1. eski zamanlarda büyük bir dağın yamacında iyi ve akıllı bir maymun kral, diğer yamacında da şeytan yaşarmış. kral çok yaşlıymış üç tane akıllı danışman maymunu varmış. krallığın inancına göre diğer yamaçta yaşayan şeytanı görenler ve sesini duyanlar sonsuza kadar lanetlenip taş kesilir, maymun krallığı da felakete uğrarmış.

    bir gün üç danışman maymun krallarına ender bulunan çiçeklerden toplamak için bir tepeye gitmişler. çalıların arasında hışırtı duyunca çalıları aralayıp baktıklarında şeytanla yüz yüze gelmişler. şeytan sevincinden çığlıklar atmaya başlamış.

    maymunlardan birincisi onu görmemek için elleriyle gözlerini kapamış, ama şeytanın sesini duymuş. ikincisi kulaklarını kapamış ama o da istemeden şeytanı görmüş. üçüncüsü ise bir anda donmuş gibi hiçbir şey yapamamış, bu yüzden şeytanı hem görmüş hem de sesini duymuş. bu ölümcül sırdan da kimseye bahsetmemek için iki eliyle hemen ağzını kapatmış.

    taş kesileceklerinin beklentisi içinde bir ağacın altına gizlenmişler. orada saatlerce korkudan titreyerek, hareketsiz kalmışlar. gece yarısı olmuş. krallarını ve halkını tehlikeye atma kaygısıyla, bu sırrı kimseye söylemeyeceklerine dair birbirlerine söz vermişler. o günden sonra insanlar ne zaman gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatmış üç maymun görseler, onların şeytanı görmüş ve duymuş olduklarını, ama toplumun çıkarları uğruna bunu bir sır olarak sakladıklarını anlamışlar.

    biblolar, objeler ve resimlerle karşımıza çıkan üç maymun felsefesi genel olarak, görmedim, duymadım, bilmiyorum olarak anlamlandırılır. hikayeden farklı olarak kötüye bakma, kötüyü dinleme, pişman olacağın sözü söyleme olarakda düşünülebilir. herkes kendine göre bir anlam yükleyebilir.

    hikayeden farklı olarak günümüzde kişiler, gruplar, zümreler çıkarları için üç maymunu oynayabilir. buna karşılık büyük bir çoğunluğun sindirilmişliğin, baskının, korkunun etkisiyle gözlerini, kulaklarını, ağızlarını yummak zorunda kalması sanırım bu simgeye orjininden farklı anlamlar da yüklemeyi gerektiriyor.