• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.38)
ultimo tango a parigi - bernardo bertolucci
jeanne, evlilik hazırlıklarını sürdürürken bir yandan da evlenince oturmak için bir ev aramaktadır. bir gün çok beğendiği bir evi gezerken çok ilginç ve garip bir adamla tanışır. paul, kendinden yaşça büyük ve tanıdığı bütün erkeklerden farklı bir adamdır. aralarındaki çekime karşı koyamaz ve birlikte olurlar. uzunca bir süre sadece birlikte olabilmek için bu evin çatısı altında buluşacak ama birbirlerinin dışarıdaki hayatlarına dair hiçbir soru sormayacak ve hiçbir şey bilmeyeceklerdir. bu, paul'ün ilişkilerinin devam edebilmesi için koymuş olduğu bir şarttır. paul'ün karamsar ruhuna karşılık jeanne'in capcanlı gençliği, koydukları bu sert kurallara dayanamayacaktır. (alıntı)
  1. o yılların gözde kavramı yabancılaşmadan hareket eden bertolucci'nin amerikan kahramanı korkunç bir boşluk içinde debelenirken genç bir burjuva kızıyla boş bir apartman dairesinde salt cinselliğe dayalı bir ilişkiyi sürdürmeye çalışıyor. ne isimlerin, ne geçmişin, nede geleceğin önemli olmadığı, sadece şimdiki zamanın yaşandığı bir kadın-erkek ilişkisi mümkün olabilir mi? bu başlıbaşına yıkıcı bir şey değil midir?
    o güne dek görülmemiş, olağanüstü süratli kamera kullanımı. ışık ve renklerle yaratılan benzersiz bir atmosfer.
  2. 1972 yapımı belki de bernardo bertolucci'nin en ses getiren ve tartışılan filmlerinden biri. senaryosunu, franco arcalli ve agnès varda ile birlikte yazmış. erotik sahneleriyle hala çok konuşulan ve maria schneider’ın –o sahnelerde- zorla oynatıldığını söylemesiyle sansasyonlar yaratan, erotizminin altında yatan güçlü psikolojik travmalarla, akılda kalıcı diyaloglarıyla ve kült mertebesine erişmiş bir film.

    ama madalyonun bir de öbür yüzü var ki, bu yüz gerçekten çirkin. filmden çok yıllar sonra bir söyleşide, filmdeki tereyağıyla anal seks sahnesini marlon brando ile kahvaltı yaparken tasarladıklarını ve o sırada 20 yaşında olan schneider’e bu sahneyi zorla oynattıklarını söyleyen bertolucci “ağlayıp yalvardı. krize girdi, ama paris’te son tango için o sahne mutlaka gerekiyordu” diyerek bu olaydan büyük pişmanlık duyduğunu da itiraf etmiş. maria schneider için bu korkunç deneyimin çok travmatik olduğu ve hayatı boyunca ciddi sorunlara sebep olduğu söyleniyor.

    tam bu noktada, tippi hedren'in kuşlar filminde alfred hitchcock'la yaşadığı deneyim aklıma geliyor. ve dışardan parıltılı ve muhteşem görünen sinema sektöründe "tümgüçlü", "tanrısal (omnipotent)" ego sahibi yönetmen tahakkümüne karşı oyuncuların aslında ne kadar da çaresiz olabilecekleri gerçeğini gözden kaçırdığımızı düşünüyorum.
  3. kısmen rahatsız edici, bolca karanlık bir film. aşk değil de yalnızlık filmi.

    !---- spoiler ----!

    jeanne'in kendine söylediği büyük yalan "it's better not knowing anything" ile başladığından başka şekilde sonlanması zaten imkansızdı...

    paul ölürken yaşadığı şaşkınlık ise en başta söylediklerini doğrular gibiydi : "even if a husband lives 200 fucking years, he will never discover his wife's true nature. i may be able to understand the secrets of the universe, but...i'll never understand the truth about you."

    !---- spoiler ----!
    mesut