1. içinde bulunduğumuz garip şey.

    çocukluğun hammaddesidir. ele avuca sığmaz hayallerin ve soruların menşeidir.
  2. insanoğlunun sırrını çözemeyeceği, büyüleyici sonsuzluk.
  3. hakkında en güzel yorumlardan biri bilimkurgu yazarı arthur c. clarke tarafından yapılmıştır;

    'iki olasılık var; ya evrende yalnızız, ya da değiliz. ikisi de eşit derecede korkutucu...'
  4. uzayı aslında uzay ve zaman olarak tanımlamak gerekir. şöyle bir bakış açısı paylaşmak istiyorum:

    bizler aslında uzayın içinde ya da üzerinde değiliz. dünyada olmamız bizi uzaydan bağımsız kılmıyor.

    bizler uzayın ve zamanın kendisiyiz. bizler evrenin kendisiyiz.

    doğanın ta kendisiyiz.

    değerliyiz ve aynı zamanda o kadar etkisiz ve değersiz ki. bizim var olmamızın ya da yok olmamızın evrenin içinde hiçbir önemi yok.

    ancak bizim var olmamız evrenin var olmasının bir sonucu. bizi ortaya çıkaran evrenin ta kendisi. bizi mümkün kılan. bu satırları mümkün kılan şey bu evrenin bu uzayın bu galaksinin ta kendisi.

    ve mayamız çok sağlam. o kadar sağlam ki o mayanın tutması için kimbilir kaç yıldızın evreni inleterek patlaması gerekti... (yıldızlar bizi oluşturmak için kasıtlı olarak patlamadı. fizik kuralları gereği öldüler ve onların ölümlerinden biz doğduk.)

    ancak biz uçan bir kuştan yüzen bir balıktan. ışığa duyarlı bir bakteriden daha önemli değiliz. dünya resmen patlama, fışkırma noktası gibi. yaşamın fışkırdığı adeta patladığı bir gezegen. o kadar çok çeşit var ki. sırf bu çeşitlere bakarak bile bunların gerçekleşme olasılığına bakarak bile evrenin imkansızın ötesinde bir şey olduğunu görmek mümkün.

    ancak yine de bazı insanlara sözlerim var. örneğin bu hayatın ne kadar güzel olduğunu bu evrenin ne kadar güzel olduğunu söyleyen insanlara...

    elimizde kıyaslama yapabileceğimiz başka hayatlar, kıyaslama yapabileceğimiz başka evrenler olmadığı sürece bu hayatın ve evrenin mükemmelliğinden bahsedemeyiz.

    belki o kadar güzel evrenler var ki içlerinde en kötüsü bizim ki. ve belki o kadar güzel hayatlar var ki içlerinde en cılızı bizimki... sırf üzerinde yaşam olmayan bir gezegene bakıp bizim ki ne kadar güzel demek anlamsızdır.

    şüphesiz ki gün geçtikçe ne olduğumuzu anlamaya daha çok yaklaşıyoruz. bizler evrene getirilip bırakılmış şeyler değiliz. biz misafir değiliz. biz evin ta kendisiyiz...
  5. biz evrenin ta kendisiyiz sözü doğru olmakla birlikte pek çok insan tarafından eksik anlaşılmaktadır. daha somut bir ifade ile; yıldızlar arasında bulunan ortam ile hücrelerimizi oluşturan atomlar arası boşluk aynı şeydir. bizi dünyanın hemen dışında bulunan alandan farklı kılan tek şey atomlar arası mesafenin az olmasıdır.

    edit: imla
  6. bugün bir yorumda gördüm ayı, marsı satıyorlarmış. bizim insanımızda dahil olmak üzere birçok insan buralardan arsalar alıyormuş.

    öncelikle şunu söyleyeyim dünya üzerinde olmayan herhangi bir yer için birinin sahiplenemeyeceğini söyleyen uluslararası anlaşma var. yani siz andromeda galaksisine gidip x gezegenine inip bu ovalar benim diyemezsiniz. veya neptündeki y nehirlerinin kıyısındaki ağaçlık alan benim tapum var derseniz müthiş bir kahkaha ile karşılaşırsınız.

    farklı bir anlaşmada şöyle diyor. "herhangi bir ülkenin karasuları içerisinde olmayan yerde deniz hukuku geçerlidir." buda uzayı uluslararası sular yapıyor. yani uzayda birini öldürürseniz deniz hukukuna göre yargılanırsınız.

    son olarak uzayda z ülkesinin uzay aracı z ülkesine aittir. yani bu uzay aracının içinde z ülkesinin kanunları geçerlidir. tıpkı denizlerde bir gemide olduğu gibi.
  7. bütün başarılı uzay yolculuklarını ve bu yolculukları yapan araçları gösteren harita yapılmış 38$
  8. uzay nerde genişliyor sorusu geliyor aklıma boşluğun içindeki boşluk?
  9. uzay nerde genişliyor sorusu geliyor aklıma boşluğun içindeki boşluk?