1. yıkıcılar geldiler

    ve evin yüzü burkuldu
    bir kıpırtı vardı şakaklarında.
    yıkıcılar geldiler, çatıdan başladılar.
    kiremitleri topladılar birer birer.
    tahtaları söktüler, kanırtıp çivileri
    ellerinde keserler.

    anımsar mısın denize karşı oturmuştuk.
    ikimiz de arkamızı dönmek istememiştik kıyıya.
    susmuştuk uzun bir hesaplaşmayla.
    iki sevgili vardı yan masada;
    umurlarında bile değildi deniz,
    alınları birbirine değecekti az daha.

    yıkıcılar geldiler,
    çıkardılar kapı ve pencerelerin pervazlarını.
    kör gözleri ve açılmış ağzıyla
    kaldı temelleri üstünde umarsız ev.
    sıra balyozlardaydı artık,
    çelik iskeletini evin ortaya çıkarmak için.

    benim göğüs kafesimde bir iskete,
    iskeletimin bekçisi, içten bağlı kemiklerime.
    sıçrayıp duruyordu ordan oraya,
    duyuyordum kıpırtısını içimde.
    bir bulut geçiyordu senin gözlerinden.
    oturuyorduk; ben kızgın çölüm, sen yıldızsız göğünle.

    yıkıcılar geldiler;
    düştü gürültüsüyle yüzü köhne evin,
    göründü bazı odaları ve iç duvarları.
    aynı renklerle boyanmış sofası, isli mutfağı.
    bir kesit kalmıştı geriye şimdi o evden
    eski bir yaşantıyı simgeleyen

    çıkıp yürümüştük kıyı boyu
    benim sıvası dökük yüzüm, senin çocuk gözlerinle.
    oysa sen yürümeyi sevmezsin.
    nasıl da değişmişti görünüşü
    yıllardır görmediğimiz kentin
    yürümüştük anısıyla eski cumbalı evlerin.

    yıkıcılar geldiler, yıktılar bütün duvarları.
    yalnız temel kaldı geriye ve birkaç tuğla kırığı.
    iş araçlarında artık,
    bir canavar ağzıyla deşmek için toprağı.
    ve temizleyecekler kazılan yerlerde
    bizden kalan balçığı.

    toplu şiirler - metin altıok
    s. 105