1. türkiyede malum olaylar dışında en çok üzüldüğüm konulardan bir tanesidir bu. sanata ve sanatçıya saygının olmaması , başarılı sanatçının hak ettiği değeri görmemesi ben çok derinden etkiliyor. sonra neden bu insanlar yurtdışına kaçıyor deniyor.hadi kaçabilen yurtdışına kaçıp orda gelişmeye devam ediyor. ya kaçamayan ? türkiye'de bize dayatılan sistemin bir kölesi daha olup çıkıyor. konservatuvar okumaya korkuluyor. çünkü böyle bir ülkede konservatuvarla karnını doyuramıyorsun. çok küçük bir örnek verip entry'mi sonlandırmak istiyorum.

    ilk önce yavuz çetinin herhangi bir şarkısının izlenme sayısına bakınız.

    ya da yavuz çetin'i aranızda belki de sevmeyenler çıkabilir.

    bunun izlenme sayısına bakınız.

    sonra da bunun
  2. ülkemize özgü olmayan bir durumdur.kaliteli olan popüler olacak diye bir kural yok,genellikle de olamıyor zaten.
  3. ülkemizde kaliteli müziğin bulunamamasından kaynaklanıyor olabilir. malum günümüzde teknolojinin nimetleri ile harika (!!) seslere sahip olanlar var. e hal böyle olunca da, kaliteli olan ezilip kalabiliyor...

    (bkz: petek dinçöz) hatırladınız mı?
  4. kaliteli müziği dinleyen bir toplum olabilirdik lakin reklam ve sosyal medya gücünü kullanan dev insanların popülerlik kavramı üstünden yürüyor olmamaları gerekirdi.
  5. müzik derslerinde test çözdürülen ülkemin okullarını gördükçe şaşırmadığım durum. okullarda temel müzik eğitimi bile verilmez oldu. türk müzik tarihine bakıldığında aslında ülkede ne kadar kaliteli işler yapıldığı ortadadır. örneğin bir selda bağcan bir özdemir erdoğan, bir okay temiz, bir barış manço, cem karaca albümü dinleyince türkiye'nin günümüzde müzik anlamında ne kadar gerilediğini görebilirsiniz. ne varsa 70-80'lerde var. tabi fazıl say gibi hüsnü şenlendirici gibi dünyaca ünlü virtüözlerimiz yok değil ama onlara verilen değer de ortada.
  6. ülkede kaliteli olan hiç bir şeye değer verilmediğindendir.
  7. ne değer verirer ne de teşekkür ederler.*

    (bkz: #116821)
  8. kaliteden anlayan insanların olmamasından kaynaklanan olay. dünya standartlarında müzik yapan nice sanatçımız var. ama demet akalın bir şarkı çıkartır, gülşen bir düet yapar milyonlar kazanır, bizim garibanlar da küçük kalabalıklara bar konserleri verirler. arada bir konser afişlerini görürsünüz sosyal medyada "öf kim abi bu ya" der geçersiniz. o konsere gitseniz neler görüp neler dinleyeceksiniz hiç bilmezsiniz halbuki. 5 dakika boyunca aynı melodi üzerine dönen aşklı meşkli sözleri bıkmadan usanmadan dinlersiniz ama gitar ve davulun efsane uyumlu olduğu, sözlerinin insanın en ilkel duygularından en modern endişelerine kadar her noktasına dokunduğu şarkıları yapan insanları "sıkıcı" diye nitelendirip umursamazsınız bile. ister rock/metal, ister blues olsun hiçbir şarkı "sıkıcı" ya da "kafa ütülüyor" olarak nitelendirilerek bir kenara atılamaz. müzikaliteden anlamayan, sadece sözlere anlam yükleyen bir milletiz bu bariz. ama dediğim gibi efsane sözler de oluyor zaten bu şarkılarda. en basit örnek olarak bir ara gittiğim bir tiyatro topluluğunda herkes sırayla bir cümle söylüyordu sahneye çıkıp. ben pentagram'ın şarkısından bir cümle söyleyip indim gayet sakince. kalabalıktan uuuu diye bir ses yükseldi. onca insana gelmeyen tepkiyi tek cümleyle aldı. sözlerin etkileyiciliği böyleyken, bazen sözleri duymayıp sadece alttaki müziği dinlediğim onlarca şarkı var. eğer halkımız gerçek müziğin kıymetini anlamaya başlarsa bu adamlar da değerlenir diye ümit ediyorum. ama bu gidişle zor gibi.
    jimi