1. altı yüz yıl kadar birlikte yaşadıktan sonra birinci dünya savaşında evlerine çarpı işareti koyup sonrasında mallarını yağmalayıp doğuya sürdükleri ermenilerden nefret eden insanların nedeni.

    ermeniler türklerden nefret ediyor mu? benim gözlemlerime göre ediyor. bir yıl ermenistanda kaldım. kardeşçe yaşarken bize neden saldırdılar dediklerini çok duydum ancak afedersiniz türk dediklerini görmedim.
  2. tıp okurken size pek tarih anlatmıyorlar deyip geçecektim ama yakın tarihi de mi bilmez bir insan. (bkz: hocalı katliamı) .
  3. freudyen açıdan değerlendirirsek her kitleye nefret edilecek bir nesne gerekir. kitlelerin mayası budur. kitle oluşumunun bir gerekliliği de kitlenin yararına bireysel saldırganlığın bastırılmasıdır. bastırılmış bu saldırganlık, çeşitli özdeşimler ile, dış bir nesneye yansıtılır. genelde farklı olan yakın bir nesne seçilir. örneğin türkler ermenilerden nefret eder. adanalılar mersinlilerden, adananın ilçesi olan kozanlılar, en yakın osmaniye ilkesi olan kadirliden nefret eder. bir de şu var
    (bkz: küçük farklar narsizmi)
  4. ermenilerle ilgili bir sıkıntımız yok, biz onun bunun çocuklarini sevmiyoruz.
  5. gevşeklik
    tarih bilmeme
    atalarının kemiklerini sizlatmak
    gevşeklik demiş mıydım?
    ah tabi
    baş sırada
    cehalet.!
  6. atası ihanet etmiş torunları da yalanlarla büyümüş,nefret belki ağır bir kelime ama genelinin sevmeme sebebi budur.
    eale
  7. bu güne kadar ermenileri sevmeyen hiçbir türk görmedim. ermenilerden nefret eden kişi zaten türk değildir.
    raj
  8. insan türünün hiç bir evresinde, farklı milletlerin birbirleri ile çatışmasını sağlayan bir durum yoktur. fitne dışında.

    fitne öyle bir şey ki, kin pompalar. öyle ki, oturup sakince düşünmek, olayları değerlendirmek ve bir aksaklık aramak için fırsat vermez. basiretsizleştirir.
    dahası, bir önceki olay bir sonraki için sadece sebep değil, aynı zamanda da intikamı zevke dönüştüren bir algı oluşturur.

    fitne;
    birbirinden çok farklı yaşam tarzına sahip insan ırkları bile çok rahat yaşarken, onların aynı ortama ait olmadığını düşünen, aykırılıkları sayesinde güçleneceğine inanan, onları böldüğünde en az birini kendi tarafına çekeceğini bilen kötü niyetli bir kişinin planının en temel altlığıdır.

    plan öncelikle ilişkinin sağlamlığını hedef alır, onu esnetir. çok sağlamsa direkt kırar, esnekse keser.
    yavaştan anlaşmazlıklar çıkarır...
    bu anlaşmazlığı referans alan bir başka durum yaratır. her zarar veren olayda parmağı vardır.
    böyle böyle her yeni ara bozucu olay bir öncekinden depolanan kin ile daha hoşgörüsüz ve kırılgan bir hale gelir. bardağı taşıran son olay da genellikle en başta yaşanan olaydan daha basit bir şey olmasına rağmen artık bunu iki tarafında düşünemeyeceği bir hale getirir ve bir dönem birbiri ile mutlu bir şekilde yaşayan bu iki insan birbirini öldürebilir duruma gelecektir. çünkü basiretsizleşen ilişki bunu kaçınılmaz kılacaktır. hem de kendinden sonra geleceklere anlatılacak bir dehşetle... bu dehşeti anlatacak ve sıcak tutacak olan da aynı fitnecidir.

    yıllar sonra bu yaşananlar katlanır, nefret artarak çoğalır, her iki taraf da aslında kendini haklı görür. aslında ölen ve yok olan her iki tarafdır. ama bunu bir tek bu fitneyi sokan en iyi bilir.

    velhasıl; türklerin ermenilerle yaşadığı talihsiz anılar ilk değil, son da olmayacaktır. dünyanın belli kesiminde yaşayan bir çok sınır komşusu ya da aynı sınır içinde yaşayan farklı ırklar, kendine yapılan kötülüğün işaret ettiği yer komşusu olduğunda oturup düşünmediği ve intikama yöneldiği her dönem bu durumun örnekleri artacaktır.

    bugün bu insanlara birbirini sevin desek, aslında iki taraftan da buna kucak açacak çok ama çok sayıda kişiler olacaktır. bu çoğunluk da zaten yeterlidir aslında ama ah ah, "peki dedelerimizin kanını bir çırpıda unutacak mıyız" diyen ve asıl fitnecilerin yerini alanlar olmasa.