1. cahilce yaşamaktır;
    okumadan, araştırmadan, satre'den, nietzche'den, camus'dan, kafka'dan, godot'yu beklerken'den, tarkovski'den özellikle de stalker'den, tatar çölü'nden, kevin hakkında konuşmalıyız'dan ve benzerlerinden bihaber, yaşamakla ilgili günlük gailenin dışında bir şey düşünmeden, size empoze edilen yargıları sorgulamadan kabul ederek, kendini "birey" olarak değil de, okyanustaki bir sardalya sürüsünde bir sardalya olarak görerek, sürekli hiç harcamadan para biriktirme gibi cimri mesgaleler edinerek, kendinize birey olmak dışında bir aidiyete bağlayarak (en basitinden bir futbol taraftarlığı), başka canlıların yaşam hakkını yok sayarak (fanatizm ve faşizmle) bu acıyı tam olarak aşamasanızda önemli ölçüde hafifletebilirsiniz.

    cahilce yaşamadıysanız;
    eğer varoluş acısını dindirme adına yukarıda önerilenlerinin hiç birine uymadınız hatta tam tersi hataları yaptınız ise geçmiş olsun. fakat sizin gibi papyonlu fularlı enteller için de tünelden önce bir çıkış var. madem birinci yöntemdeki yapılmaması gereken tüm hataları yaptınız ve yapılması gerekenleri yapmadınız bu durumda çivi çiviyi söker mantığıyla bu acıyı dindirmek adına dünya, evren, canlı adına daha çok şey öğrenmeye yönelerek, ölmeden önce dünya tarihinde ne olup bittiğine ilişkin azami ölçüde bilgi edinerek, sanat akımlarını, sanat eserlerini, estetiği, mimariyi, fikirleri, bilimin gelişimini araştırarak, sanki dünyada sizden önce ve sizden sonra olup bitecek her şeyi öğrenebilecekmiş gibi, ölene kadar daha çok şeyi öğrenmek adına kitaplar okuyarak, filmler seyrederek, belgeseller izleyerek, seyehatler yaparak, bu uğurda amansızca mücade ederek, bu çelik gibi soğuk ve salt varoluş gerçekliğini içselleştirip anlamlandırabilirseniz tam olarak bu acıyı dindiremeseniz de önemli ölçüde rahatlayabilirsiniz.
    geçmiş olsun.

    edit: tabii bir de 3. seçenek var;
    (bkz: nurhan damcıoğlu)
  2. açlığa benzer hiç geçmez yesen bile tekrar acıkma gerçeğiyle karşı karşıyasındır. her aldığın nefesi anlamlı tüketmek adına her edindiğin bilgi bu açlık için çerez olabilir fakat ziyafet çekmek dediğimiz olgu her şeyde bütüncül bakış açısını yakalamak kadar çok güç, zor bir şeydir ama önemli olan bu süreç içinde açlığını hafifletecek sağlam çerezlere ulaşabildiğin kadar ulaşmaktır ve bu çerezin tek bir adı vardır kutsal gerçeğin tek adı ~doğru, saf, temiz “bilgi"dir..~
  3. insan olmaktır, kolaydır, zevklidir. pek çok kişi yapmaz, anlayana standart sapmada güzel puan getirir kimse yapamadığı için.
  4. inşaat işine girmek. temelden, kapı çekme ev yaptırmak. bu süre içinde her usta ile birebir muhattap olmak.

    usta ile uğraşmaktan dolayı aklınıza varoluş ile ilgili şeyler gelmez.
  5. tek bir yolu var gibi duruyor.
  6. doxa'dan kurtulmak
    (bkz: doxa)
  7. dışavurumunuza en uygun sanat dalını bulmak. daha doğrusu üretmek, sonra üzerini pudra şekeri ile kaplıyoruz, afiyet olsun.
    zizz
  8. düşünmemek için farklı amaçlar veya uğraşlar bulmak.

    hiç bir sorumuz biz ölene dek cevap bulamayacak, neden diye sorduğumuz her sorunun cevabını bulsak da bir kez daha neden diyeceğiz o cevaba. bu konularda çok bilgili biri değilim. (hatta ne kafka okudum ne de nietzche, benim ayıbım kendimden özür dilerim) ama ara sıra geliyor içime bu acı ve gitmek bilmiyor, gitse de kokusu hep burnumda. her an gelmeye hazır. kimseye anlatamazsın da, derdini yiyeyim derler. tam anlamıyla, içim kötüleniyor o geldiği an ve hayat zevkim kaçıyor; bişey yapmadan bakıyorum yere. bu durumu düşündüğümden değil, ama içimdeki boşluğun sebebini düşündüğümden. ki o bunla bağlatılı, eminim. velhasıl bulutçu bakanımızın da dediği gibi bu işlere çok kafayı yormayacaksın, düşünmeyeceksin.

    bizim aklımız ve bilimimiz buna bi cevap bulacak seviyede değil. (bu da bencesi)

    not: konuyu yanlış anladıysam lütfen kızartın mesaj kutumu.
  9. sarhos olmak; hayat ve kanla. dionysus senlikleri gibi.