1. uzak ve yakın'ın ne'liğine daha 'yakından' bakarsak şöyle diyebiliriz;
    uzaklaşan kaidesi gereği ben'den uzaklaşır. lâkin ben'den uzaklaşmış olan yine kaidesi gereği ben'i yanında götürür. o halde uzaklaşış ve yakınlaşış nedir?

    şöyle der blanchot;

    ' mesela tanrı'nın her yerde hazır ve nazır olması uzakta olanın şimdi'nin varlığına oldum olası eklemiş olan varlığın iktidarıdır; hiç kuşkusuz tanrı en âlâsından uzaklığı gösterir; ama bu uzaklığın hakikati varlıktır, sadece var olan bir şimdi'nin uzaklığıdır. uzak olanla yakın olan, o denilenin çekiciliğine kapıldılar mı, varlıktan olduğu kadar yokluktan da kaçınan şey'in boyutlarını oluştururlar. o uzaklaşır, o yaklaşır, hayalet varlık kazanır, var olmamanın başlangıcının öncüleridir bunlar. '

    '' dudakları gecede asılı kalmışken gece diyemiyordu. ''

    şimdi, uzaklaşışı bir gidişin temsili olarak da ele alsak bir oradalık olarak da ele alsak ele alışının, bu uzak ve yakının kaçınılmaz farkındalığında bu uzak ve yakın büsbütün sen içre neşet olurlar.
    ve bu sen içre neşet oluşun uzaklaşışın karşıtı olan, seyredilen yakınlıktan ayrıksı yakınlığı, sen içreliği bu gider ve gelir ayaklığı ayaksız bırakan bir 'yakınlıktır'.
    yeniden blanchot'ya dönelim;

    '' yakın olan, sadece varlığı öne süremeyecek kadar yakındır; bu yakınlık aracılığıyla, 'sen' diyebilirim, şimdinin varlığını patlatan, bir yerde yok eden ya da yok edene kadar göklere çıkaran bir içli dışlılığı dile getirebilirim. bu yüzden artık şöyle diyebilirim; öyle yakınsın ki şimdide var değilsin. ''

    yani uzağın karşıtı olmayan bu içkin yakınlıkta bir med-cezirin öznesi ya da varlığı olmayan şeyin sendeki zuhuru, sen de uzak ve yakından kopuk bir 'yakınlıkla' devinirken onun ayaklarını keser ve kucağına düşürür. gidişsiz ve gelişsiz, uzaksız ve yakınsız bir 'yakınlık'.
    dışarıdalığın mündemiçliği.
    kopuşun acı hissetmeden kopuşu.
    zamanın, zamansız, şimdi'siz bir şimdisi.

    not : bu 'kucağa düşüşü' engelleyen şey logos'tur. logos, hiçbir şeyi ayaksız göstermez sana. her bakmaya meylettiğinde karşında dimdik durdurur varlığı. ve bu dimdik durduruşunda seni, senin ardını ve önünü aniden seni ortalayarak uzamsallaştırır. yani 'dudakların gecede asılı kalmışken gece dedirtmez'.
    bahsedilen mükemmellik logosun ötesinde yaşanandır.