• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.63)
Yazar thomas more
ütopya - thomas more
yaşlı bir denizci thomas more'a, son seyahati sırasında tesadüfen keşfettiği utopia adasını anlatır. bu adanın yönetim biçimi, yasama, yürütme ve yargılama gücü, yurttaşların kamu haklarından yararlanmaları gerçekten de mükemmeldir. ona göre utopia bütün avrupa devletlerinin yapılanmasına örnek oluşturacak ideal devletin ta kendisidir.utopia'da yurttaşların birlikte çalışarak elde ettiği ürünler pazar yerlerindeki ambarlara getirilir. halk her ihtiyacını bu ambarlardan karşılar, üstelik ücretsiz. çünkü utopialılar para kullanmaz. hele paranın ana maddesi altın ya da gümüşe metelik değer vermez. emeğin ortak kullanımının esas alındığı bu toplumda yiyecek sıkıntısı diye bir şey yoktur, hiç kimse dara düşmez, hiçbir yurttaş ailesinin geleceğinden endişe duymaz.çünkü utopia adaletin yeryüzündeki simgesidir. (tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. thomas moore tarafından latince yazılan ve ütopya olarak eserlerin ilki. türkçe çevirisinde anlaşılmayan( bilmiyorum artık dip not olarak veriliyor mu) bir çok kelime oyunu barındıran bir kitaptır. hatta bu kelime oyunlarına en iyi örnek ütopya kelimesinin kendisidir. moore bu kelimeyi yunanca'dan türetmişitir. kelimenin kökeni ou-topos (olmayan yer) de olabilir eu-topos(güzel yer) da. işte böyle toparlayamadım güzel kitaptır
  2. ne zaman kötü bir haber okusam aklıma gelen düşünceleri thomas moore'un çok güzel toparladığı kitaptır. denize karşı okumak ayrı bir keyif verir.
  3. beğenmediğim tek "meşhur" kitaptır heralde. sebepleri ise;
    - thomas more, kitabın sonunda da belki kimsenin kurmayacağı ama ideal ülke olarak kabul etmesi gerektiğini söylemiştir. fakat kitapta tasarlanan ülke fazlasıyla ütopiktir. burada ütopik dememin sebebi böyle bir ülkenin olamaması değil, kitapta yazılan kurallara ve yönetim şekline sahip bir ülke olsa dahi thomas more'un beklentilerinden çok uzakta bir ülke olacağıdır.
    - thomas more, kitabında kendi fikirlerince "en iyi ülke" yi tasarlamıştır fakat iyilik göreli bir kavramdır. bana göre ise böyle bir ülke "en iyi ülke" olmak durumundan çok çok uzaktadır.
    - son olarak kitapta ateizm aşağılanmış, hristiyanlık(özellikle tek ve görünmeyen tanrı inancı) ise yüceltilmiştir. ateistlerin cennet ve cehennem kavramlarına inanmadıkları için "ahlak" anlayışından uzak olduğunu söylemiştir.
    ...
    kitapta iyi diyebileceğim tek şey anlatımın sade olması ve çevirmenin kitapta bahsedilen efsaneler ve göndermeler üzerine bilgi vermesi.
  4. yazmadan geçemedim. thomas more 8. henry'nin danışmanlarından biriydi. aydın ve entelektüel bir adamdı,nispeten. 8.henry'nin sabıkasına baktığınızda o dönemde fikirleri dile getirmek kellenize mal olabilir. bu sebeple moore kelleyi kurtarmış, ben değil raphael diyor diyebilmiştir. sonuçta kurmaca kitap, dönemin sistemine bağlı kalmak zorunda değil. şahsi fikirlere yer verilmesi normal. ayrıca thomas more katoliktir, yani papa'ya bağlıdır. 8. henry ise protestanlığa yöneliyordu ve karısı catherine of aragon'u boşayıp anne boleyn ile evlenmesine izin vermediği için papa'yı reddeden ingiltere kilisesi'ni kurar. more da papa'yı reddedemeyecek kadar dindar olduğu için anne boleyn'e bağlılık yemini etmez ve idam edilir. bu adamın kitabında tabii ki hristiyanlık yüceltilir. kitabın sevdirme derdi olduğunu düşünmüyorum. o dönemin entelektüel adamlarından birinin sistem önerisidir nihayetinde.
  5. haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik gibi günümüz kapitalizminin körüklediği olgular hakkında yüzyıllar önce yazılmış, kısa fakat öz ve efektif bir yapıttır. ütopik metinlerin ilki ve zannımca en güzelidir.

    her ne kadar orijinal metin çevirisi olmasa da, çevirmen kalitesi (sabahattin eyüboğlu, vedat günyol, mina urgan) ve aynı cilt altında sunulmuş olan mina urgan incelemesi ile birlikte sunulmuş iş bankası baskısı kesinlikle tavsiyemdir.

    bu versiyon sadece inceleme ile kalmamış yazarın hayat hikayesine ve kişiliğine de değinmiştir. özellikle bu bölümlerden edinilen bilgiler neticesinde esere ve yazara çok daha farklı açıcan bakma olanağı sağlamıştır.

    edininiz.
  6. sosyalizmin dinamiklerini ele alan ilk eser.

    anlatılan sistem, marsizm'de ele alınan sistematiğe göre, aslında sosyalist düzen ve nihayetinde komünist yani devletsiz toplumu değil, proletarya diktatörlüğünü anlatıyor. veya ben öyle anladım. okuyalı uzun zaman olmuştu, hatırımda kalanlarla birkaç cümle yazmak istedim.

    anlatılan sistem devlet teorisi açısından ideali gösterirken, halkın ihtiyaçları ve halkın beklentileri açısından acaba realist gözle bakarsak gerçekten aranan, ideal düzen midir? buraya bir soru işareti bırakarak insan ruhunun özünde liberal olup olmadığı konusunu tartışmaya açarak entrymi sonlandırayım.

    çok değerli bir eserdir, kesinlikle hasan ali yücel klasikleri dizisinden okunmalıdır.
  7. anlatımı akıp giden, okuması oldukça ferahlatıcı bir kitap. içerik bakımından, yaratılan bu ütopyaya çok ütopik bakmasam bile bir kere, ya bu ne deyip kenara atmadan okuduğum sayılı kitaplardan biridir.

    aslında bazı açılardan, dönemine göre oldukça güzel bir ütopya sayılabileceği kabul edilebilir. ancak yine de ciddi eksiklerinin olduğunu düşünüyorum bu ülkenin. iyi ve müthiş insanlar olarak yansıtılmalarına rağmen oldukça iki yüzlüler bence. tuttukları paralı askerler hakkındaki düşünceleri bu görüşe sahip olmama yeter de artar bile. şehir yapılanması konusunda haklarını vermeliyim ama.

    yine de komik bir ayrıntı olarak devletin çöküşünün raphael sayesinde başladığını görüyor gibiyim. ülkeye hristiyanlığı getirerek daha ilk günlerden birinin bu konuda aşırıya kaçıp ceza alması, ülkenin geleceği konusunda ciddi endişelere soktu beni, heheheh.