1. ders çalışma verimliliğini arttırdığı bilimsel olarak tespit edilendir.
    ağzı burnu yenilesiceler. sevimlilik kumkumaları.
    şahsen benimki yıllardır bitirmediğim tezimin not öbeğine oturup çalış der gibi bakarak tezle ilgilenmeme neden olmuştur. doğrudur.
  2. sürekli oyun oynamak ve kucakta uyumak ihtiyacı içinde tüm vaktinizi ona hasretseniz de fazlasını isteyecek, kimi zaman bezdirecek canlılar.

    merakları ve itiyatları yüzünden ortalıkta bir şey bırakamaz, bazen yanında bir şey yapamaz hale gelirsiniz. evin akla gelebilecek en saçma yerlerinde hayatlarını tehlikeye atacaklarından kapı pencere açarken, odalara girip çıkarken, karanlıkta yürürken her daim onun güvenliğini de göz önüne almanızı gerektirecek, ihtiyatsız canlılar.

    bahsettiğim -kısmen- olumsuz özellikleri yüzünden kendinize, evinize çeki düzen vermek zorunluluğu sahibine de iyi gelebiliyor kimi zaman. fazla tembelseniz büyümesini beklemek zor gelebilir.
  3. niye bilmiyorum ama kediler bana biraz sinsi gelir. yalnız yavru kedilere bayılıyorum. diğer kedilerdeki o sinsi ve kezban kezban hareketler yavru kedilerde yok. böyle o şapşal şapşal masum bakışlarına, saçma sapan şeylerle oyunlar oynamalarına ve o minik burunlarına bayılıyorum.

    bugün eve gelirken kendime schnitzel aldım. kesince içinden hayvanın sırt yağı olduğunu tahmin ettiğim kocaman yağ parçası çıkınca midem bulandı ve yemedim. bu arada iyidir diye keskinoğlu aldım ama böyle çıktı. zaten etle aram pek yoktur. ondan sonra isteğim de kaçtı. evin arka balkonundan kedilere attım. her zaman kavga etmesinler diye parça parça atardım ama bu sefer pek kedi görmeyince tek parça attım. dört, beş kedi hemen toplandı. içlerinde de minik bir kedi vardı. bir tane çakal çekti önüne tüm parçayı kendi yiyor. diğerleri de böyle garip garip duruyor ama yemiyor. benim minik kedi garibim resmen yandan yandan yaklaşıyor ama nafile. diğeri bir patiyle yine önüne çekiyor. resmen sinirim bozuldu evde. on dakika falan balkondan kedileri izledim bizimki de yiyecek mi diye ama yok bizimki gariban gariban bakıyor. içim parçalandı. arka bahçenin yolu da ters. kendimi suçluyorum parçalara bölseydin diye. şeytan dedi in aşağıya hepsini kov o küçük kediye evde ne varsa ver. yedirmem annemm seni diye sinirlendim. neyse. sonra dolapta bir tane daha schnitzel olduğunu hatırlayıp parçalara bölüp attım. minik kediye de denk getireceğim diye çok uğraştım ama başardım. o şapşik de yedi ama çok saftirik ya. önündeki şeyi anlamıyor. diğerlerine de bilerek uzağa doğru attım ki onunkileri de yemesinler diye. şu an içim rahat etti valla. yoksa vicdan azabı çekecektim. bu da böyle bir anımdı :)

    edit: hayvan beslemek de hoş karşılanmıyor demek burada. oldu o zaman :)
  4. kirk yil dusunsem bundan bi tanesine bakacagimiz aklima gelmezdi.
    bi acima hikayesiydi basta. uzaktaydilar. anneleri olmus gozleri gormeyen haliyle iki kedi yavrusu. birini mahalledeki 7 yaslarindaki ikiz kardesler oldurmus. duvara falan mi ne vurmuslar. bu pijler gordukleri yerde benim bayramimi kutluyorlar tekrar tekrar. nah size bayram harcligi. digeri, daha ciliz ve sagliksiz olani kalmis hayatta.
    neyse gittik baktik. bizimki aldirdi bi tane biberon marketten ve basladi bakmaya. birak bi yavru kediye bakmayi, ona dokunamayacak bir insan. ama empati deniyor ya! gozlerin gormuyor, sesin cikmiyor, en buyuk hamin annen ölmus, belki yasasa da faydalari olmayacak kardesler olmus, aclik, susuzluk ve korku.
    sipa biberonu kucakliyo gorur gormez. bu arada simdi gozleri tam acildi. o nasil bi aclik duygusu ki doysa bile biberona saldiriyor.
    bi sure nere gitsek kutu icinde bizimle gezdi. ha bi ara da kayboldu. "nasil da arkamdan seke seke geliyodu" aglamalari, bizim bazi duygusuzlari bile aglatmis. neyse ki yan bahceye gitmis bizimki. dondu aksama.
    simdi sagligi gayet yerinde. gobegi bile cikti. bizimkilerin bahcesinde dolaniyor ama surekli ayak altinda. ezilmeden biraz buyuse bari. bakacak olan varsa dicem ama sanirim ayrilamicaz ondan.
    bu da oyle bi ani olucak.