1. yol somut anlamda bir yerden bir yere gidebilmek için kadedilen mesafedir. soyut anlamda ise başarıya götüren yollar, mutluluğa götüren yollar, zayıflamanın yolları, ders çalışmanın yolları, korkuyu yenmenin yolları vs. vs. zilyon tane kalıpla hayatımızın her anında karşımıza çıkar.

    somut anlamda otoyollar bana hep hayatı anımsatır. bir farkla. yola çıktığımızda yolumuzun çıkış ve varış noktalarını biliriz. peki ya hayat yolumuz? başlangıç noktamız ve varış noktamızı seçemiyoruz malesef. hayat yolumuza çıktığımızda o yolda nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz aslında. ne engeller, ne dinlenme durakları, ne kazalar, ne güzel manzaralar, ne... ne... ne... bilinmezlik içinde bir yol. sadece dünde kalan katettiğimiz mesafeler. ileride ulaşmak istediğimiz menziller.

    bir yol arkadaşı olmalı insanın. hani uzun yolculuklarda yanınıza biri oturur. çok iyidir, hoşsohbettir. yol çabucak biter. uzunluğu ya da zorluğunu anlamazsınız. işte hayat yolunda da böyle bir yol arkadaşı olmalı insanın. düştüğünde kaldırmalı, duraksadığında iteklemeli, hatalarını ayna olup sana göstermeli, yorulduğunda yüküne destek vermeli. bilmelisin ki onunla yola çıkarken her şekilde yanında olacaktır. çoğu zaman aile, dostlar, arkadaşlar, eşler, sevgililer yol arkadaşı olur. hayatın belli mesafelerini onlarla yürür insan.

    hayat her zaman düz yollar çizmez engebeli, taşlıi tozlu yollardan geçerken elini sıkıca tutabileceğin yol arkadaşı olmalı. hem de en iyisinden. öyle işte.
  2. "ben sana küsüm aslında, haberin yok."

    bütün "yarı" yol arkadaşlarımız için gelsin.
  3. aklıma geldi şimdi çocukken memlekete otobüsle giderdim, tek başıma 10 yaşındaydım ve 15 saatlik yol. böyle bir yolculukta yanımda bir gazi ile yol arkadaşlığı yapmıştım.
    otuzlu yaşlardaydı, mayına basmış ve sol bacağının dizden altını kaybetmiş. bacağına taktığı protez sanırım büyük geliyordu çünkü kopan kısıma yaklaşık on belki daha fazla çorap geçiriyor daha sonra protezini takiyordu daracık koltuk arasında zahmetli bir uğraştı.

    yol boyunca konuşmadı zaten gece vakti on yaşında bir çocukla ne konuşacaktı. sabah oldu yolculuğun bitmesine az kalmıştı mola yerlerinde protezi çıkarıp takarken bende şaşkın şaşkın izliyorum o da benim bu şaşkınlığımı gidermek için yaşadıklarını anlattı.

    şırnakta operasyon sırasında olmuş aslında her şey çok çabuk olmuş veya o anları hatırlamak zor olsa gerek onun için çabuk olmuş. aslında detaylı anlattı ama anlamadığımdan çokta aklımda kalmamış.

    işte böyle bir yoldaşım oldu.
  4. o kişi nezaket, feraset, basiret sahibi değilse ne arkadaşı olursa olsun onunla geçirdiğiniz her dakika sizden bir şeyler götürür.

    sadece yola çıkarken değil, hayatınızın her aşamasında bu saydığım eski dilden sözcüklere karşılık gelen insanlara yer verin. rahat edersiniz, rahat ederseniz mutlu olursunuz, mutluysanız mutlu edersiniz.
  5. (bkz: evcil hayvan)
    daha güzel yol arkadaşı görmedim henüz.
    bir insanın sevgisini kazanmak yüce bir olay ama bir hayvan tarafındal sevildiğini hissetmek, birçok konuda seni tatmin ediyor.
    o yüzden bir hayvan size sadakatini sunmuş ve bu hayat denilen yolda, ömrü yettiğince yanınızda kalmaya karar verdiyse, ona ihanet etmeyin.
  6. kırık rüzgarların tımarlandığı bahar
    uysallaşır deliliği sözcüklerin
    iki yüzlülükten arınmış suratını bırakır / turuncu
    yanılgısız mektuplar tutuşur hasrete
    yol arkadaşlığına gelir dolunay

    sessiz sedasız bir kayboluş biletidir şehir
    kör sokakların açığa çıkardığı korku
    muhacir rüzgarların heybesinde sakladığı muska
    zamansız iç çekişlerin çizdiği kabartı
    yol arkadaşlığına gelir kibrit çöpü

    şair nehreyn