1. uykuya bile "tutunamayanlar"da rastlanır
    çaresi yoktur...
  2. efsane bişey değil mi ya? keşke her gece olsa :d
  3. freud ise bu hissi dış etkenlere bağlar. tüm insanlar tarafından ortak olarak görülen rüyaları yorumlayamamıştır.
  4. simdi tam bilimsel tanimlamasini yapamayacagim ama bir yerde bununla ilgili suna benzer bir aciklama okumustum. sanirim uykuya gectigimizde kalp atim hizinin aniden azalmasini beyin ters birseyler oldugu, şoka falan girdigimiz seklinde yorumlayip elektro şok gibi bizi bir durtuyormus. zaten uyandigimizda nefes nefese kaliriz, vucut kalp ritmini ayarlamaya calisir. oyle de bilimsel birseydi yani aciklamasi. doktor falan varsa tam bilimsel tanimlamasini yapiversin.
  5. ana rahmine düşmenin hafızadaki kalıntısı.
  6. uzman görüşü:bilimsel adı "hipnogojik miyokloni" dir. genellikle selimdir. günün yoğun geçtiğinin ve vücudun yorgun olduğunun habercisidir. o düşme hissi anında kol ve bacakta sıçrama hareketleri gözlenir. aslında uykuda değil uykuya dalarken olur. uykuda da devam ediyor olması (ki bi başkası tarafından gözlemlenir) epilepsi yönünden araştırma gerektirir.
  7. ilkel primatların ağaçlarda uyurken şiddetli esen bir rüzgara veya vahşi hayvan saldırısına karşı her an tetikte olmasını sağlayan bir tür adaptasyon yeteneğidir.
    ulgan
  8. derin uykuya dalamamaktan ileri gelen sarsılmadır.
  9. ademden önce kitabında -hatırladığım kadarıyla- sebebi şu şekilde açıklanıyordu:

    ilk insanlar yani atalarımız yırtıcı hayvanlardan korunmak, güvende olmak için ağaçlarda takılırlarmış hatta uyurlarmış. e malum düşeni de kurtlar kaparmış. aslında ölüm korkusundan mütevellit meydana gelen düşme korkusu oluşmuş. e konu ölüm olunca da etkisi asırlardır süre gelmiş. ve hala insanoğlu düşmekte.

    şu da aklıma geldi; bu atalarımızdan yadigar dürtüler insanoğlu olduğu sürece kendini gösterecek. ruben östlund'ın turist filmi izlemeye değer bu anlamda. tam kara mizah sayılmaz ama ögeler barındırıyor, komik sahneler mevcut. izleyin.