1. uykusuz'da bebek kafası ile bilinen iyi yazar. "kişisel anayasam" gibi efsane bir yazısı vardı vedat bey'in. ilk yorum böyle uzun olacakmış.

    bebek kafası

    kişisel anayasam!

    sıkıcı insandan kaç!..

    bir insan nasıl sıkıcı hale gelir, yoksa doğuştan mı sıkıcıdır, bunu düşün!..

    başkasının mutluluğundan acı duyana geçmiş olsun… aynı zamanda başkasının acısından zevk de alır o… bu ruha sahip, zekası kıt haybeci oğlanlara, donanımından fazlasını isteyen sümük kızlara çok denk geldim, hep güzel sıyrıldım…

    uygulamadığın fikir, vakit kaybıdır…

    doğuştan varolan hiçbir özelliğin, aslında özellik değildir… cinsiyetin, milliyetin, ismin, dinin ve ülkenle övünmeyi bırak da, üstüne ne kattın, onu söyle… sen onları kazanmadın çünkü, onlar sana verildi… tek değeri, bunlar üzerinden edinmeye çalışırsan, değersizleşirsin…. aksine, bunlardan utanırsan, o zaman ruh hastasısın…

    ruh hastalığı, çok da kötü değildir… en azından ruhun varlığını gösterir…

    güzeli sevmemek onu çirkinleştirir, buna hakkın yok…

    yürü!.. zihin zaten durmaz, kasların ve eklemlerin, bu akışa uysun… ölene kadar güzel bulduğun dünya, öldükten sonra da güzeldir…

    lütfen beni woody allen ya da volkan severcan’a benzetmekten vazgeç… tek muhabbet bu olunca, ben seni bişeye benzetmek istiyorum çünkü…

    nice kitaplar yazmış aziz nesin’in ünlü yüzdesini olur olmaz diline dolama… o, nice mücadeleden sonra, ömrünün analizini yaptı diye sana n’oluyor?.. ne yazdın?.. ne ara kendini akıllı, zeki sandın?.. o, kimsesiz çocuklar için vakıf açtı aslanlar gibi… sen ne yaptın?.. hangi zekanı gördük?..

    para için köpekleşirsen, paradan da bi şey anlamazsın… köpek n’aapsın parayı?..

    dünya fena, insanlar kötü aşızlarını bırak… herkes, kendi gibi görür dünyayı…

    zekaya kafanı takma… zeka, hayatta kalmaya yarar… nihayetinde insan, insan ister, hayat da yarış diildir… eşşek kadar adamsın, iyi olmayı öğren… fedakar olmana gerek yok, akıllı ol yeter…

    el yazısını ihmal etme…

    seks güzeldir, onu aşkla taçlandır… seks, sadece sevişme zamanı diildir, seksüel eylem sonucu doğduğumuz için, her saniye vardır… cinsel organlarının ilki, beynindir…

    hırs, ancak zeka ve yeteneğin hizmetinde olursa işe yarar, onları geçtiği zaman mikro faşizm başlar….

    utanma!.. en utanılacak şey, utanma hissinin ta kendisi… başkası dışlarsa ziktiret, sen kendini dışladığında bitersin…

    “okumak, iki ruh arasında aşıkane mulakattır. her yabancı intiba vuslatın büyüsünü bozar. ister güneş ışıldasın gök kubbede, ister duvarda bir petrol lambası yansın. pencerede şakıyan kuşlardan bize ne! reel olan tabiat değil, kitaplarda görülen rüyadır. meçhule açılan bir kapıdır kitap. meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.” cemil meriç’i ve diğerlerini oku…

    pencerede şakıyan kuşlar da candır!..

    savaştan diil, devrimden yana ol… savaşta ilk öldürdüğün insan, belki de senin en iyi arkadaşın olabilecek insandır… birbirinize organlarınızı verip yaşatabilecekken, öldürmek neymiş?.. bu kadar birikim, zeka, arşiv, anekdot, yapıt, yasa, vesaire sokamadı mı bunu küt kafana? küt müt, gene de o kafa insanlığa lazım… aslolanı unutma… akciğer denince, aklına ilk kanser gelmesin…

    ressamın hası, hollanda’dan çıkmıştır!..

    kitabı, okumayı, hele şiiri aşağılayan dangalakların yanından bile geçme… şiir, insanın duasıdır, bari küfür kadar vakit ayır… cehaleti övmek, zekaya hakarettir…

    fars’ı, arap’ı küçük görme… seni türk diye küçük görenlere özenme… sırp sosyalist, türk faşistten daha yakındır bana…

    kibirden kaç, kibirli insan şeytanın stajyeridir… ama kıvanç güzeldir… mümkündür…

    mesai arkadaşlarının alınteriyle servet kazansan n’olur, tadını çıkaramazsın!..

    köleliğin sebebi, köle diil, efendidir…

    seçilmiş bir ırk yoktur… seçilmiş olan, insanlığın ta kendisidir… hepimiz sadece doğduk; ne seçildik, ne de atandık!..

    anadilini satma, efendinin dilini annenin diline yeğleme, anadildeki dağarcığın kadar düşünebilirsin…

    çalışmadığın gün, dinlenmeye de hakkın yok…
    sahte dahiden hızla kaç… o, kendini kandırdığı için, diğerlerini de kandırabilir… dahi, tek başına, kendine yeter… sahte dahi, hep başkalarına ihtiyaç duyar… bir yenilik getirmez, başkasının getirdiği yeniliği taklit ve tekrar eder… gerçek dahi ne kadar yararlıysa, sahtesi o kadar tehlikelidir…

    ne zaman ekip çalışması olsa, ekibin bir kısmı çalışmaz!.. yalnızken verimli olamayan, kalabalıkta da olmaz… iş dünyasında gizli işsizleri, kaçak yolcuları, yancıları ayıkla!..

    garip iyi, tuhaf güzel, acaip çekicidir…
    gerçek dahinin adı engin ergönültaş’tır… istanbul’da yaşar… ilerde detaylı yazacağım…

    seçkin kesim olamaz, yaşayan her ne varsa seçkindir…

    dağdaki çobana, arabesk müzik dinleyene, göbeğini kaşıyana kafayı takan gizli eziktir, başkası olma ihtiyacı içindedir, kendini aşağıladığı için başkayı da aşağılamaktadır…

    taklitçi bir ruhsuz yavşak bile yararlı olabilir, ki seni orjinaline ulaştırır…

    beyoğlu ile tünel arası 2 kilometredir!..

    o, diğerlerinin alınyazısını yazar; yazar kendini yazandır… yazarın mesaisi günde yirmidört saattir… yazacak bir şey yoksa, yaşanacak bir şey de yoktur…

    beyin önemliyse, kalp de değerlidir…

    rüya, ruhun sineması… kendimizle yalnız kalmamızın ödülü… görüntülü hayal… gerçeğin safiyane yorumu… ta kendisi… isteyen bana rüyalarını yazsın, göndersin… bu derin gerçeği paylaşmaya, okumaya istekliyim… tamamen yalan olsa ne çıkar, ben gene inanırım…

    yürü!.. daha evvel dedim miydi, ne farkeder, yürüyebiliyorsan yürü, petrole inat!..

    kaynak