1. var böyle bir şey. gerçekten.
    ilişkinin ilk zamanlarına tatlı kısmı diyelim. evliliğe giden yol ise yemek kısmı olsun.
    birisiyle görüşmeye başladığınız o ilk zamanlar tatlı yediğiniz zamanlar oluyor. başlangıçta her şey güzel giderken bir yerden sonra tatlı yemekten sıkılıyorsunuz ve asıl yemeğe geçmek istiyorsunuz dua edin karşı tarafta yemek faslını istiyor olsun yoksa uzun ilişki sonrası hemen birini bulup evlenmek dediğimiz kısıma geçiyoruz.
    masadan ilk kalkan tatlı yemekten sıkılan oluyor ve masadan kalkan bir sonraki oturacağı masada tatlı değil yemek görmek istiyor.
    şimdi gelelim somut verilere. belki kendimiz belki çevremizden biliyoruz onca yıl çıktı ayrılınca gitti hemen evlendi başkasıyla evlendi diye.
    arkadaşım x'de nişanlanmış - evlenmiş diye söylenmeler arttıysa bilin ki o taraf artık yemek kısmını görmek istiyor.
    ve yine gözlemlerime dayanarak söylemeliyim ki tatlıyı ne kadar sevsek de tatlıdan bıkan ilk kadınlar oluyor.
    erkeklere gelince çoğuna göre yemek daha erken.
  2. varsayalım bir bankada x pozisyonunda çalışıyorsunuzdur ve ama bir başka bankayla görüşüyorsunuzdur belki biraz daha yüksek maaş yada biraz daha yüksek bir pozisyon yada vaadi, yani bir pazarlık süreci.. ve işte o mevcut işyerinizin varlığı diğer bankayla görüşürken size bir pazarlık avantajı sağlar üç kuruşa razı olmamanız için. işte o uzun süreli ilişki sürerken yapılmakta olan şey sanırım buna benzer birşey; mevcut ilişkide bir taraf (nedense benim bildiklerim hep kadınlar ama erkek versiyonları da herhalde vardır) evlilikle sonuçlanmayacağını anladıkları mevcut ilişkiyi yeni alternatif arayışında bir zemin olarak kullanmaya devam etmek için mevcut ilişkiyi bitirmez ve bir yandan yeni adaylarla "arkadaşça" görüşmeler yaparken pazarlık gücü olarak var tutarlar. mal değerlerinin değiş tokuşa uygun olduğunu hissettikleri anda yeni bir çiftimiz olur ve evlenirler. durum genellikle bilinçsizce sürdüğü için sorsan "bir anda aşık oldum" vs. şeyler ifade edilir.

    oysa malesef kapitalizm içselleşmiş, kendini ve karşındakini mal olarak görme, farkında bile olunmadan yaşanan bir gerçeklik halini almış, sevgi, kaf dağının arkasında bilinmeyen tanınmayan bir kavram olarak, yaşanmadan ifade edilen bir harf öbeği olmaktan başka bir anlam taşımaz olmuştur. sonra.. ilerleyen zamanda.. ben nerde yanlış yaptım.. ben söyliyim; sorgulamadın kendini, sürüyle birlikte sürüce hareket ettin, kendin için yeterince çaba göstermedin, bir şeyler kendiliğinden olur yanılgısıyla yaşadın. emek, çaba, çalışma olmadan güzel birşey üretildiğini hiç görmemiş olmana rağmen bu yanılgıyla yaşamayı sen seçtin. ve sonunda 60-70-80 yaşında işte öldün.
    a man
  3. kim yaparsa yapsın, yıllar geçip gittikten sonra, geriye dönüp baktığında "hayatımda yaptığım en büyük hataydı" diyecektir.
  4. aslında çok sık görüyor ve duyuyorum. genellikle on küsür senelik ilişkiler yaşayan ve artık evlenecekler gözüyle bakılan çiftlerde oluyor. ayrıldıktan sonra iki taraf ta üç beş ay içinde başkaları ile tanışıp evleniyorlar. sanırım çok uzun ilişkilerde her şey yaşanıp tüketilmiş oluyor . evlenmek için gerekli olan o istek ve heyecan duyulmuyor artık. belki de görücü usulü sayılabilecek bir hızda evlenip, o kişiyi evlendikten sonra yavaş yavaş tanımak daha iyidir. zaten tamamen tanıyıp sıkılana kadar yaşlanmış oluyorsun. o vakitten sonra da boşanmayı gereksiz buluyor insan. işte size ölene kadar sürecek mutlu evliliğin sırrı.
  5. seçimlere saygı duymak gerekir, insana dair genel geçer bir kural yok.

    yok yok da bazen tuhaf şeyler görüyor, duyuyor insan. bir gün uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımı gördüm. biraz keyifsizdi. benim hiç önemli bulmadığım nedenlerden buhranlar yaşar. kendi kendine bir takım varsayımlarda bulunur, bunların üzerinden stratejiler kurar ve bu şekilde sonuç almaya çalışır. olmaz ve olmayınca morali bozulur. bu nedenle hiç sormadım. havadan sudan laflarken tatilden yeni döndüğünü söyledi ve anlatmaya başladı. aynı iş yerinde çalıştıkları meslektaşı bir kadınla 3-5 kere laflamışlar, 2-3 kere dışarıda görüşmüşler ve sonra ikisi birlikte tatile gitmişler. 1-2 hafta güneyde bir kaç farklı yerde takılmışlar, gitmeden de 1-2 yakınlaşmışlarmış, tatilde iyice yakınlaşmışlar. stratejileri ve buhranları vardır dedim ya, kadında o potansiyeli gördüğünden tatil dönüşü tüm gününü ve gecesini kadınla geçirmek istemediği için kadını bir müddet aramamaya karar vermiş. bir müddet dediğim 3-5 gün. ve booom kadın o 3-5 gün içinde evlenmiş.

    arkadaşım bir yerlerde aynı iş yerinden ortak arkadaşlarıyla karşılaşmış. ayak üstü laflarlarken onlar söylemiş.

    yine ortak arkadaşlar sağolsun, kadının uzun süredir birlikte olduğu birinin olduğunu ve evlilik kararının bu uzun ilişkinin sonuncunda bir müddet önce alındığını anlatmışlar.

    aynı işyerinde çalıştıkları için birbirlerini görüyorlarmış. merhabalar ve naberlerden ibaret kısa ofis konuşmaları geçiyormuş aralarında. bu olan bitenlere dair ne kadın bir şey söylüyormuş, ne de arkadaşım.

    yani demem o ki uzun ilişki sonrası birini bulup evlenmek makul bir şey. uzun ilişki esnasında birini bulup, sonra ilkiyle evlenenler var.
  6. ben uzun ilişki sonrasında kimseyle çıkamadım bile ne evlenmesi bee, ilişki nasıl canımı okuduysa.
  7. trenden inip motora binmek gibidir. hızlı bir o kadar da heyecanlı.
  8. olmaz, olmamalı yani.

    ister siz ayrılmış olun ister karşı taraf, insan doğru düzgün düşünemiyor o zamanlarda. en azından yeni biriyle tanışana kadar bi 6-7 ay bekleyin la ne aceleniz var?