1. kendisinin başlığını açarken haber mi kişi mi diye bir tereddüt içinde kalmadım. ama varsın hakkında yazacaklarım bir haber niteliği taşısın. ama bir haberden çok bir insanın başına gelenleri anlatmak lazım. insanları yaşadıklarıyla tanırız ilk önce. ondan sonra konuşarak, vakit geçirerek ona dair bazı nüansları kafamıza yazarız. sonra biri bize onun ismini söylediğinde başkalarına gösteremeyeceğiniz bir fotoğraf oluşur kafanızda. anlatmayı deneyin ama illa ki bir kısmı eksik kalacak. yani veysel'i uzaktan biz bilemeyiz. onu yalnızca bir inşaat işçisi olarak görüyoruz. patron ise işçiyi iş makinası olarak görüyor. ölürse yerine yenisini koyuyor. çünkü onun sorumluluğunu kimsenin üstüne bindirmiyor.

    bundan aylar önce şehirlerarası otobüs terminalinden dönen serviste bir patrona denk geldim. tanımam etmem. serviste üç kişiyiz. ben patron ve şöför. patron şikayet etmeye başladı. taş ocağında birkaç ay önce bir işçi ölmüş. bana 200000liraya maloldu dedi. böyle görüyorlar işte meseleyi. vallahi ekonomi çok bozuk herşey yatırımcının aleyhinde dedi. işçi? öldürdün onu!! işçi?? yok. 200000liraya malolmuş. kendimi öyle zor tutuyorum ki henüz ineceğim yere varmadan buz gibi inecek var dedim. küfürler ede ede eve kadar yürüdüm. işte veysel'i de patronu böyle görüyor. başına bela olduğu için veysel'e kızgın bile belkide. lanet olsun işte lanet olsun. 21 yaşında önlem alınmadığı için bir insan öldü. artık geleceği yok.

    veysel karani keleşoğlu bir inşaat işçisi. henüz 21 yaşındayken cinayete kurban gitti. iş kazalarının bir cinayet olmadığını söyleyecek kimse var mı acaba? var. evet bunu söyleyecek insanları tanıyorum. kendileri sıcacık evlerinde keyif çatan gamsız pe.. neyse. haddimi aşmayacağım. veysel karani keleşoğlu'nu önce haber linkleriyle gördük. ne yazık ki bu haberi yapan hiçbir basın kuruluşu (tamam, evet, henüz bir iş cinayeti olduğu bilgisine sahip değillerdi ancak buna rağmen yayımlamaları gerekirdi) veysel'in hangi firmanın hangi şantiyesinde çalıştığı bilgisini paylaşmadı. tarih 27 eylüldü.
    hürriyet
    haberler.com evrenseldeki haber

    ben de bir süre bir avm şantiyesinde sigortasız iş güvenliği olmadan kaçak olarak çalıştım. öncesinde aynı firmanın farklı şantiyelerinde yine sigortasız çalışıyordum zorunluluktan. çalıştığım şantiyeler avm şantiyesi kadar tehlikeli değildi. idare edebiliyordum. yeni mezun bir mimardım. paraya ihtiyacım vardı. patrona yok diyemedim. spor ayakkabılarımla (iş ayakkabısı bile vermediler-yalnızca bir çelik burunluk takıp) şantiyede çalıştım. baret ve reflektör işin kostüm kısmıydı. kapıda kimlik kartı sormasınlar diye misafir kişilerin reflektörlerinden giyiyordum. iş güvenlik uzmanları kontrole gelirse işi bırak çalışma dendi. total station ile nokta işliyordum, belki o kadar tehlike bir iş değildi ancak yine de tepeden kafama düşecek bir malzemenin beni orada sakat bırakmayacağının garantisi yoktu. iki hafta sonra işten ayrıldım. o da günlerimi tamamlayıp paramı alabileyim diye.

    27 eylüldeki bu haberi okumamıştım. ta ki şu yazıyı okuyuna kadar. rica ederim şunu başından sonuna kadar okuyun. zira veysel'e ne yaptıklarıyla ilgili benim söyleyeceklerim bu yazıdan evla değil. moloz

    konu hakkında yazılanları ekşi sözlükten okudum. okudukça içim ezildi. bazı yazarların cinayetin üstünün örtülmesiyle ilgili endişeleri vardı. zira cesedinin bulunması da kamyon şöförünün insafına kalmış. o insanlık yapıp polise haber vermese veysel'in ailesi hâla haber bekliyor olacaktı.

    konu hakkında şirketin imajının kirlenmemesi için böyle bir olayın oluştuğuna dair söyletiler var. biz bu utançla yaşayamamalıyız. bakın yaşayamayız demiyorum. zaten olan birçok rezalete o kadar alıştık ki dünya yıkılsa yaşıyoruz. ya şa ya ma ma lı yız! umurumuzda olmalı. işveren işçiyi malzeme gibi kullanmamalı. ne ara bu kadar zalim insanlar arasında yaşar olduk. bakınız efendim. imajı zedelenmesin diye yapıldığına dair bir iddia var.

    konunun üstü kapanmaz diye umuyorum ancak dayanamayım bona dea'ya mesaj atıp sordum. anlaşılır çünkü daha sonra üzerindeki molozların neden olduğu kırıklar ayrıdır. darp varsa onun kırıkları aynıdır. zehirlendiyse ya da bir yerden düştüyse de anlaşılır dedi. umarım en kısa sürede sorumluları bulunur.

    korkudan bir bilene sorayım dedim. yine bu işin asıl sorumlularına, üç kuruş para için cinayet işleyenlere ulaşamazsa bile 21 yaşındaki bir gencin bedeninin üstüne moloz döken bir zihniyetin sorgulanmasını istiyorum. rezaletlere çok alıştı bu millet. cidden öyle. artık her yanda diken üstündeyiz. kaldırıma araba çıkar diye kulaklık takmaya korkar oldum. koca koca ağaçlar ya da arabalar yoksa etrafımda birini takıyorum kulaklıkların, o hale getirdiler bizi. artık değil ki iş cinayetleri. ben öyle şantiyelerden birinde bir süre sigortasız çalıştım ya, bu yüzden zavallı adamın başına gelenleri duyunca sanırım bu yüzden de daha çok etkilendim. daha rahat empati kurdum. batsın bunların düzeni artık. insanların canıyla kardıkları o çimentoları ceplerine girecek paraları zehir olsun istiyorum. o koca gökdelen bir yerlerine.. istiyorum bunu evet..