• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.40)
Yazar jon krakauer
yabana doğru - jon krakauer
yabana doğru toplum tarafından onaylanmış bir hayat idealini yansıtan tüm ölçütleri bir kenara bırakarak doğada yaşamaya giden genç bir adamın gerçek yaşam öyküsü. sean penn tarafından eddie vedder'ın unutulmaz müzikleri eşliğinde sinemaya da uyarlanan ve en iyi yardımcı oyuncu dalında oscar adayı da olan yabana doğru, insanın arayışlarını, toplumun tuzaklarını, bireyin çıkmazlarını ve yaşadığımız hayatları bizlere sorgulatacak, akıllardan kolay kolay silinmeyecek gerçek bir öykü.
christopher mccandless, banka hesabındaki 25,000 doları bir hayır kurumuna bağışladı, arabasını çölün ortasında bırakıp sahip olduğu şeylerin çoğundan kurtuldu ve cüzdanındaki tüm parayı yakarak yola koyuldu. alaska'ya gitti ve doğada tek başına olmanın türlü zorlukları karşısında yılmadan, kendinden başka kimseye tabi olmayacağı alternatif bir yaşam arayışına çıktı.
paradan, kariyerden, ailevi sorumluluklardan, toplumsal yükümlülüklerden uzakta kendi yaşamını kendi kurmayı seçti. (kitap özeti idefix.com'dan alınmıştır.)
  1. sevgili badim hayalleri olmayan bir cingene'nin tavsiyesi üzerine izledigim muşteşem film into the wild sonrası yine kendisi tarafından hediye edilen ve film sonrası duygularıma hakim olamayarak gözyaşları içinde okuduğum, christopher mccandles hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmama vesile olan kitap. kendisi de daha önce ayak basılmamış bir rota üzerinden devil's thumb zirvesine tırmanan ve 1996 everest faciasında bulunmuş bir dağcı olan jon krakauer tarafından chris'in yolculuğu takip edilerek yazılmış kitapta chris'in okuduğu kitaplarda altını çizdiği kısımlar, mektup ve kartpostallarını okumak ve onu daha yakından tanımak mümkün olurken, krakauer'in tırmanış anılarına, everett ruess, gene rosselini gibi diğer maceracıların hikayelerine de tanık oluyoruz.

    !---- spoiler ----!

    "eğer gündüzü ve geceyi neşeyle selamlıyorsan, hayat çiçekler ve hoş kokulu bitkiler gibi güzel kokular saçıyorsa, daha esnek, yıldızlı ve ölümsüzse - işte o zaman başardın demektir. doğa, bütünüyle sana yapılmış bir kutlamadır, anbean kendini kutsamış olursun. en büyük kazançlar ve değerler en az takdir edilenlerdir."
    -henry david thoreau - walden, chris mccandles'ın eşyaları arasında bulunan kitabın altı çizilmiş satırları.

    !---- spoiler ----!
  2. izlenmeli ve okunmalı.
    izlenmeli çünkü kitap gerçekten filme çok iyi uyarlanmış. okunmalı çünkü kitapta mccandless ile paralellik gösteren şahısların hayatına da değinmiş. evet kitabı okuduktan sonra herkesin içinde bir yaban sevgisi ve doğaya açılma duygusu açığa çıkıyor. lakin bu sevgi insanlığın çoğunda platonik! böyle kararlar cesaret işidir. sonu da mutlu bitemeyebilir.
    mccandless ne arıyordu? tanrıyı mı? benliğini mi? belki evet belki hayır. lakin aslında onun vermek istediği bir mesaj vardı.

    bu mesaj anti modernlik idi. "modernlik insanlığın köküne indirilmiş bir baltadır. ve bu balta öyle hasarlara yol açmıştır ki insan özünü artık anımsayamaz duruma gelmiştir." bu özü tekrar ortaya çıkarmaya çalışan kahraman/kahramanlarımız ne yazık ki hiç de bazı romanlarda okunduğu gibi doğa ile başa çıkamamıştır? peki ilk insanlar nasıl çıkıyordu? sanırım aradıkları cevap bir nevi bu idi. "gerçek insana" ulaşmak.

    kitabın bir de psikolojik yönü vardı. kahramanımız sürekli olmasa bile hayatın anlamını yalnızlıkta arayan. insanlardan kaçan. mutluluğu kendi başına paylaşan bireylerden biriydi. yabana çıktıktan sonra ise ölmeye yakın zamanlarda şu sözü yazmıştır: " mutluluk paylaşıldığı zaman gerçektir."
    gerçekten öyle mi?
  3. "dikkat muhtemel ziyaretçiler. s.o.s. yardımınıza ihtiyacım var. yaralıyım, ölmek üzereyim ve buradan çıkmak için yeterince gücüm kalmadı. tek başımayım ve bu bir şaka değil. tanrı aşkına, beni kurtarın. yakınlarda meyve topluyorum ve bu akşam dönmeliyim. teşekkür ederim, chris mccandless. ağustos?" işte bu yazı bir insanın hem özgür ama hem umutsuz olduğunu anlatır bize... harika bir adam ve harika bir hikaye olarak kalacaktır. ilhamım, değişimim, geleceğimdir bu kitap.
  4. kitaptan-hikayeden o kadar etkilendim ki bitirmeyi beklemeden yorum yazıyorum...

    olduğu gibi gerçek bir hikaye "alex" in* yolculuğunda tanıştığı insanların ifadelerinden yola çıkarak rotasını ve yaşadıklarını anlatıyor yazar ve tabi bir de ölümüyle birlikte bulunan günlüklerinden...

    bence çılgınca olan bu yolculuğa -sonu korkunç olsa da- yıllar sonra okuyarak tanıklık etmek heyecan verici.
    kitapta başka çılgın seyyahların da hikayelerine yer verilmiş, bunlar da alexin hikayesi gibi çok etkileyici.

    ayrıca anlatım tarzını çok sevdim. gerek alıntıları gerek tanıkların ifadeleri gerekse tahminleri çok yerli yerinde ve hikayeye hem daha da gerçekçilik hem de heyecan katıyor.

    bir de aslında kuzeye gitme tutkunu ve alaska-yaban takıntısı olan alex ve diğer birçok kişinin bu karar veya duygularında hayran olunan jack london hikayelerinin etkisi çok büyük gibi gözüküyor. ancak kitapta bununla ilgili bir paragraf bence alexin en büyük yanılgısını anlatıyor.

    "mccandless, (jack)london'ın kuzeyde yalnızca tek bir kış geçirdiğini ve kaliforniya'da kitaplarında savunduğu fikirlerle çok da bağdaşmayan yerleşik bir hayat sürdüğü, kendi mülkü olan çiftliğinde kırk yaşında, kontrolünü yitirmiş bir alkolik ve obez olarak intihar ettiği gerçeğini de gönül rahatlığıyla görmezden gelebilmişti.

    sonradan not: müzikleriyle çok önceden tanıştığım filmini izlemeyi de sabırsızlıkla bekliyorum.
    bu da bonus society - eddie vedder