1. belli bir yurdun içeriğinde ki insan. -yurttaş-

    romalılarda ise ”vatandaş” kelimesi (civis) tam tersine bir köktür – ”kent” anlamına gelen ”civitas” sözcüğü ondan türer. öyle ki romalılar emperyal roma’nın ”özgür” vatandaşı vatandaşlığını ”hemşeriliğinden” ayırtedecek bir söze sahiptir: civis meus, hemşerilerim, benimkiler, bizim oradakiler…
    salt semantik açıdan yürütülecek bir çözümlemeye elbette tam anlamıyla güvenemeyiz. ancak yunanlı tarihçiler, özellikle thukydides, ardından ”emperyal” dönemde yaşamasına rağmen strabon, halkları hep yaşadıkları kente, topluma bağlayan bir adlandırma tarzını tercih ediyorlardı: kos adalılar, mısırlılar, iranlılar, kent modelini benimsesinler benimsemesinler, hep kentlerinden yola çıkılarak adlandırıldılar. öyle ki, ”xenoi”, yabancılar dendiğinde bunun anlamının ne olduğu yunanlılar açısından açıktır – o kentin ”vatandaşlığınca” kapsanmayacaktır.

    (bkz: aşındırma denemeleri) - ulus baker
  2. seçme hakkı verilmeden dahil olduğunuz grubun adı.

    bugün kardeşimle evde iki bira içecektim. yarın gidiyor ve birkaç ay görüşmemiz zor görünüyor. annem babam ve kardeşim kışlık kazak alışverişine çıktılar, babam biraz para bırakıp ona ve kendimize bira almamızı söyledi, hep beraber evden çıkıp ayrıldık. biraları aldıktan sonra anahtarımı unuttuğumu farkedip aradım ve yola çıkmalarını, anahtarı alıp eve geçeceğimi söyledim. alışveriş merkezinin önünde babamı gördüm ve yavaşladım. işte tam bu anda tek yön olarak ilan edilmiş yolda avradını sevdiğimin arkasına yolcu almış motorlusu ters yönden tam gaz babamın üstüne sürdü. korna çalıp selektör yaparak babamı uyardım, keklik gibi seken 56 yaşındaki babam kendini kenara atmayı başardı. dedim gençler farketmemişler bir hata yapmışlar, aldım anahtarı eve doğru devam ettim. evimin olduğu caddede aynı arkadaşların benim de güvenliğimi tehlikeye atmaları üzerine önlerine kırarak dörtlüleri yaktım ve durdum. pencereyi açtım, "hayırdır" dedim. kafası güzel arkadaşın "ne önüme kırıyon amuğa goduuum" demesi üzerine aracımdan indim, bir güzel kavgaya tutuştuk, yoldan geçenler ayırdı falan.

    sakinleşerek eve doğru yola çıktım, gençleri mahallemizin abilerinden birinin ellerine verdim ki dumanlı olduğu her hallerinden belli kafalarıyla birine zarar vermesinler. böyle şeyler için polis çağırmayı bırakalı çok oldu zaten. bir de buralarda onuncu ihbardan önce geldikleri görülmemiştir.

    apartmana birkaç poşet birayı yüklenerek girdim. asansörle katımıza çıktım ve apartmanımızın tek alkol kullanmayan amcası ile karşılaştım. amca şişe şangırtısına "cıkcık"layarak karşılık verdi. zaten canım burnumda, dönüp "amcacığım hayırdır, civciv gibi cikliyorsun" dememle ortalık karıştı. "günah"mış amına koyduğumun birasını içmek. bilmiyordum kusura bakma diyeceğimi sanan amcayı şoka uğratarak bir bomonti açtım, boğazını kolumun altına almamla beraber birayı şaşkınlıktan açık kalan ağzına boca etmem bir oldu. "be hey darbe sonrası oğlunu geçtim, arabalarını bile saklayan amca, senin ta amına koyayım" dedim. dua etsin babam yoktu, anasını sikerdi, zaten hiç sevmez.

    başlıkla ne alaka diyecekler olacaktır. bu gece yaşadıklarım bardağı taşıran son damlalar belki de. artık haymatlos olmak istiyorum. vatandaşlık bağınızın da amına koyayım. çok affedersiniz.