1. durmadan taşırdım yanımda üç şeyi
    iri çakıl tanelerini, çatlamış bir narı
    bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
    ipekten
    çalınmış
    umutlarla taşırdım
    ah sevgilim derdim, ölüm
    ne kadar çoktu yaşadığımızda.

    bize hep beyaz mendil
    sallayan
    ölüm ki,
    iki kapısında
    haki bir yalnızlık
    dikilirdi

    ve hatırlatırdı
    bize, güz kuşlarının
    uçup gittiği denizleri.

    bense, yulaf kokan
    dağlı ellerinde
    dolaşmak gibi kolaydır
    sanırdım yaşamak ve sana kansız
    bir gökyüzü
    getirirdim
    getirebilsem ah,
    - avlusunda çocukların
    korkmadan oynadığı -
    lalelerle
    donanmış simli bir gökyüzü.

    bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
    çatlamış bir narı, unutmadım.