1. boş yaşamak
  2. rüzgarın beni delirttiniz der gibi deli gibi estiği fırtınalı havalardan ve sanki her an patlayacakmış gibi öten düdüklü tencereden.
    rbkr
  3. yakalanmak...
  4. geleceğin belirsizliği içinde kaybolup, hayallerini gerçekleştirememek ve tökezlemek.
  5. astral seyahatteyken geri dönememek...
    tabi bunun için ilk astral seyahat yapabilmek gerek.
  6. ölümden korkuyorum, ayrılıktan korkuyorum, yalnızlıktan, başarısızlıktan, karanlıktan korkuyorum, bir de sevgisizlikten
  7. en çok annemin ölümünden korkardım çocukken. hayaletden, bilinmeyenden. şimdi bir korkum yok.
  8. bir ayrılık
    bir yoksulluk
    bir ölüm
    parov
  9. ben hayatı, ne olursa olsun yaşamaktan vazgeçemeyek kadar sevmekten korkuyorum. buna kendi hayatının yaşamaya değer olup olmadığı yargısını yapabilecek özgüveni kaybetme korkusu da diyebilirsiniz.
    yahut meclis gerekli kararları aldıktan sonra yürütmede sıkıntı çıkması da korktuğum şeyler arasında ama bu kaçınmaya korkaklık demek istemiyorum. sonuçta insanların elbet ölecek olması cinayetleri zamanda atlama olarak kabul etmemize sebep olmuyor.
    tüm bunlara rağmen en çok "son bi umut" demekten vazgeçmekten korkuyorum.

    böyle zamanlarda keşke kimsesiz olsaydım diyorum. hoş pek arkadaşım olduğu söylenemez ama.
    bozuk
  10. herkesin aksine beni korkutan yegane şey kafama at düşmesi. evet at. bir insanın kafasına at düşüp ölmesi ne kadar acı bir şey değil mi?

    düşünsene sözlük her şeyden habersiz eski bir evin yanından yürüyorsun, kafanda mutlu düşünceler. bitter çikolatalı waffle, antep katmeri, bol fıstıklı künefe, yer yer akıllara gelen ispanyol kızları, hafif hafif yağan yağmurun sesiyle karmaşıklaşan diğer düşünceler geçiyor aklından. kulaklıktan gelen stairway to heaven'in büyülü sesiyle yürüyorsun.

    birden dışarıdan geldiğini farkettiğin o sesle irkiliyorsun.
    ve titanik'in kaptanı gibi kendinden emin bir edayla:

    "yo yoo tanrım bu kadarını sen bile yapamazsın"

    yavaşça kaldırıyorsun başını yukarı. korktuğun başına gelmiş, kişneyerek üzerine doğru gelen bir at ile göz göze geliyorsun.

    5 15 25 35.

    bunu bildiğinden kaçmaya bile yeltenemiyorsun.

    hem ne demiş confucius reyiz?

    "aşk, dörtnala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler."

    "yaaarabbbiii ölüm kişneyerek geliyoor."

    ölüm, aşkla gelen at, ankara, bitter çikolata, fizik 1. ve perde kapanır.
    ne acı...