1. evlilikle ilgili yapılacak hiçbir genelleme doğru olmayacaktır.hangi koşullarda,kiminle yapıldığıyla ilgilidir. ısmarlaması olmaz ,kişiseldir.
  2. ademler havvalara muhtaç, havvalar ademlere. ister adem ol, ister havva seni rahat bırakmazlar asla. genç kız kendini bilir, erkek askerden gelir, herkes dertlenir. düğün olur iki kişiye, derdi düşer deli komşuya misali. senin hayatının zamanlaması hakkında ne yazık ki senden çok diğerleri söz sahibi olduğunu düşünür. insanın doğası olsa gerek. kendi hayatından çok başka hayatların içine sızmak.

    "okul bitti, iş buldum hadi hemen evleneyim" demek mutluluk getirmiyor. çünkü evlilik hayatın pek çok kapısını kapatıyor. o defter ve o yüzük çok şeyler değiştiriyor. hasarsız bir evlilik için oturmuş kişilik gerekiyor. aksi halde yapılan evlilik, öldürmese de ondurmuyor.

    zaman algısı kişiden kişiye değişse de çocuk için evlenilecekse biyolojik gerçeklik diye bir şey var. her şey zamanında güzel. çocuğun gürültüsü de gümbürtüsü de bir yaşa kadar çekiliyor. zaman insandan tahammül gücünü alıyor.

    öyle söylenildiği gibi de her insanın bir ruh ikizi yok bence. aramak nafile. varsa da elmaların yarısı sanırım çok iyi saklanıyor, "elma" desen de çıkmıyor.
  3. atarlı giderli bir soru cümlesi izlenimi... bazen atarlanıyoruz galiba. oluyor öyle arada.

    ne zaman evleneceksin?
    sen daha evlenmiyor musun?
    yok mu hiç kimse?
    abin damat oldu, sıra sana geldi.
    sen de evde kaldın artık.

    daha nice rezillikler... dertleri, gerçekten mutlu olmanız değil. yalnız olduğunuz için üzülüyor değiller. hayatın yükünü paylaşacağınız birini istediklerinden değil hiç.

    "sen daha birini bulamadın mı?" diyen birine, "salaklar bulamaz." diyen bir baba tanıdım ben. kimleri bulabildiğinizi bilseler dudakları uçuklar. ama konuşuyorlar işte. eğitimli eğitimsiz, yakın uzak fark etmiyor. konuşuyorlar hep. sürü ahlakını yaşatmak tek dertleri. insan doğasına aykırı bir anlaşma olan evlilik anlaşmasını imzalayın istiyorlar.

    eşini aldattığı herkes tarafından bilinen kuzeniniz eşinin gözünün içine baka baka evliliğin nimetlerini anlatabilir ve midenizin bulanmamasını bekler. ona hissettirirseniz samimiyetsizliğini, "sen de evde kaldın." deyiverir. kaldığınız ev kendi evinizdir oysa.

    sonra mesela vakit geldi diye evlilik yapmaya kalkarsınız. ilgi alanınız ortak olsun, biraz hayranlık uyandırsın sizde. evlenelim mi? evlenelim. sen bir gelinlik al gel, uğraştırma beni. düğün olmasın, komik oluyor düğünler. çocuğu da doğuralım hemen, yaş ilerliyor. aynı terane... sonra gelsin ayrılıklar...

    kendim dahil pek çok kişinin bu hatayı yaptığını gördüm. yolun başından, ortasından dönenler oldu. hâlâ dönmeyip olmayacak ilişkileri sürdürenler de... üzülmekten başka bir şey gelmiyor elden.

    bırakın zaman aksın, hayat alsın. yeter ki derin mutsuzluklar olmasın. o hayat bir gün karşınıza gerçekten seveceğiniz birini çıkarabiliyor. gerçekten sizi seven... yaşamınızı, evinizi, duygularınızı, bedeninizi, hastalıklarınızı, hatta kitaplarınızı bile paylaşabileceğiniz birini... vakit, hayatınızda toplu iğne başı kadar yeri olmayanların dedikodu malzemesi olmamak için karar aldığınızda değil, mesela o üzülmesin diye sebze çorbası içmeyi bile kabul ettiğinizde geliyor bence.
  4. alınan nikah tarihi gelmişse vakti geldi evlilik yapılır.