1. temelleri roma imparatorluğu donemine ait olan, devleti olusturan bireylerin ortak islerini halletmeleri ve devletlerinin yani toplumsal organizasyonlarinin devamını saglamalari amaciyla oluşturdukları hazineye aktardıkları para, haraç, harç.
  2. devletin en büyük gelir kapısı. cebinizdeki paranın aslında sizin değil de devletin olduğunun göstergesidir. siz sadece onu elinde tutan (zilyed) kişisiniz. şöyle ki; devlet düşük gelirliden harcama yaparken vergi alıyor. orta gelirliden hem harcama hem de kazanırken alıyor. yüksek gelirliden ise hem harcarken hem kazanırken hem de servet yapınca alıyor.

    yani kazansan da harcasan da biriktirsen de alıyor. en iyisi para işine hiç bulasmamak.

    tabi bu almasinlar demek değil. sadece tuhaf yanı. surekli para ona geri dönüyor.
  3. türkiye'de normalin çok çok üstünde oranlarda alınan ve karşılığında doğru düzgün hiçbir hizmet verilmeyen lanet şeydir.

    mesela bir araba aliyorsun, bir araba parasını da devlete veriyorsun. benzin aliyorsun, 2 katı parayı da devlete veriyorsun. bunun üzerine doğru düzgün araba sürmek hakkındir diye dusunuyorsun ama değil. bir kere devlet o vergilerle adam gibi bir yol yapmamıştir. olan dandik yollar için de her 20-30 km de bir gişe koyup senden yol ücreti alır. e yola para vereceksem niye vergi veriyorum? vergi veriyorsam niye yola para ödüyorum?

    saglikta da böyle. bir ton pirim ödersin. senede bir hasta olduğunda hastaneye gidersin zaten sıra alamazsin. aldin diyelim, yine katkı payı vs diye para alır. ilaç ücretinde doğru düzgün bir indirim olmaz. ama devlet o pirimi çatır çatır alır, gider diyanete 6 milyar bütçe ayirir, yandaş şirketleri ihya eder. vekillere kıyak geçer...
  4. kaçırma imkanı olduğu halde usulüne göre verenlerin keriz olarak adlandırılmasına yol açacak olan yasal soygun biçimi.
  5. bir türlü kaçırmayı beceremediğim şey. bu vesile ile 'keriz' ibaresini de sonuna kadar hak ediyorum. vergi dairesinin kestiği ilk vergide şoka girmişliğim var :::) bu işi iyice öğrenmeden eşe dosta fatura kestirmeden vergi açılışı yapmayın, o vergiler çok fena koyuyor.
  6. biraz uzun olmuş ama daha diyeceklerim vardı. sonuna kadar dayanabilirseniz ne ala.
    tanım: kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. (tdk)
    yılın yarısında devlete çalışıyoruz. kazandığımızın yarısını devlete veriyoruz. sonra o vergilerle birileri über özel uçaklarla korumalarla denizaşırı ülkelere gidip ülkemizi rezil edip dönüyor. seni beni senin benim paramla rezil ediyor.
    cumhurbaşkanlığının 2015 yılı genel bütçe kapsamındaki kamu idameleri ödeneği 400 milyon. bunun içine örtülü ödenek giriyor mu tam olarak bilmiyorum ama reisin gezilerinde harcadığı paraları düşünecek olursak girmiyor.
    tbmm'nin 2015 yılı ödeneği 750 milyon. kısacası tek adamın! ödeneği 550 kişi artı bilmem kaç tane personelin ödeneğinden biraz az!
    diyanet işlerinin 6 milyar ve birde diyanette hiç edilen bir 23 milyon meselesi var.
    bilim sanayi ve teknoloji bakanlığının ödeneği 666 milyon.
    ulaştırma, denizcilik ve haberleşme bakanlığının ise 7.7 milyar 2015 yılı ödeneği. şimdi burada bir duralım. ben bu işlerden çok anlamam ama birileri konuşurken ak parti yapıyor ya malum. bütün bakanlıkların toplam ödeneği 418 milyar. ulaştırma bakanlığı yanlışım varsa düzeltin bu duble yolları yapanlar toplam ödeneğin binde ikisine sahip. düşününce bir şeyler yanlış gibi geliyor. durmadan gözümüze sokulan o yollar ki yine para vererek kullanıyoruz.
    skandallara imza atan ve sözde laik ülkede sadece müslümanlara hizmet eden diyanet vakfı bizim 6 milyarımızla imamların maaşını veriyor hadi buna eyvallah. cami yapsın bakım yapsın vs hadi ona da eyvallah. değil ya işte hadi eyvallah. en son 81 ile kıble uzmanı atanacak dendi. en son ne oldu bilmiyorum ama atanmadıysada atanacak. yetiştirip gönderecekler illere. işte bunu benim aklım almıyor. kıble uzmanı nedir? bu zamana kadar bu millet yanlış yöne mi doğru kıldı namazı? hiç bir iş yapmadığı halde görece sağlam bir maaş alan imamlar ne yapıyordu bu zamana kadar? e hadi kıbleleri düzelttik diyelim. bu durduğu yerde bozulan bir şey değil ki. bu adamlar daha sonra ne yapacak? yani bu paralar hangi akıl mantıkla harcanıyor? bu ülkede akıl mantık sorgulamak mantıklı bir iş mi? neyse zaten diyanet denen kurumun varlığı baştan tartışmalı.
    bilim sanayi ve teknoloji bakanlığının bütçesi diyanetin onda biri. dünyadan en geri kaldığımız 3 alanı birleştirmişler ve görece diğer bakanlıklara göre az bir bütçe vermişler. he bütçesi çok olsa ne olacaktı bu sorunun cevabı da muamma.
    toparlamak lazım gerek çok dağıldı gibi. ben sıradan bir vatandaşım. bu işlerden anlamam bu rakamlar meclise sunulan rakamlar. ama kimse bu ülkede neye ne kadar vergi verdiğini bilmiyor. bir şekilde cebimizden paralar alınıyor ve kimse farkında olmuyor. he zaten olsa böyle olmazdı. şimdi sen çalışıyorsun sosyal güvenlik primleri ve gelir vergisi gibi tüm kesintiler yapıldıktan sonra eline bir miktar para geçiyor bu senin net maaşın. yani diyor ki sen bu ülkede yaşıyorsun ve çalışıyorsun o zaman bana gelirinin bir kısmını vereceksin. e hadi eyvallah diyeceğim ama bu gelir vergisi bence haracın devlet eliyle legalleştirlmesi. diyemiyorum eyvallah. abd'de sistem böyle işlemiyor. önce eline veriyorlar brütü. sonra sen vergini yatırıyorsun. yani her ay o meclisteki 550 vekile!! (burada yazar klavye tuşlarına basmaktan çok sinirden vurmaya başlıyor) devleti yönetsin diye!!( burada yazar sinirinden ağlamaklı) ne kadar para verdiğini biliyorsun. bilincindesin her ay elinden alınan paranın. o parayı gözünün önünde çarçur edildiğini veya ihale yollarıyla yandaşlara dağıtıldığını görsen kafayı yersin. görüyorsun zaten ama bilincinde değilsin. o yüzden de sesini çıkarma gereği hissetmiyorsun.
    neyse aldın net maaşı eline. harcayacaksın. yine vergi veriyorsun. e sen benden aldın zaten gelirimden vergi. patatesten ekmekten benzinden temel ihtiyaçlarımdan sen niye bir daha vergi alıyorsun? sormazlar mı adama? sormuyorlar! sorsalar zaten böyle olmaz.
    her ay evinin rızkını kendi elinle götürüp yatırtacaksın adama bakalım o zaman nasıl gelişiyoruz. nasıl bilincinde oluyoruz her şeyin.
    ha birde vergi haftası var. verginin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi ve vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlığının arttırılması amacıyla her yıl şubat ayının son haftası vergi haftası olarak kutlanmaktadır. e son rakamı hatırlamıyorum internette de bulamadım arasanız bulursunuz ama 2012 rakamlarıyla 300 farklı vergi var. en son 400 farklı vergi olduğunu okuduğumu sanıyorum ama mabadımdan da sallıyor olabilirim. bu kadar vergi olursa kutlanır tabi. dünyanın başka yerinde böyle bir saçmalık kutlanıyor mudur bilmiyorum.benim derdim bu para milletin parası bu para yetimin parası bu para işçinin emekçinin alın teri. ama bu paralar sanki babalarının paralarıymış gibi harcanıyor.
    http://www.hurriyet.com.tr/burhan-kuzudan-israf-yorumu-anam-anam-anam-anam-anamm-29116636
    https://www.youtube.com/watch?v=Ql4xzKajaE0
    unuttum birde vergi kaçıranlar var. ama o konuya hiç girmeyeceğim. bu sorunların temeli de halka dayanıyor. halkın devletçi zihin yapısına dayanıyor. sorgulamamaya devam. kendinden olanı ne olursa olsun kollamaya devam. başımıza taş yağacak inşallah.
    vagus
  7. devletin elini cebimize sokup, paramızı sayıp kendi payını aldıktan sonra kalan parayı şşşşşşşhh koy şunu cebine genç adamsın demesi.
  8. cebir ile devletin sizden para alması.
  9. kdv tamam da ötv anlaşılmadi
  10. vergi bir ülkenin kalkınma politikasıdır. örneğin, portland'te vergi yok, fakat maaştan %20 kesinti var. bu kaçırışmaz bir şey; ama kaçınılabilir.
    han