• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.46)
Yazar emily bronte
uğultulu tepeler - emily bronte
ingiltere'de xix. yüzyılın ikinci yarısı, "victoria dönemi" olarak adlandırılan bu dönem, orta sınıfın yükselişini, gösterişli yaşamların moda oluşunu simgeler. brontë kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği bu yıllarda, önce bir erkek kimliğiyle şiirler, sonra kendi adlarıyla klasikler arasında yer alacak üç önemli romana imza atmıştır. emily brontë 1848'de öldüğünde dünya edebiyatının en güzel romanlarından birini, uğultulu tepeler'i bırakmıştır ardında. bu victoria dönemi romanı, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı, kimine göre her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser, ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiirdir.

ölümünden bir yıl önce bitirdiği uğultulu tepeler'deki kişilerin yalnızca hayal ürünü kişiler olmadığı, brontë'nin çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir. sevgi, kin, nefret, öç alma tutkusu gibi güçlü duygularla örülü bu gençlik öyküsü, patladı patlayacak bir cinsellikle doludur. daha otuz yaşındayken veremden ölen, son derece duyarlı, hiç evlenmemiş bu genç kadın yazar, tüm canlılığıyla bu romanda vardır. okuyanın yaşına, deneyimlerine ve duyarlılığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tatlar veren, tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bir başyapıt.
(kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. dünyanın en ilginç romanlarından biridir şüphesiz. benim için kalıpları yıkmış olması yönünden ilginçtir. !---- spoiler ----!

    birbirini bu kadar delice sevdiği halde sürekli birbirine bu kadar zarar veren bir çifti barındıran bir roman görmedim. birbirine bu kadar benzediği halde bu kadar farklı olan insanları barındıran bir roman da görmedim. o kadar ilginç ki belli bir sınıfa koyabileceğiniz iyi karakterler size sıradan geliyor bu çeşitliliğin içinde. ilk defa bir romanı anlatmaya çalışırken zorlanıyorum sanırım. romanın bazı yerlerinde baş karakteri severken bazı yerlerde sevmediğimi fark ettim ilk defa o karakterleri pek de sevmememe rağmen ve hayaletlerin gerçek olduğuna roman içerisinde inanmak istedim. kısaca okunmaya değer bir romandır efenim. güzeldir.

    !---- spoiler ----!
  2. zamanın ve mekanın ötesinde yazılmakla birlikte emily'nin ilk ve son romanı olan uğultulu tepeler okuyucusuna aşkın sınırlarını gösterir. görme engelli arkadaşlarımız için boğaziçi üniversitesi e-arşivine çok yakın zamanda naçizane sesimle okuduğum sesli kitap versiyonu da yüklenecek..
    !---- spoiler ----!

    bazı aşkları ölüm bile ayıramaz. ruhlar bedenlerden ayrılır, belki de günahkarlar hep azap çeker sanırız ancak korkunç bir fırtınalı gecede onların kahkaha seslerini duyarız. birliktedirler. hayattan intikamlarını alırlar. fundalıklarda. (bkz: "i cannot live without my life, i cannot live without my soul.")

    !---- spoiler ----!
  3. "i love my murderer, but yours? how can i?" diyerek kitabın orta yerinde insanı ağlatan, cathy'nin ve heathcliff'in aşk hikayesi.
    !---- spoiler ----!
    cathy'nin muhtemel soy isimlerini yatağının başına kazıdığı anlar insanı dumur eder.
    !---- spoiler ----!
  4. okuduğum en iyi aşk ve aynı zamanda intikam romanlarından biri. filmi de var ama izleyemedim bir türlü.

    kitap, hem hikaye, hem de dili itibarıyla edebiyat tarihinde özel bir yere sahiptir. bir başyapıt denebilir kitap için.

    üzerinden biraz zaman geçtiği için tam anımsayamasam da karakterler son derece doğaldı ve çok iyi tanıtılmıştı okuyucuya. cümleleriyle, betimlemeleriyle her bir karakter okuyucunun kafasında rahatça ete kemiğe bürünebiliyordu. kötü karakter o kadar ince düşünülerek yaratılmış ki hiçbir yerde bu kadar da olmaz dedirtmiyordu size. her söylem, her eylem son derece insani ama son derece de kötüydü. yani sınır biraz aşılsa tüm inandırıcılığını kaybedebilirdi karakter ve hikaye ama yazar çok iyi kurmuş bu dengeyi. über bir kötü adam yaratmış ama aynı zamanda o kötü adamı insana özgü duygularla fazlasıyla donatarak gerçekçi kılmış. dünya tarihinde bu işi en iyi yapan, yani bir karakterin ruh halini, duygularını en iyi yansıtan, aklını hatta ruhunu okuyan yazar dostoyevski' ydi tartışmasız. bu kitapta da emily bronthe ana karakteri bir dostoyevski edasıyla hazırlayıp sunmuş okuyucuya. o kadar ruh çözümlemesine girmemiş elbette ama ana karaktere yaşattıklarıyla, söylettikleriyle okuyucuya fazlasıyla hissettirmiş ana karakterin duygularını.
  5. filmini izlemek isteyenlere 92 yapımı olanı tavsiye ettiğimdir. kitabı çok beğenen biri olarak ralph fiennes'in heatcliff karakterini yaşattığını düşünüyorum.
    nesli
  6. her okuyuşta can alır...
    !---- spoiler ----!

    ''nelly, i am heathcliff - he's always, always in my mind - not as a pleasure, any more than i am always a pleasure to myself - but as my own being...''

    !---- spoiler ----!
  7. okunmalıdır. senaryomtrak bir havası vardır ki filim şeridi gibi , su gibi akıp giden roman..