1. bir varmış bir yokmuş küçük şirin bir köy varmış. bu köyde bir çoban yaşarmış. çoban köylünün de koyunlarının olduğu koyun sürüsünü otlatırken canı sıkılmış. ve köylülere bir oyun yapsam diye düşünmüş, başlamış bağırmaya:
    - imdat! kurtlar geldi, yardım edin! köylüler ve tarlada çalışan kimseler hep bir elden hızla ellerine geçirdikleri tırmık-sopa ne varsa koşup gelmişler. meğer kurt murt yokmuş. köylüler bu duruma şaşırmış ve kızmışlar pek tabii ki. hatta aynısını ikinci kez yaşamış ve inanamayıp güvenlerini yitirmişler. üçüncü kez çoban yalvar yakar bağırmış, hiç kimseler yardıma koşmamışlar. çobanın bütün koyunları yenmiş kurtlar tarafından. insanların itimadını kaybettiğinden kimse inanmamış ona.

    eğer yalancı çoban olursanız gün gelir doğruyu yazsanız da kimseler size inanmaz sonra sonra sızlanıp durursunuz.
    ah edip vah edip ağlamaktansa yalancı olmamayı deneyin belki o zaman sizi ciddiye alacak insanlar bulabilirsiniz. aptallık, sığ düşünce sorgulayan insanlarda değil yalancı çobanlarda olur. o yüzden tatava yapmadan iğneyi kendine batır sıra çuvaldıza da gelir.
    sözüm meclisten dışarı değil içeri hem de çok içeri...