• youreads puanı (5.00)
  1. bu başlığın şimdiye kadar açılmamış olmasına üzüldüm ne yalan söyleyeyim.

    pentagram'ın en efsane şarkılarındandır efendim. aynı isimli albümün en karanlık sözlere ve müziğe sahip şarkılarından da biridir ayrıca. bu albümle metin türkcan ve murat ilkan'ı ikinci kez pentagram'la dinlesek de onları birlikte ilk kez dinlemiştik. iyi ki de dinlemişiz.

    girişteki riffi basit ama büyüleyici bir riff bence. özellikle spor yaparken dinlemek ayrı bir tat veriyor. sonrasında sözlerin back vokallerle başlaması ve murat'ın üst perdelerden "there's nothing to do" demesiyle " ne yaşıyorum ben" diye düşünüyor insan.

    arada ufak bir yürüyüşün ardından "the truth is unspoken" sözleriyle introya ufak bir geri dönüş yaptıktan sonra solo öncesi riffe geçiyoruz. konserlerde bu riff sırasında vokalle birlikte seyirciler hey diye bağırır. o anın coşkusunu yaşamak gerçekten apayrı bir duygu. bir süre o devam ettikten sonra metin türkcan slide yaparak soloya girer (konserde girişi yalnızca sol eliyle çalar). insanın canından can alan solodan sonra yine sözler ve aynı rifflerle şarkı sona erer.

    sözleri ise mahşer gününü anlatır gibidir. ne gidecek bir yer ne de yapacak bir şey vardır. yalnız başımıza olacakları beklemekteyizdir. olayın korkunçluğu sert gitar riffleri ve dehşet verici vokallerle anlatılırken solo olan biten her şeye bir ağıt gibidir.

    "there's nothing to do
    there's only to be
    there's nothing to show
    there's only to see

    now here, nowhere
    the truth is unspoken

    you are alone
    you've got something to prove
    you are alone
    you've got something to lose

    now here, nowhere
    the truth is unspoken

    there's nothing to do
    there's only to be
    there's nothing to lose
    there's only to feel
    all one, alone
    the truth is unspoken"

    edit: şarkı sözü ekleme
    jimi