1. hiç anlamadığım şey. sırf yoklama için gelen tipler zaten ya uyuyor, ya konuşup duruyor. zaten seni dinlemiyor. neden inatla dersin düzenini bozan bu öğrencileri zorla okula getirme çabası. üniversite dediğimiz yer böyle olmamalı. her koyun kendi bacağından asılır isteyen gelir istemeyen gelmez. ama bu devamdan dolayı bırakılmayı gerektirmemeli. muhtemelen hiç bir derse gelmeyen finalden yeterli başarıyı gösteremeyip kalacaktır.
  2. 2 yildir dersini veremedigim hoca
    hayir yani gelip slayt aciyorsun ayni islemi evde yapiyorum sinavindan 80 aldim beni birakti (bkz: daha gelmem davos'a)
    belit
  3. hayatım boyunca nefret edeceğim hoca şekillemesi abi hayır yani ne diye yoklama alıyorsunuz ki belki kişinin durumu her gün okula gelmeye müsait değil belki çalışıyordur maddi durumunun yetersizliğinden dolayı sırf karşınızda kuru kalabalık olsun, sırf idealist eğitimci görünümlü egolarınız tatmin olsun diye insanları karşınıza ip dizmeye ne hakkınız var hele bide devamsızlıktan bırakanlar var ki sorma gitsin
  4. gerizekalıdır.

    akademik kariyer de yapsa kafa hala ilkokul öğretmeni seviyesinde.
  5. öğrenim hayatında, arkadaşlarına not vermek istemeyen tiplere benzer.

    kendini bir şekilde ispatlamaya/kabullendirmeye çalışır.

    ego tatmini başka bir şey değil.
    ramel
  6. o bir şey değil bizde derse girdiğinde hepimizi çocuk gibi ayağa kaldıran hoca vardı.
  7. kendisine gerizekalı diyen saygısız, bilgisiz insanları dersinde tutmak zorunda olan hocadır. yönetmelik bellidir. yönetmeliği uygulamak hocanın sorumluluğudur. bunun sorumluluğunu yerine getirmediği takdirde oluşacak herhangi bir olumsuzlukta dersin hocasına sorulur. kusura bakmayın ama bu gözler arkadaşına imza attırıp sağ sol kavgasına giden öğrenci gördü.

    çok klasik olacak ama imza öğrencinin orada olduğuna dair resmi belgedir. ülkemiz üniversitelerinde genellikle kontenjan kapasitenin kat kat fazlası olduğundan çoğu öğrenci derslere gelmeden sınavlara girip sınavlarını vermektedir. kimi hoca yoklama alır kimisi almaz (ki bence almalıdır). alanların da dönem sonunda hiç umursamadıkları da görülür. hocanın bileceği iştir. bu işin kuralı budur. uymak istemezsen hocanın insafına kalırsın. isterse bırakır isterse değerlendirmeye alır.

    ilkokul öğretmeni seviyesinde olarak değerlendirilmesinin sebebi ilkokuldan beri iç disiplinini sağlayamamış öğrencilere önce eğitim disiplini sonra meslek disiplini aşılamaktır.

    öğrencinin dersi derse gitmektir. işin ne git gir dersine.

    öğrenciye devamsızlık hakkı verilmiştir. istediği ölçüde hakkı bitene kadar kullanabilmektedir. hakkınız kalmadığında ve bir sağlık sıkıntısı yaşadığınızda (başım ağrıyor hocam vs gibi saçmalıklar dışındaki gerçek rahatsızlıklar, kötü haberler) hocaya anlatıldığında çoğunun devamsızlık konusunda 2 hafta kadar müsamaha gösterdiğine şahit oldum. bunu suistimal eden arkadaşlarımız çok oldu ama ciddi anlamda problemi olan birçok insan da bu şekilde dönemi kapattı.
  8. üniversitede ders verirken öğrenci kitlesinin derse gelip en azından neler olup bittiğinden haberdar olmalarını sağlamanın iki yolu var:

    - notla korkutup öğrenciyi derse gelmeye zorlamak
    - yoklamayla korkutup öğrenciyi derse gelmeye zorlamak.

    son zamanlarda bu güç ilişkisinin iki ucunda da bulunabiliyorum. sınavından-ödevinden gereğinden fazla not kırarak öğrencinin derse ekstra ilgi göstermesini sağlamak verimli bir yol değil. hem insanların hayatlarını zorlaştırmış hem de onları bir ihtimal ders içeriğinden uzun bir süre için uzaklaştırmış oluyorsunuz. adil olduğunu düşündüğünüz şekilde notlandırma yaparsınız.

    peki yoklama da almadınız, ve dersin içeriği çok da zor değil, o zaman ne olacak?

    öğrenci mantığı der ki: bırak gelmeyen gelmesin gelen dinler.
    yahu o gelen kitle bazen o kadar az oluyor ki.

    şimdi sınıf ortamında bipolar bir ilişki var. öğrenci varlığı öğrenmeyi arttırıyor. derse gelen 30 öğrenciden 2'si konuşsa, 1'i kayda değer birkaç noktaya değinse o sınıftaki herkesin faydasına. bu bir.

    ikincisi, bu insanlar 18-19 yaşında halen çoğunlukla çocuk olan insanlar. sabah 2 saat daha fazla uyumak için derse gelmez, öğlen çay muhabbeti için derse gelmez, akşam hava güzel olduğu için derse gelmez. kalkıp 25 yaşındaki adamı derse zorla getirtmek elbette tuhaf, fakat yaş 18 olunca eğitim meselesinde pek bir şuur gözlemlenemeyebiliyor.

    bu elemanların entelektüel birikimlerine verdikleri değer yaş ilerledikçe artabiliyor, eyvallah, ama o yaşta bu değer inanılmaz düşük çoğu insan için. gelen de daha iyi notlar almak için geliyor zaten. farkında olmadan okuyup öğrenip sonra farkına varıyor belli başlı meseleleri.

    dolayısıyla, o kadar da tuhaf olmayan durumdur.

    not: bahsettiğim mesele, öğrencinin entelektüel birikimine katkıda bulunan bölüm ve dersler için geçerlidir.
  9. iki tip ders tipim var birisi teori derslerim diğeride proje derslerim yani stüdyo dersi. devamsızlık konusunda derslerde; teoriler için 4 derslik bir hakkımız varken proje dersinin 14 derslik hakkımız oluşu dönem içindeki ders saatlerinin paralelliğiyle alakalı, bilirsiniz.

    proje derslerinde yoklama umursanmaz çünkü projede hocayla birebir kritiğe çıkarsın ortam rahat ve karışıktır, işini 20 dkda bitirirsin gidersin, aynı projedeki diğer hocalarla kritiğe çıkarsan uzar gider bu süre, tabi öğrenci sırası vardır onu beklemek ayrı bir çiledir. sonuçta birşeyler öğrenirsin iyi kötü. sınıflar geniş olduğu için yoklama kağıdı bir masada durur gelen geçer atar imzasını sınıf sayma gibi bir dert yoktur zaten, hocada umursamaz. sınıfta olduğum halde bazen imza atmayı unuturum o kadar üstüde durulmaz, ama çoğu zaman sınıf en kalabalık zamanlarını yaşar proje derslerinde; çünkü öğrenmek için gelen öğrenciler vardır.

    bu dersin yanında alınan diğer teori derslerimin çoğu tam bir fiyasko benim için. proje dersinin hafta da üç gün öğleden sonra 4er saatten 12 saat olması teorilerin hepsini sabaha koymalarını zorunlu kılıyor programda. bu yüzden kalkamadığımızda gidemediğimiz dersler teori derslerimiz olur ve çoğu zaman devam sıkıntısı yaşarız; projelerde fazla ağırdır çoğu zaman sabahlayıp gidemeyiz. teori derslerinde imza attıramayız genelde sınıfı sayar hocalar yada listeden isim söyler imza atılmışsa senin adına soru sorar sınıfta olmadın mı da kalırsın öyle sıkıntılar içinde. bu arada teorilerin çoğuna geç girmene izin vermezler dersi bölmek istemedikleri için -haklılarda, saygı duymak lazım-. ama şunu merak ediyorum devam zorunluluğunu yapmak yerine istekli öğrenci sayısını arttırmaya çalışan bir hoca grubu olsa mesela daha iyi olmaz mı. bu dönem iki dersten daha finaline giremeden devam yüzünden kaldım 10,30da başlamasına rağmen yetişemiyorum çünkü projeler acayip yoğun uykusuzluk sabahladığım için ağır basıyor. bir dersim var ki 9da başlar hiç kaçırmak istemedim bu dönem zevkle geliyordum hatta uykusuz kaldığım günlerde bile gitmek için tüm şartları zorluyorum. (evden 7,30da çıkmam gerek 9a yetişebilmem için.)

    bahsetmek istediğim noktayı detaylıca anlattım tam olarak. bizim sorunumuz devam zorunluluğu imza olayı değil, derse gelmek için dersi sevmekle alakalı. o dersi slayttan anlatıyorsan daha kendinden birşey katamayıp soru sorulduğunda kitaba bağlı kalmadan cevaplayanıyorsan ben tabi ki gelmek istemem, gelmemek içinde tüm şartları zorlarım boşa zaman kaybı benim gözümde. bu yüzden sevgili hocalarımızın bir tık daha ilham veren hocalar olması derse gelme isteğini arttırıcaktır aynı zamanda bizlere devam sıkıntısı gibi bir olaya sürüklemeden zevk alarak okula gelmemizi sağlayacaktır; işte tam olarak sorunumuz bu.


    edit:imla
  10. şimdi, öncelikle hoca yoklama almak zorundadır arkadaşlar. yonetmelik böyle. adam üniversiteye kayıt yaptırıp o eylem senin bu kavga benim dolanıyor. yarın öbür gün adli bir vaka olsa üniversiteden yoklama durumu vs isteniyor.

    bunun haricinde bazı hocalarda hakikaten bir takıntı var. dersime gelmeyen gecemez diyor. adamın sinavindan 100 alsan yine geçirmez, kopya çektın gözüyle bakar. bir öğrenci dersine gelmeden de, kitaptan calisarak sınavını geçiyorsa otur kendine kusur bul. hoca demek bir kitabı alıp cümle cümle ogrenciye yazdıran adam demek değildir. yılların bilgi birikimiyle öğrencinin ufkunu açmak zorundadır hoca.

    zaten bu şekilde doyurucu bir ders verirsen hem derse katılım daha yüksek olur hem de dersine gelmeyen zaten gecemez.

    son olarak 20 yaşına gelmiş insanları zorla okula getirmek yanlış. o bilinç ve sorumluluk çok önce verilmeli.