• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
yakın tarihin gerçekleri - ilber ortaylı
"trablusgarp savaşı'nda türk komutanlar etrafı şaşırtacak derecede etkin örgütçü, eğitimci ve her şart altında savaşçı olduklarını gösterdiler."

"balkan savaşları'ndaki yenilgi; ingiltere ve fransa'da türk savaş gücü hakkında yanlış değerlendirmelere neden oldu. bu yanılgıya türkleri iyi tanıyan almanya ve avusturya kurmayları düşmedi."

"i. dünya savaşı'ndan sonra türk toplumu kaosu ve yeni bir dünya savaşını değil, milli mücadele'yi tercih etmiştir."

"osmanlı imparatorluğu, milliyetçi akımlar sayesinde dağılan tek imparatorluk değildi; fakat ne rusya, ne de avusturya-macaristan'da ulusalcı akımlar bu derecede aktif ve silahlı eyleme dönüşmüştü."

"ittihatçılar milliyetperver ve büyük ideallere sahiplerdi ama kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi."

"tarih okumayan ve bilmeyen adam kendine göre bir sınır çiziyor. mesela kolaylıkla 'osmanlı'nın bizimle ne alakası var?' diyor. bu çok vahim bir durum!"

"1918 yılında, mütarekenin en hazin vaktinde, millet her yerde direniyordu. ama bu direnişlerin arasında koordinasyon yoktu. o eşgüdümü hangi politik deha sağlayacaktı? ancak arkasında askerî bir başarı ve müspet intibaları olan bir komutan… mustafa kemal atatürk..."

"1967'de bindiğimiz trendeki ihtiyar araplar 'ah nerede o osmanlı!' diye yakınıyorlardı. cevabı düşündürücüdür. acaba o osmanlı'yı kim kovaladı, bizimle beraber mi kovalandı; bilemiyoruz."

***

türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden ilber ortaylı okurlarıyla yakın tarihin tartışmalı konularını ele alıyor: balkanlarda isyanlar, ittihat ve terakki partisi, son padişah vahideddin ve osmanlı'nın son günleri, mustafa kemal atatürk ve cumhuriyet'in ilk dev atılımları, anayasalar, seçimler, tek parti devri ve ikinci dünya yılları… ortadoğu'nun tarihi, krallıkların yükselişi ve çöküşü, baskıcı liderler ve oğulları, kanayan yara filistin'in geçmişi ve geleceğine dair yorumlar... istanbul'un tarihi ve kimliği, sahipsiz istanbul, kültürel mirasların geleceği...

yakin tarihin gerçekleri, 19 ve 20. yüzyıla dair tartışılan, gündemden düşmeyen konulara dair ilber ortaylı'nın görüşlerini merak edenler için mutlaka okunması gereken bir kitap...
  1. bu kitapta ilk bölümde yakın tarihe dair önemli, sürekli gündemde olan konular var. osmanlı'nın çöküşünün nedenlerini, milliyetçilik akımlarını, trablusgarp harbi'ni, balkan harbi'ni, birinci dünya harbi'ni ve nihayetinde küllerinden doğan bir cumhuriyet kuran mustafa kemal atatürk ve arkadaşlarını ele alıyoruz. ikinci bölümde ortadoğu ve yakın tarihin en derin meselelerinden biri olan filistin'i inceliyoruz. üçüncü bölümde ise tarihe bakmak için en önemli unsur, kültürel objeler ve maddi kalıntıların ele alınması sonucu tartışılıyor. 21. yüzyıla giren türkiye'de kültürel kalıntılar eskisinden daha süratle tahrip ediliyor. türkiye'nin yaşadığı tarihe, kimliğine ve çevresine sahip çıkamadığını, hatta büyük iddialarla kimliğini tayin eden eserlere el atarak tahrip ettiğini görüyorsunuz, bunu önlemek bizim kuşağın görevi, yoksa geç kalınacak. (önsözden)

    osmanlı’yı doğru anlamak için nasıl bir bakış tarzı geliştirmek gerekir?

    bunun üzerine tartışılır, bu beş dakikada edinilecek bir irfan değildir. tarih, sonsuz bir antrenmandır. yani sporcunun idman yapması, çalgıcının her gün çalması gibidir. maria callas, arthur rubinstein her gün temrin yapıyordu. her gün çalışmasa rubinstein eskisi gibi konser veremez, dahası bir iki günde belki fark edilmez, ama zamanla kalitesi düşerdi. nitekim kendisi “piyanonun bir hafta kapağını açmazsam konsere çıkamam” diyordu. maria callas’ta teknik aksamalar başlardı. belki de eskisi gibi aryaları söylemezdi. her gün pentatlonda çalışmayan bir atletin form tutturması ve bunu devam ettirmesi şüphesiz mümkün değil.

    tarihçilikte de zaten tarih bilmesi gereken bir insanda böyle “ben okudum bildim havası” olmamalıdır. devamlı okuyup tetkik etmelisin. çünkü devamlı görüşlerin değişir, bazı sert hükümlerde yumuşamalar olur, bazı şeylerde de ters hükümler vermeye başlarsınız. ittihat terakki’yi sevmezken, adamları sevmeye başlayabilirsiniz veya aksine ittihatçıları çok sevmen öğretilmiştir, zamanla ‘işe yaramaz’ diye düşünmeye başlarsın.

    osmanlı tarihi dediğiniz zaman da nasıl bakılır? bol bol okumak gerekir. her devri okunmalıdır. tarihçinin ihtisası olmaz. “ben 20. yüzyılı, 19. yüzyılı çalışıyorum” demekle zaman olarak da olmaz, mekân olarak da olmaz. “biz osmanlı tarihçisiyiz, bize ne fransa’dan, fransa ile ilgili hiçbir şey bilmesek olur” demekle olmaz. eski yunan ve roma tarihini bilmemek de fayda etmez. onun içindir ki günümüzde türk tarihi çok izole ve kolayına kaçan bir şekilde yorumlanarak yapılıyorsa, bunda tembelliğin bir payı var.

    tarih okumayan ve bilmeyen adam kendine göre bir çevre çiziyor. mesela kolaylıkla “osmanlı’nın bizimle ne alakası var?” der, ama bunu nasıl söyleyebilir! bu çok vahim, demek ki kendisinde tarihî disiplin yoktur. tarihteki devamlılık olayını gözlemeye, anlamaya, ona anlam vermeye niyetli değildir. işte bu sebeple abes bir sloganı tekrarlayıp durabilir. *