanıtı olmaz mı ?

    işgaller ile birlikte kendi dillerini evvelce hür olan bölgenin halkına dayatmaları, güç kullanmaları, ibadet hürriyetini ve daha birçok insan hakları ihlallerini uygulamaları yeterince açıklayıcıdır.
    aynı yöntemi kendi tebası içindeki farklı milletlere uygulayan sovyet rusya bu noktada diğer kuvvetler ile benzeşir.

    bunlardan farklı olarak ise devrin en yetkin kuvveti, giyim, tv, internet, dizi, kitap gibi insanların sosyal mecralarına hakimdir. yaşam tarzlarına, aile ilişkilerine ve hatta düşüncelere dahi yön verme ve kendi kültürünü yerleştirme amacı güden amerika devleti ise en uzun fakat en kalıcı kültür asimilasyonunu sağlamıştır.

    bizler ise olmayan geçmişin üzerinden bir halkı ve devleti bir arada tutma çabası içinde değiliz. zaten var olan ve yüzyıllar boyunca tekrar eden başarı üzerine bir yüksek kültür amacı devlet düşüncesinde yer etmiştir. bahsedilen başarı, bildiğimiz tarihi kayıtlar ve daha birçok bilgi; tarih yazma geleneği olmayan türklerden değil avrupa, iran, arap ve çin kaynaklarındandır.

    dünyanın geleceğini belirleyen devletlerin yukarıdaki metotlarla kendi halklarına yücelik duygusunu kabul ettirip, farklı milletler üzerinde eylemlerde bulundukları açıktır.
    filhelenizm ile avrupa kendisini yüksek antik yunan kültürüne dayandırmış ve tebasını bu düşünceye inandırmıştır. bu akımla geliştirilen düşünceler direk olarak devlet politikalarında belirleyici olmuştur, 18. yy daki devlet politikaları modern toplum düşünce yapısının temelini oluşturmuş ve avrupa'da helen kültürüne gelen övgüler artmıştır.

    bütün dünya her an farklı siyasi düşüncelerden etkilenip farklı politikalar üretirken, bu kadar kapsamlı olması gereken bir konu neden sadece türklere indirgenir merak ederim doğrusu.
  7. siyasi partileriniz, futbol kulüpleriniz, tarikatlarınız, mezhepleriniz, politik sendikalarınız, maddi gelir durumuna dayalı örgütleriniz, ithal ideolojileriniz vs...

    bunlar, insan eliyle türetilmiş, sentetik ayrimlardir ve toplumu kin ve nefrete alenen teşvik eden sunni kutuplasmalar yaratan bunlardır.

    biz insanları ırklarına göre ayırıyoruz.
    insanlar arasında bu ayrımı türeten, insanoğlunu yaratandır. bu ayrım sunni yada sentetik değil doğaldır.
  8. diğer her şey kutuplaştırıcıymış ama ırk allah'ın lütfu olarak doğal bir ayrımmış, işte gamalı haçı böyle bir kafa üretti. nasyonal kiliseyi ve fransisken rahiplerini de. türk islamcılığının dayandığı nokta da bura, ırkçılığın bir ideolojiye dönüşmediğinde hiç bir anlamı olmayacağını bilmeyen mazlumlara böyle öğretildi zalim olmaları.

    dil ya da milliyet aynı zamanda kültürün parçası olan binlerce öğe içerir ve kültür korunmalıdir, bir milletin değil insanlığın ortak mirasıdır. eğer o kültür baskı altında yok oluyorsa onu savunmak nefsi müdafaadır. baskı oluşmadan koruma içgüdüsü gelişmez. türk islamcıların böyle bir derdi yoktur çünkü emperyalizmin ne olduğunu bilmezler, bizzat emperyalizm tarafından üretilirler. emperyalizmin farkında olan sade ulusçular ise ülke içindeki her unsuru kendi dillerine tehdit sayarlar. fakat yukarda dediğim gibi bu tehdit baskı oluşturur, baskı da direnç.
  9. neden böyle bir başlık açıldığına anlam veremediğim başlık. allahın rus u ingilizce öğrenmez, allahın alman'ı sarf ırk peşinde soykırım yapar ama biz türkler şöyle böyle ebele ubele konuşuruz.

    türkiye cumhuriyeti nde doğan herkes turktur, bu ırkı değil milli bir kavramdir. soruyu su şekil mı anlayalim yani; biz türkler neden kendi milletimizi yuceltiyoruz?

    cevabı da şöyle vereyim o zaman: baska kimimiz var kendimizden başka?
  10. bireysel piskolojiden farklı düşünmeye gerek var mı? arkadaşlarınızla bir masada toplanmışsınız, bir tanesi sürekli ben şöyle yaptım, böyle yaptım, şöyle iyiyim, böyle başarılıyım diye anlatıyor. ne düşünürsünüz? gerçekten eylem yapmış insanlar bunu sürekli söyleme ihtiyacı gütmezler. bir insan durduk yere "seni arayacağım" diyorsa aramaz mesela. eyleyecek olsa söylemeye gerek duymazdı.