1. bir büyü örneği.
  2. karamsarlığa içimde yer vermemeye çalışıyordum. çünkü ben hayallerimle fazlasıyla mutluydum... "umut ediyorum, öyleyse yaşıyorum" dedi içimdeki bir ses, ardından başka bir ses ise şöyle dedi: "ve umut giderek, umutsuzluğu yenecek..."
  3. insanın kendisini hamal gibi hissetmesine neden olabilir. maddi bir yükün tonajı belli iken, umudun, gam yükünün ağırlığı belirsizdir. omuzlardan atmak gerek bunları. hayat umut etmek için kısa, anın devinimlerini hissetmek lazım.
    abi
  4. "işkenceyi uzattığı" söylenir.
  5. umutsuzlukla ayrılmaz ikilidirler ve ikisinin müsabakası neşe vermesi gereken umudu kaosa sürükler
  6. sevmekle, sevebilme yeteneği ile yakındır.
  7. şimdilerde umut, aşık olduğum adamın bir gün bana gerçekten inanacak olması demek benim için. hayali bile güzel.
    scott
  8. "güzel günler göreceğiz çocuklar/güneşli günler göreceğiz/motorları mavilikere süreceğiz" nazım da olmasa nasıl çıkar dibe vurmuş ruhum aydınlığa.

    tarkovsky'nin nostalgia adlı filminde bir söz vardır: "bir damla bir damla daha iki damla etmez. daha büyük bir damla eder." aklıma geldikçe kendimi iyi hissediyorum. benim umudum, senin umudun iki umut etmez. daha büyük bir umut eder diye düşünüyorum.

    belki kendimi kandırıyorum. varsın olsun. içime çöreklenen ve beni dibe çeken bu ağırlıktan, yenilmişlik hissinden kurtulmak istiyorum. godot'yu bekleyen iki adamın "hadi gidelim" diyip de bir türlü vazgeçip gidememesi gibi bekliyorum.
  9. umut, belki içimizdeki gücü tetikleyen bir mekanizma, belki çaresizliğin yarattığı sanrılı bir bekleyiş, belki en kötü anlarımızda dört elle sarıldığımız güçtür.

    dört mum, sessiz bir ortamda yavaşça yanıyormuş. içlerinden ilki şöyle demiş:

    “ben barışım! artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim.” bu sözler üstüne alevi hızla azalmış ve bütünüyle sönmüş.

    ikincisi şöyle söylemiş:

    “ben inancım! neredeyse herkes benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor; o nedenle daha çok yanık kalmama hiç gerek yok.”

    konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgâr hafifçe esmiş ve onu söndürmüş.

    üçüncü mum, sırası gelince konuşmuş:

    “ben sevgiyim! yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. insanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular.”

    üçüncü mum, sözlerini bitirdiği anda sönmüş.

    bir süre sonra odaya bir çocuk girmiş ve üç mumun yanmadığını görmüş. “neden yanmıyorsunuz, sizin sonuna kadar yanmanız gerekirdi.” dedikten sonra ağlamaya başlamış. bunun üzerine dördüncü mum şöyle söylemiş:
    “korkma, ben yandığım sürece diğer mumları yeniden yakabiliriz, ben umudum!”

    hikayede olduğu gibi, içimizde önem verdiğimiz değerlerle ilgili yanan mumlar zamanla sönebilir. her şeyimizi yitirebiliriz ama "umut" o hiç bitmiyor işte.
  10. hocam selam, fazla mucize var mı?

    kalmadı kusura bakma.

    ok kolay gelsin.

    pardon fazla mucize var mı büyük boy orta boy.

    valla kardeş olsa dükkan senin

    anladım abi.

    iyi günler fazla mucize var mı sizde ufak da olabilir.

    abi geçen gün stokları tükettik.ne zaman gelir bilinmez.

    tamam iyi işler.

    dur tahmin edeyim.mucize var mı dicem kalmadı diyeceksin.

    evet nerden bildin.onun yerine acı var, boy boy, hayal kırıklığı var, portifoy geniş ayrıca toplu ve büyük acılarda maksimum karta indirim yapıyoruz..özlem var yeni ambalajlarıyla.