• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
wristcutters; a love story - goran dukic
zia, kız arkadaşı desiree'den ayrılınca yaşadığı acıya dayanamaz ve intihar eder. acısını sonlandırmanın yolunu ölümde bulacağını sanırken hiç beklemediği bir şekilde büyük bir yanılgıya düştüğünü anlar. gözünü, sadece intihar edenlerin var olduğu bir dünyada açar.
ölüm sonrası bir dünyadır burası; tuhaftır, gerçek yaşam kadar acımasızdır; hatta belki de daha fazla... acılarsa yok olmamıştır. ama yine de zia için bir umut vardır. çünkü ilginç bir şekilde desiree'nin de intihar ettiğini öğrenmiştir. tanıştığı bir rock şarkıcısı ve ısrarla bir yanlışlık sonucu orda olduğunu savunan bir otostopçu ile desiree'nin peşine düşer. barlarında sadece intihar etmiş elemanları olan nirvana ve joy division gibi grupların şarkılarının çalındığı bu garip dünyanın kasvetli atmosferinde, tuhaf bir yolculuğa çıkarlar.
2006 sundance film festivali'nde jüri büyük ödülü'nün sahibi olan bağımsız bir yapım.
  1. intihar hakkında olan bir filmin kabus gibi olmasını bekliyor insan. oysa, wristcutters oldukça eğlenceli olmayı başarırken intihar etme düşüncesini de alıyor insandan. depresif tanıdıklarınız varsa önerin, birlikte izleyin, tekrar izleyin, sonra tekrar izleyin.
  2. !---- spoiler ----!

    barda tanıştığın bir kız sana 5 dakika sonra geleceğim diyorsa asla geri gelmeyecek demektir dostum

    !---- spoiler ----!

    sözüyle kalitesini ispat etmiş bir filmdir.
  3. böyle saçma sapan enteresan rüyalar görürsünüz ya, ama bi yandan da garip şekilde hoşunuza gider bitmesin istersiniz, bu film bende tam bu etkiyi bıraktı. yarı uykulu ve alkollü şekilde seyrettiğim için de olabilir tabi ki.
  4. tom waits'in rol aldığı müzikleri harika (gogol bordello) olan goran dukic'in bağımsız filmidir. absürt etkilerin görüldüğü bir film olmakla birlikte birden fazla konuyu ele almaktadır. ana konu olarak intihar kavramını ele almış ve intihar eden kişilerin sonraki yaşamları üzerine yoğunlaşmıştır. sadece müslümanlık bazında değil diğer semavi dinlerde de "intihar" lanetlenmiş ve öteki tarafta bir "araf" halinde olacakları belirtilmiştir elbette ki dinlerin ele alışına göre değişse de genel olarak "günah" ve "arada olmak" olarak ifade edilmiştir. işte dukic filminde bu arada olanların aslında başka bir hayat yaşadıklarını, bir alternatif hayatta yeniden yaşamaya başladıkları bir yaşamda yaşadıklarını anlatmıştır.

    ilk zamanlar underrated bir filmdi, "kült film" sayılır mı sayılmaz mı tartışmaları devam ederken bir ara "overrated" kategorisine girmeye başladı. bir dönemin şehir efsanesi gibiydi, neyse ki tekrar o sonradan oluşan ve bir temeli olmayan popülaritesini kaybetmeye başladı. yine de hak ettiği bir yerde değil bence, daha iyi bir noktada olabilirdi.

    bir aşk paradigması gibi dursa ve aşk kavramına odaklanmış görülse de asıl hikayenin altında varoluşsal kavgalar ve mutsuzluk temaları var. ayrıca film boyunca gösterilen mekan, mekanlara ve olaylara uygun kıyafetler araçlar ve benzeri ayrıntıların armonisi de çok başarılıydı, fark ettikçe görülen ayrıntılar ve ayrıntıların duruma uygun oluşu filmden alınan keyfi katlıyor.

    fakat her şeyi bir yana bağımsız film kasvettir, yaşamdır ve mutsuzluktur. intiharı ve mutsuzluğu işlediğin bir bağımsız filmde "mutlu sonculuk oynamak" ne kadar doğrudur bilemedim. mutlu sona bu kadar yoğunlaşmasa ve daha farklı bir son çizse aslında tam olarak hakkı verilecekti filmin. arada bir görülen ve sonunda hissedilen hollywoodvari göndermeler dışında gerçekten de şahane bir film.
  5. bu filmden söz edip de etgar keret'den söz etmemek olmaz ki. senaryosunu etgar keret yazmış. yazarın aynı adlı kitabından uyarlanmış. şöyle der kitapta: "herkes öldürüyor sevdiğini, ama intihar aşkı öldürmüyor."
  6. kendini bir rüya içerisinde hissettiren atmosferi, yönetmenin kendi uslubü ile intiharı zekice ve eğlenceli bir şekilde işlemesi, müzikleri,tom waits in filmle örtüşen her hareketi ve daha fazlasını bulabileceğiniz eşsiz bir film. eğer ikinci bir hayat var ise o ikinci hayatta da aslında eksik olan bir şeyleri arayarak geçirebiliriz. işte ben buna derin mizah anlayışı derim.
  7. acı tatlı(bittersweet) bir film.
  8. bir şeyi çok istiyorsanız ,fazla önemsememeniz, takıntı yapmamanız gerektiği gibi bir mesajı da olan film.
    kendine has senaryosuyla, karakterleriyle seyredilmesi gereken harika bir film.
    symek
  9. mucizelere inanmanızı sağlar aa ancak onları ciddiye almazsanız.