1. minima moralia' da geçen bir önerme. çoğumuzun düştüğü bir hatadır* yanlış hayatı doğru yaşamaya çalışmak. tabi biz yine de asmayalım, besleyelim.
  2. gerçek anlamda bir kamyon arkası yazısında kullanıldığı görülmüştür. kamyon şoförleri uzun yolculuklarda çok fazla derinlere dalıyorlar sanırım.*
  3. hayatın yanlışı olmaz efendim. içine sineni olur bir de sinmeyeni. içinize sinecek şekilde yaşayın.
  4. "hayat seni güldürmüyorsa, espriyi anlamadın demektir."

    (bkz: anton çehov)
    hubot
  5. doğru önermedir.

    yine de bir şeyin netleştirilmesi gerek: evet, hayatın yanlışı olmaz. ama yanlış hissettiren ya da sizi kendisi için doğru hissetmeyen hayat olur. hem de öyle böyle değil, tam olur. nitekim bu ifadede de "yanlış hayat" sözcük öbeği ile anlatılmak istenen budur bana göre. hayatın bizzat kendisine değil, bizim ona gösterdiğimiz ya da onun bize gösterdiği adaptasyonun durumuna bir doğruluk-yanlışlık yüklemesi var burada. o uyuşma ve çekim, o tamamlanış sağlanmadığı halde yaşamayı arzuladığınız/yaşamakta direttiğiniz, nihayetinde o diretmenin zoruyla pat küt yaşadığınız, daha doğrusu bir nevi kendinize "yaşattırdığınız" hayat, fark edilme süresi sizin özeleştiri yapabilme ve kendinize dürüst olabilme kabiliyetinizle ters orantılı olarak değişen bir yanlışlıktan başka bir şey vermez. siz geçen süre boyunca çok şey alırsınız, ama o hayat senaryosunun son aşamada vereceği tek şey o yanlışlık hissidir.

    benim için yanlış olan ya da yanlışlaşan hayatların hiçbirine pişmanlık, öfke, kin, nefret gibi olumsuz duygular bulaştırmadım. çünkü her biri, henüz süreç halindeyken çok güzel ve eşsiz deneyimlere de gebeydi. bazıları olabilecek en sağlıklı şekilde dünyaya geldi; bunu en az deneyimlerin kendileri kadar eşsiz olan insanlarla paylaştım. bazıları ölü olarak doğdu; bu zamanlarda paylaşacak pek kimse yoktu. yine de neredeyse her saniyesinde insan olduğumu hissettim ve bunun kadar iyileştirici bir his yok. yanlışlığını fark ettiğiniz bir hayattan bile son ana dek beslenmek mümkün. ama elinizden gidenler/alınanlar için yakınmak ya da bunları görmezden gelerek, sebebi ne olursa olsun o yanlışlığa saplanmakta diretmek de faydasız. çünkü kaptan'ın da dediği gibi; "yanlış bir hayatı doğru yaşamak kaç yazar şimdi, suda balık olsak"

    ve hiç beklemediğiniz bir yer ve zamanda, hiç ihtimal vermediğiniz insanlarla yaşadığınız hayatın sizin için doğru olduğunu fark ettiğiniz anda içinizi kaplayan hissin tarifi olamaz. varsa bile ben edemiyorum şu an. yalnızca kendi adınıza var olduğunda tanımlanabilir. nihayet doğru bir hayatı doğru yaşamamanız için bir sebep yoktur, zaten isteseniz de yanlış yaşayamazsınız. yani yaşamak konusunda kaşınırsanız ya da burnunuzun dikine giderseniz yaşarsınız tabi. ama akışa bırakırsanız her şey doğru hissettirir. sevgi, güven, heyecan, huzur, o doğru his örgüsünün ilmekleri olur. örgü daha da büyümek ve kuvvetlenmek üzere ilerlerken, gerilerde bir yerlerde hep şu şarkı çalıyor nedense.