1. lale müldür'ün buhurumeryem kitabının ilk şiiri.

    -herkes is is is istediğini yapar.
    -yaa yap yap yapar istediğini.
    -biliyorsun bazan oturur öyle düşünürüm.
    -öyleyse funky sesi duyalım.
    -bir daha umarsiz yaşamalar yok
    bir daha umarsiz yaşamalar yok
    -peki ya akademi, akademik ses ne diyor?
    -akademik sesi funk'la, sars, çıkart at
    -umarım sizi takip edebiliyorumdur.
    -umarım. biz diyoruz ki lavanta çiçeği bir gökyüzü altında, turuncu/türkuaz çizgili toprakların üstünde beyaz kır çiçekleri yağmurunda yani pi rinç, piri nç tarlalarında pantolonlarımızın paçalarını sıvamış girerken tam suya, ilerde kırmızı kayalıkların üstüne tünemiş kalbini yeşil yapraklarin arasindan çlkaran adamin farkına vardığımızda çok çok geç kalınmamakla birlikte belli bir eziklik duygusuyla hareket edip her bir yöne rastgele dağıldığımızda sanki o bütün gece (sabaha kadar konuşulduğu için) uyumamışların gündoğumunu izlemek ve günün ilk çaylarıyla bir ay çöreğini paylaşmak üzere deniz kıyısında bir kahveye girişimizi, sandalyelerin yerlerini hafifçe değiştirdikten sonra sanki birden serin/ serin bir yeşilliğin denizin ortasından çıktığını görüp ama onu ele geçirmekte yavaş davrandığımız için onun gökyüzüne sürekli form değiştiren bir bulut gibi yükselişini acıyla izlediğimizde ki şimdi bunları düşünürken ağzımda geveleyip durduğum çam sakızını duvara yapıştırdığımda kendisine miras olarak bir ecza dolabının kaldığı hafif dişlek ve hatta dörtgöz kızıl saçlı bir çocuğa orient'in ilk astronotlarının adı sorulduğunda: 'piri reis ya da al-battani' gibi muallakta kalan bir cevap verildiğinde... tüm cevap beklentilerinin ötesinde...
    -come on, come on, let's hear the funky sound:
    -turuncu/mavi bir hava alanı pistinde, bereketli topraklar üstünde, yavaşça uykuya kayan bir çocuğunki gibi ellerimiz birleştiğinde, yani ki artık kendimiz dahil hiçbir düşman kalmadığında...
    -hadi hadi artık funky soruyu sor:
    -dans adımları atarak benimle dairenin dışına çıkar mısın?