1. öğreneceğiniz lisan için temel seviyede bir bilgi birikiminiz varsa en etkili sonuç alacağınız iki araç var: kitap + film. bunun dışında kelime defteri tutmanız. kelime defterine yazmış olduğunuz sözcüklerin en başına üç halka çiziyoruz. kelimenin anlamı, örnek cümle vs. tamamlayıp kapatıyoruz. bir sonraki defteri elimize aldığımız zaman kelimeleri tek tek gözden geçiriyoruz ve her sözcük için halkamızın bir tanesini dolduruyoruz. zamanla her kelimenin üç halkasını doldurduğumuzda, yani farklı zaman dilimlerinde üç kez tekrar etmiş olduğumuzda sözcüğün hafızamızda belirli bir anlam kazandığını göreceksiniz. kelime dağarcığınız bu şekilde gelişecektir. yahu ben nereden kelime bulacağım diyenlere, tekrar hatırlatıyorum: kitap + film. ileride aklıma geldikçe de paylaşmaya devam edeceğim.
  2. ingilizce hariç bir dil öğrenmek istiyor ve çevrenizde bu dillerin eğitimini veren kurslar bulamıyorsanız (veya aşırı pahalıysa) duolingo + memrise kullanın.

    yeteri düzeyde ingilizce biliyorsanız ve başka bir avrupa dili öğrenmek istiyorsanız, ingilizce üzerinden öğrenin. dillerin yapıları ve kelimeler birbirine daha çok benzediğinden daha çabuk kavrarsınız. ingilizceniz de korele olarak gelişir böylece.

    kitap + film kombosu kullanırken güncel dile yakın materyaller kullanmaya özen gösterin. zira öğrenme aşamasında edgar allan poe yahut william shakespeare gibi eski ve ağır dil kullanan yazarları okursanız ingilizceye de hayata da küsersiniz. şarkı sözleri bu anlamda size daha çok yardımcı olacaktır. güncel pop şarkıların dilleri hafif, kullandıkları kelime sayısı az, anlaması ve ezberlemesi daha kolaydır.
  3. öncelikle yabancı bir dili ne amaçla öğrenmek istediğiniz önem arz etmektedir. şöyle ki;

    sadece günlük dili kullanmak, yurt dışında gezerken rahat etmek, bir iki tane de o dildeki yazıyı okumak amacındaysanız hiç gramer, zamanlar, bağlaçlar vb. kasmanıza gerek yoktur. her ortam için bir-iki tane kalıp öğrenin. evet, evet, ezberleyin resmen. ezberleyin derken; "where is the train station?" kalıbı gibi. ya da "can i have a cup of coffee?" gibi. ya da "can you help me to find my way to my hotel?" gibi hayat kurtaracak cinsten. sonrasında bol bol bilirmiş gibi konuşun. bu bildiğiniz kalıpları döne döne kullanın. evet, aynı kalıbı sürekli kullanıyor olacaksınız; ama emin olun bir süre sonra işe yarayacak.

    bir de sürekli öğrenmeye açık olun. kim ne demiş, ne için demiş, tam olarak nerede kullanmış...hepsini dinleyin. siz de kullanın. yanlış kullanın. yersiz kullanın; ama kullanın. kafanızdakileri seslendirmekten çekinmeyin. saçmalayın. sıkıntı yok. rahat olun. gittiğiniz ülkeye göre bulunduğunuz ortama göre bu cesaretinize destek olacak birçok insanla tanışacaksınız.

    amerika'da günlük konuşma dilinizi geliştirmek için para karşılığı sizinle belli bir süre zarfında oturup konuşan insanlar var. böyle bir sektör var. avrupa'da daha insancıl bir durum var. gerçi o da ülkeye göre değişiyor. fransa'da kimse yardım etmeyeceği gibi fransızca dışında bir dil de konuşmuyorlar. hatta biliyor ama konuşmuyorlar. *

    günlük konuşma dili konusunda nasıl bir tavır içinde olunması gerektiği konusunda verilecek bir güzel örnek de şuradaki gibidir. özellikle türk insanının yabancı bir dile olan yaklaşımını çok doğru özetlediğini düşünüyorum.

    efendim, derseniz ki; "yok kardeşim, benim günlük dile değil daha çok akademik bir dile ihtiyacım var. onun için keseceğin herhangi bir ahkam var mı?"

    var. akademik anlamda dil öğrenmek disiplin ister. bu açıdan özel bir eğitimi şiddetle tavsiye ederim. kurs olsun, özel ders olsun mutlaka eğitim alınmalıdır. yoksa kitap okuyalım, film seyredelimle "contemporary government policy" düzeyine gelmek biraz zaman alır. ya da "rechtsstaatlich" konusunda "jus gentium" başlıklı bir "essay" yazmaya kalkmak "şultanahmet"ten öteye geçmeyecektir.

    edit piaf: bir de şöyle birşey var (bkz: toefl ielts yds gibi yabancı dil sınavlarına çalışma yöntemleri)
  4. tek ve en etkili tavsiye eğer bu konuda samimi değilseniz hemen vazgeçin. sonu hüsran. tecrübeyle sabittir.
  5. yabanci dil ogrenirken ilk once amacinizi ve motivasyon turunuzun ne oldugunu belirlemeniz gerek: instrumental motivation vs integrative motivation. birincisi daha cok yds, kpds ve benzeri bir sinavdan yeterli skor alma amacli olup daha cok gramer agirlikli ve ezbere dayali calismalarla elde edilir ve istenilen skor alininca, yabanci dil ogrenme islemi durur ve hatta bazen unutulur bile. bu ture ornekler yabanci dil tazminati almak, gorevde yukselmek icin yapilan calismalari kapsar daha cok. ikincisi ise ogrenmek istenilen dilin gunluk hayatta iletisim amacli kullanilmasini baz alir. toplum olarak genelde bu konuda sikinti cekiyoruz- ya ben biliyorum ama konusamiyorum gibi. bunun icin productive skills dedigimiz konusma ve yazma ve hatta dinleme yetileri biraz daha one cikiyor. peki bu konuda neler yapabiliriz? ogrenmek istediginiz dilin genel temel kurallarini (cumle yapisi, bir kac tense, turkce'den farkli yonleri--mesela kelimelerin cinsiyetini bilmek gerekli mi vs.) ogrendikten sonra, kelime hazinenizi genisletmeye calisin. yanlis yapsaniz bile kendi kendinize cumleler uretmeye calisin. sonra, target language exposure denilen ogrenilen yabanci dil ile ilgili otantik seyler dinleyin, izleyin. bunlar radyo programlari olabilir, filmler olabilir, dergiler olabilir. ben mesela spor sitelerinde videolarin ya da haberlerin altina yapilan yorumlara bakarak gunluk hayatta kullanilan ifadeleri de ogrenmeye calisiyorum. diger bir asama o dili konusan bir insani bulup onunla iletisime gecmek. artik internet sayesinde dunyanin diger ucundaki insanlarla iletisime gecebilirsiniz. cesitli language -exchange programlarini kullanarak sizin gibi dil ogrenmek isteyen insanlara ulasabilirsiniz. mesela, az da olsa son zamanlarda turkce ogrenmek isteyen yabanci sayisi artti. bu tur insanlara ulasip, onlara turkce (ya da biliyorsaniz baska bir dil) ogretme karsiliginda yabanci dilinizi gelistirmeye calisin. sadece kitap okuyarak, film izleyerek veya muzik dinleyerek sadece receptive skilleriniz gelisir, ogrendiginiz yapilari kullanmaya calisin, biraz zorlanmaniz gerek dil ogrenmek icin-- leave your comfort zone! dil ogrenirken hata yapmak gayet normal, hata yapmaktan cekinmeyin kesinlikle--to err is human! ayrica eger kucuk yasta ogrenmeye baslamadiysaniz ve dile ozel bir yatkinliginiz yoksa konusurken aksaganinizin olmasi gayet normal! kelimeleri dogru telaffuz ettiginiz surece, aksagan onemli degil. ayrica, konusmanizin akici ve anlasilir olmasi icin native speakerlarin tonlamasina, cumle ortalarinda verdikleri es-lere dikkat edin, ve onlari taklit etmeye calisin. bunun icin yabanci kaynaklari sesli okuyabilirsiniz ya da audio-booklari kullanip cumle cumle ya da paragraf paragraf dinleyip tekrar edebilirsiniz. kisacasi biraz caba harcamaniz gerek --no pain no gain!
  6. yurt dışına çıkamayanlar için eğer imkan varsa yabancı arkadaş edinmeli. dil dile değmeli geyiği işte. özellikle kadıköy'de ciddi bir yabancı potansiyeli var. burada edindiğim arkadaşlarla geliştirdiğim ingilizcemi ne okulda ne kursta geliştirememiştim.

    bir de airbnb ile oda kiralama olayı var. ev arkadaşlarım arada odasını kiraladığı zaman bir sürü memleketten insanla ev arkadaşı olma fırsatı yakalıyorum. eğer karşımdaki insan konuşkan biriyse baya arkadaş olup birlikte vakit geçiriyoruz. buda dilime artı olarak yansıyor. şuanda envai çeşit dilde su isteyebiliyorum hehe.

    eğer yabancılarla iletişime geçecek fırsatınız yoksa bırakın yozgatı,kırşehiri kadıköye gelin*. diliniz gelişsin.
  7. ingilizce hayatı takip edin.
  8. ingilizce için belli seviyede olanlar için dili canlı tutmak için ing altyazılı dizi/film izlemek ve bbc cnn vb.tarzı haber radyolarını takip etmek
  9. ingilizce şarkı dinlemek. lyrics ile beraber dinlemek, sonra lyrics olmadan defalarca dinlemek.

    boylelikle sarkiyi ezberlemis oluyorsunuz.
  10. bazen akıllı telefonunuza indirebileceğiniz bir uygulama ile bile ilerleme kaydedebilirsiniz.
    ramel