• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.33)
varoluşçuluk - jean-paul sartre
bugüne değin çeşitli karşılıklar verilmiş bir sorudur bu. sözgelişi, weil'e göre varoluşçuluk bir bunalım, mounier'ye göre umutsuzluk, hamelin'e göre bunaltı, banfi'ye göre kötümserlik, wahl'e göre başkaldırış, marcel'e göre özgürlük, lukacs'a göre idealizm, benda'ya göre usdışılık, foulqué'ye göre saçmalık felsefesidir.

bir dönem, slogancı gençliğin peygamberi ve 'varoluşçu papası' sayılan j.-p. sartre'a göreyse, varoluş, insanda, ama yalnız insanda, özden önce gelir. bu demektir ki insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur. çünkü o, özünü kendisi yaratır. nasıl mı? şöyle: "dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. bu belirleme yolu hiç kapanmaz..."

asım bezirci'nin çevirip yayıma hazırladığı bu eser her kuramda, her inanda farklı karşılıklar bulan bir felsefenin temel metnini (varoluşçuluk bir insancılıktır / sartre) ve bunun yanı sıra gaéton picon ve laffont bompiani' nin varoluşçuluk'a ilişkin incelemeleriyle p. naville'in sartre'la yaptığı konuşmayı içeriyor.
(tanıtım bülteninden)
  1. varoluşçuluk felsefesinin kurucularından denebilir. sartre'a göre insanın özü varoluşundan sonra gelir, böyle söylemesinin nedeni de kendisinin tanrıtanımaz bir düşünür olmasından kaynaklı. aslında ben sartre'a ait ilk yazılı kaynaklar okumaya başladığımda bu durum saçma gelmişti. çünkü tam da bütün nesnelerde ilk olarak öz, daha sonra varoluş durumu gerçekleştiği için, insanda da böyle olacağını düşünüp buna göre tanrının varlığına daha çok inanmalı insan, gibi düşünceler geçti aklımdan. ancak sartre düşüncesinden vazgeçmemiş ve tanrıtanımaz görüşünü felsefesi ile birleştirmiştir. iyi de yapmış ki bu sayede bunları okuyabiliyoruz.

    sartre,a göre, bilinç dünyaya anlam katmamızı sağlayan yegane tutar dalımızdır. bilinç olmadan, geri kalanların bir anlamı yoktur.

    örnek olarak 'masa' diye bir şey vardır. amacı nesneleri belirli bir yükseklikte tutmaktır. genel anlam itibariyle aşağı yukarı herkes hemfikirdir bu konuda. bilinç ise işe bu noktada giriyor. masa var ama, benim bilincimde canlandırdığı anlam ile karşıdakinin bilincinde canlandırdığı anlam kesinlikle farklı olacaktır. yani bilinç olmazsa ortada bir masa olur ama sadece olur. varlık bilincimiz sayesinde anlamlıdır, bilinç ise (yani özümüz) biz olduktan (varlıktan) sonra oluşur. aynı şekilde, şu an kafamda beliren masa şekliyle, on yıl sonraki masa şekli çok farklı olabilir. bu da demek oluyor ki, insan sürekli değişime açık ve her anı öncekinden daha farklı olabilen, bilinci (özü) sınırsız özgürlüğe sahip bir varlıktır.

    daha çok özgürlük ve daha çok bireysellik dileğiyle.
  2. sartre'ın felsefesini, inançsızlığıni, fikirlerini eleştirenlere yaylım ateşi açtığı ve herkese hodri meydan dediği kitabı. her eleştiriye teker teker cevap verir, varoluşçuluğu yeniden tanımlar, tarihten örnekler verir.

    bununla beraber, daha iyi anlaşılması için, varlık ve hiçlik kitabının okunması tavsiye edilir.