• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.50)
Yazar frantz fanon
yeryüzünün lanetlileri - frantz fanon
frantz fanon'un sömürgeciliğin sömürge halkları üzerindeki psikolojik sonuçlarını analiz etmeye çalıştığı en ünlü eseri olan yeryüzünün lanetlileri sömürgecilik karşıtı mücadelenin ve üçüncü dünya'nın özgürlüğünün manifestosu olarak bilinmektedir. afrika'daki ulusal kurtuluş hareketlerinin ve amerika birleşik devletleri'ndeki kara panterler örgütünün esin kaynağı olmuştur.

soylu ruhlarımız ırkçıdır!

bu gerillalar benimsenmek için şövalyece davranmalıdırlar; insan olduklarını kanıtlamanın en iyi yolu budur. bazen sol onları ayıplar: "fazla ileri gidiyorsunuz, sizi daha fazla destekleyemeyiz." yerliler onların desteğine hiç mi hiç aldırmazlar; bu desteği alıp bir taraflarına sokabilirler, değeri bu kadardır. savaş başlar başlamaz bu sert gerçeği gördüler: biz de herkes gibiyiz, hepimiz onlardan yararlandık, bir şey kanıtlamaları gerekmez, kimseye ayrıcalıklı muamele etmeyecekler. görev tek, amaç tek: her tür araçla sömürgeciliği sürüp atmak. en uyanıklarımız gerektiğinde bunu kabul etmeye hazırdırlar, ama bu güç denemesinde aşağı insanların bir insanlık belgesi elde etmek için kullandıkları tamamen insanlıkdışı yöntemi görmeden gelemezler: hemen verin şu belgeyi de barışçıl yollarla bunu hak etmeye çalışsınlar. soylu ruhlarımız ırkçıdır.

fanon'u okuyun. fanon, bu bastırılamaz şiddetin ne de bir bardak suda fırtına, ne barbar içgüdülerinin yeniden ortaya çıkışı ne de bir hınç olduğunu kusursuzca gösteriyor: kendine gelen insandır bu.. jean-paul sartre
  1. cezayir'in fransa sömürgesi altında bulunduğu yıllarda sömürgeleştirmiş halkın somut örneklerle psikolojisini ortaya sermektedir. yukarıda belirtildiği gibi önsözü sartre'a aittir. önsözü en az kitap kadar meşhurdur.
  2. "...insan olmayı hem talep etmek hem de reddetmek patlayıcı bir çelişkidir. patladığını siz de benim gibi biliyorsunuz. ayrıca yangınlar çağında yaşıyoruz: kıtlığın artması için doğum oranının yükselmesi yeter, yeni doğan ölmekten çok yaşamaktan korksun; şiddet seli tüm engelleri devirir. cezayir ve angola’da avrupalılar görüldükleri yerde katlediliyor. bu bir bumerang çağı, şiddetin üçüncü evresi: üzerimize geri gelir, bize çarpar ve daha öncekiler gibi, bunun bizim bumerangımız olduğunu yine bilmeyiz. “liberaller” aptala dönmüştür: yerlilere karşı yeterince nazik olmadığımızı, onlara mümkün olduğunca bazı haklar vermenin akıllılık ve ihtiyatlılık olacağını kabul ederler; bu ayrıcalıklılar kulübüne, yani insan soyuna onları yığınlar halinde ve hamisiz kabul etmek onları pek mutlu edecektir: şimdiyse bu barbarca ve çılgınca zincirinden boşanma ne onları ne de zavallı sömürgeciyi esirgiyor. metropol solu rahatsız: yerlilerin gerçek kaderinin, maruz kaldıkları acımasız baskının farkındadır, isyanlarını kınamaz, bunu kışkırtmak için elimizden geleni yaptığımızı bilir. ama bu durumda bile sınırlar olduğunu düşünür: bu gerillalar benimsenmek için şövalyece davranmalıdırlar; insan olduklarını kanıtlamanın en iyi yolu budur. bazen sol onları ayıplar: “fazla ileri gidiyorsunuz, sizi daha fazla destekleyemeyiz.” yerliler onların desteğine hiç mi hiç aldırmazlar; bu desteği alıp bir taraflarına sokabilirler, değeri bu kadardır. savaş başlar başlamaz bu sert gerçeği gördüler: biz de herkes gibiyiz, hepimiz onlardan yararlandık, bir şey kanıtlamaları gerekmez, kimseye ayrıcalıklı muamele etmeyecekler. görev tek, amaç tek: her tür araçla sömürgeciliği sürüp atmak. en uyanıklarımız gerektiğinde bunu kabul etmeye hazırdırlar, ama bu güç denemesinde aşağı-insanların bir insanlık belgesi elde etmek için kullandıkları tamamen insanlıkdışı yöntemi görmeden gelemezler: hemen verin şu belgeyi de barışçıl yollarla bunu hak etmeye çalışsınlar.
    soylu ruhlarımız ırkçıdır. "