• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
yalnız konuşmalar - andres neuman
yalnız konuşmalar, insanların ölüm, sevgi, cinsellik ve yalnızlık üzerine düşüncelerinin nasıl değiştiğini bir aile üzerinden, sade ve akıcı bir dille anlatıyor.

konsantre olduğunda hava durumunu değiştirebileceğine inanan 10 yaşındaki lito, pedro adını verdikleri kamyona atlayıp babasıyla yolculuğa çıkıyor. bu gezide yeni yerler, yeni insanlar keşfeden lito, bunun ölmek üzere olan babası mario'yla son yolculuğu olduğunu bilmiyor. mario'nunsa, oğluna hayat boyunca unutamayacağı güzel bir anı daha bırakmak dışında hiçbir hedefi kalmamış.

ve elena, mario'nun eşi, lito'nun annesi… yıllardır sevdiği ve bağlandığı adamın ölüme yaklaşmasının ağırlığını, geride kaldığı evinde edebiyata, yazarlara ve sıradışı bir aldatmaya sığınarak atlatmaya çalışıyor. kendi bedenini yeniden keşfediyor, yaşamına nasıl devam edeceğini sorguluyor.

yalnız konuşmalar, lito, mario ve elena'nın kendileriyle konuşmalarını tek bir metinde aktararak kadın, erkek ve 10 yaşındaki bir çocuğun hayatı nasıl algıladığını kısa ama vurucu bir biçimde gösteriyor.

ingiliz granta dergisi tarafından 2010'da "tüm dünyada ispanyolca yazan en iyi 22 yazar" arasında gösterilen, eserleri 22 dile çevrilen ve pek çok ödül alan arjantinli yazar andrés neuman, türkçede ilk kez "yalnız konuşmalar"la okurların karşısına çıkıyor.

…hayatın tadını çıkar, duydun mu? hayatın tadına varmak kolay iş değildir, sabırlı ol, ama çok değil ve her zaman genç kalmayacağını bilerek yaşa, bunu bilmesen de sorun değil; seviş, kendin için, benim için ve hatta annen için, çok seviş, geç çocuk sahibi ol, olursan da kışın denize gidin, kışın gitmek iyidir, yakında göreceksin, başım ağrıyor ama kendimi kötü hissetmiyorum, nasıl diyeyim bilemiyorum, zamanı gelince tek başına seyahate çık, her seferinde aşık olma ve giyimine özen göster, beni duyuyor musun? kısacası öğütler aslında pek dinlenmez, aklına yatmıyorsa onları dinleme, zaten aklına yatıyorsa ihtiyacın da yoktur, asla öğütlere güvenme oğlum, seyahat acenteleri hiç görmediğin yerlere gitmeni tavsiye eder, beni büyüdüğünde daha çok seveceksin…
  1. “ölüm bir aileyi nasıl etkiler? ölüm gibi trajik bir olayı abartıya kaçmadan ve yalın biçimde anlatmak mümkün müdür? bir ölüm kaç kişiye dokunur?” ve bunun gibi birçok soruya yanıt verirken ölüm üzerinden aşk, cinsellik, hastalık, aile bağları, gençlik ve yaşlılık, mutluluk ve üzüntü, saflık ve suçluluk gibi pek konuda da yeni sorular akla getiren bir kitaptan söz edeceğim sizlere.

    romanın adı, “yalnız konuşmalar” ve kitapta ölümcül bir hastalığı olan ve durumu giderek kötüleşen mario’nun ekseninde bir çekirdek ailenin yaşadıklarına tanık oluyoruz. hikayeyi erkek, kadın ve çocuk bakış açısıyla, üç farklı ses ve anlatımla okuyarak kavramları ve duyguları farklı yönleriyle sorguluyoruz.

    latin amerika edebiyatının öne çıkan isimlerinden birisi olan andres neuman’ın türkçeye çevrilen ilk eseri “yalnız konuşmalar” soyka yayınevi tarafından gökçegül küçükkaya’nın çevirisiyle okuyucuyla buluştu.

    romanda mario ve oğlu lito, elena’yı evde bırakarak bir yolculuğa çıkarlar. mario, hastalığını ve dolayısıyla ölümü kabullenmiş olduğu için bu yolculuğu oğluna bırakacağı bir veda armağanı olarak görür. eşi ve oğlunun yolculuğa çıkmasıyla tek başına kalan elena ise yaşadığı duygu karmaşasından bir çıkış yolu arar, fakat bulduğu yol onu iyi hissettirdiği kadar pişman da eder.

    ölüm gibi trajik bir olayı, hiçbir aşırılığa ve abartıya yer vermeden anlatabilmiş olması yazarın bu kitaptaki başarılarından biri. her bir karakterin iç seslerini, kendileriyle ve hatta toplumla hesaplaşmalarını duyuyoruz roman boyunca ve tabii birbirlerine asla söylemedikleri ya da söyleyemeyecekleri şeyleri de… her bir karakter için bambaşka anlamlara gelen durumlar yaşanıyor ve yazar bu durumları birbirine bağlamadan aktarıyor bize. böylece bizler hikayeye katılıyoruz, çünkü o bağlantıları kendimiz kuruyoruz. bu da başka bir başarı kuşkusuz… dili itibariyle de oldukça yalın, hikaye günlük dille aktarılıyor ve bu kitabın kolay okunmasını sağlıyor. yaşananların içinde hissediyoruz kendimizi okuyucu olarak. dahası ister istemez her karakteri anlıyoruz, kendimizi onun yerine koyabiliyoruz ve bu da ayrı bir başarı…