yol


  1. hakikat arayışı için kullanılan yaygın bir metafordur.

    'felsefe yolda olmaktır.' karl jaspers

    ' felsefe yüksek bir dağ yoludur. ıssız bir yoldur ve yukarı çıktıkça daha da ıssızlaşır. bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir. kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. ve yuvarlaklığını da görür. kendisi her zaman saf ve serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıdaki herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır. ' arthur schopenhauer

    'yol, iksirin kendisidir.' jorge luis borges

    v.s.

    nedir peki bu yol tam olarak? açıkça, düşünsel prosesin dominosallığından türetilmiştir bu metafor. logosun;
    ' olmuş olanlar, her daim olduklarına olmuş olanlıklarından sonra ve yine hep aynı olduklarına vardıklarından bu hep böyle süregidecektir.'
    şeklindeki çarpık ve absürt şartlanmışlığı bu yol'u yaratan en büyük materyallerdendir.
    sürekli bir dizgesellik durumu içkindir bu yol'da, bu çarpık işleyişten mütevellit.
    çünkü yol'un metafore edilmemiş, kavram olmayan hali bir 'doğrusallık' içermektedir bu lojike göre. bu 'doğrusallığın' dinamosu nedir diye soracak olursan şöyle cevap verilir;
    ' üzerinde hareket ettiğinde veya bir şeyi hareket ettirdiğinde ileri ve geri gidiyor-gidilebiliyor.
    ya da diğer doğrusal şeylere şeklen benzediğinden doğrusaldır yol.
    'gerçek' budur! '

    şöyle der nietzsche bu gerçekçilere;

    '' sizler, kendini tutkuya, düşlemlere karşı ada­makıllı silahlanmış hisseden,boşluklarınızdan seve seve onur payı çıkarmayı, süs yapmayı yeğleyen ayıklar;
    kendinize gerçekçi diyorsunuz, üstü kapalı olarak da, onun size kendini gerçekten
    olduğunuz gibi gösterdiğini söylüyorsunuz: sanki gerçeklik kendi üzerindeki tülü yalnızca sizin önünüzde kaldırmış, sanki siz kendiniz onun en iyi parçasıymışsınız gibi.
    örneğin gerçeklik aşkınız - ahen eski "sevidir” bu. her duyguda, her duyumda bu eski seviden bir parça vardır; ona bir parça düşlem, bir parça önyargı, bir parça mantıksızlık, bir parça bilgisizlik, bir parça korku, bir sürü başka şeyler de katılmıştır, bütün bunlar onda işlemektedir.
    şu dağ orada! şu bulut orada!
    bundaki "gerçek" nedir?çıkarabilirseniz düşlemi, insanın yaptığı bütün katkıları gerçeklikten çıkarın bakalım benim aklı başında dostlarım.
    soyunuzu, geçmişinizi, terbiyenizi- insanlığınızın, hayvanlığınızın tümünü- unutun unutabilirseniz. bizim için gerçeklik yoktur. sizin için de sevgili ayık dostlarım. bizler sizin düşündüğünüz ölçüde farklı değiliz pek.
    bizim sarhoşluğu aşma konusundaki iyi niyetimiz, belki de sizin sarhoş olamayacağınıza inanmanız ölçü­sünde saygıdeğer. '' (*:şen bilim)

    ezcümle nietzsche burada logossal, insansal yerleşikliklerle şey'lere 'gerçeklik', 'doğrusallık' yüklemenin saçmalığından bahseder.
    yani bir yol'a doğru demek, onun bu ne idüğü belirsiz doğruluğunu kavramlaştırıp, metafore edip, düşünce seviyene çıkarıp düşünceni de buna göre şekillendirmen aynı derecede saçmalıktır.

    bu felsefi, düşünsel 'yol' ile alakalı en güzel söz şudur zannımca;

    ' bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksamadır.' franz kafka

    bu saçmalığı, duraksamayı görüp yolda olmaklığı reddetmek gerçek felsefe yapanların, gerçek hakikat arayışçılarının düsturu olmalıdır. bu yaratı ve üzerine bir oyuncak tren gibi bırakılan düşünsel prosesin yolu sadece yol'dan çıkmak için gereklidir.
    ki bu 'yol'dan çıkmak' bile yol'un dizgeselliğinden türüyor iken işimiz pek kolay değil.