• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
ugetsu monogatari - kenji mizoguçi
iç savaş döneminde bir taraftan otoritesizliğin karmaşası ve baskısı, diğer taraftan da sosyal ve ekonomik güçlüklerin getirdiği baskılar arasında sıkışıp kalmış -komşu- iki aileyi anlatır; film. filmin odağında kendi atölyesinde – karısıyla birlikte – çömlek yapıp, şehirdeki pazarda yaptıklarını satan bir adamı görürüz. pazarda işinin iyi gidip, çömlekleri çabucak satan genjurô, büyük bir hırsla çömlek yapıp bir an önce onları satmaya karar verir; onun bu hırsı gittikçe önü alınmaz bir açgözlülüğe dönüşecektir. kazandığı para ve yaptıklarına kıymet verildiği düşüncesi bu adamı öyle mecralara akıtır ki…

artık ailesini bile unutmuştur, ama bu unutuş belki de ona pahalıya patlayacaktır. filmin diğer bir kahramanı ise sosyal hayatın dışında kalmış, işi gücü olmadığı için karısı tarafından sürekli başkalarına şikayet edilen bir adam (tôbei). tôbei’ nin hayatta istediği tek şey samuray olmaktır (tam teşekküllü). samuray olmak için her şeyi yapmaya hazırdır, eline bir miktar para geçer zırh ve diğer gereçleri alıp bir samuray olur (ama gerçekten de bir samuray mıdır?). olaylar ona öyle bir şans verir ki en alâsından bir samuray olur, en azından insanların ona bakışı böyle düşündürtür (gerçekte öyle değildir tabii ki). gün olur devran döner, o da çok istediği samuraylığı bir yana koymak zorunda kalır. belki çok istediği samuraylığı kaybetmiştir, ama çömlekçi genjurô’ ya göre çok daha şanslıdır.
  1. türkçesi "yağmurdan sonraki soluk ayın öyküleri" olan film. monogatari translate'e göre öykü demek. ugetsu tek başına yine "yağmurdan sonraki soluk ayın öyküleri" diye çevriliyor.

    japonca nasıl bir dil arkadaş.

    muhteşem ismi dışında, andrei tarkovksy'nin en sevdiği filmler arasındaymış aynı zamanda. henüz izlemedim ama en kısa zamanda izleyeceğim.