1. masallara o kadar kulak asılmış ki gerçekler imkansız olmuş. köşe bucak kaçsanızda sıkışacağınız iki yer var birisi zihniniz ikincisi varsa vicdanınız ve bunlardan kaçtığınız her köşe sizi olmaktan korktuğunuz, hastalıklı ruhunuza çıkıyor ve tek ilaç kendinizi herşeyinizle kabullenip iyileşmektir. bunu yapmamak için sığındığınız liman korkularınız ! acıyı hissedip, kabullenip meydan okumak kendinizi kandırmaktan daha zor geliyor. hadi kabul edelim. insan olarak doğduk lakin insan kalabilmek zor zanaat...
    yoksa siz hiç denemediniz mi ?
  2. kalabalık içinde derin bir yalnızlık çekiyorum.
  3. düşsel dünyanın ganimetleri de düşsel aptal yaratık.
    aramızdaki mesafe ancak 2 salise arası kadar yakın.
    gerçek ganimetin sadece bilgi olduğunu anlayacaksın.
    ve aramızda aslında bir mesafe olmadığını.
    zaman gibisin kardeşim akıp giden ama aslı astarı olmayan.
    zamanı da yok ettim, seni de.
  4. mahna, mahna
  5. çok ilgi çekmeyecek ama yine de haykırmak lazım.

    darbe girişimi veya tiyatrosunu hizmet hareketi yapmadı. aslında tüm uluslararası istihbaratıların bildiği ve dillendirdiği bu gerçeği, muhakeme yeteneği olan herkes biliyor. ama bilmek istemeyen, kabullenmek istemeyen ve nefretle bilenenler birlikte hareket edip hâlâ devam etmekte olan bir zulme göz yumuyorlar üstüne yangına körükle gidiyorlar. süreç devam ediyor belki ama sonuç ortada: onlarca insan öl(dürül)dü. binlerce insan mahkum. hiç alakası olmayan bir suçtan hüküm giymiş bir vaziyette işkence görmekte. polis ve askere değil silah çekmek, el bile kaldırmaya haya eden insanlar ölümüne dövülüyor, işkence görüyor. üst düzey! bir adalet mekanizmamız olduğu için işkence altında verdirdikleri ifadelerle (bkz: pardon) istedikleri hükümden içerde tutuyorlar vatandaşları. vatandaş dedim evet. türkiye cumhuriyeti vatandaşı. çiftçisinden, holding sahibine; ev hanımından, akademisyenine, öğrencisinden öğretmenine, askerinden polisine varıncaya kadar binlerce türkiye cumhuriyeti vatandaşı hala içerde. çoğunluğu da anadolu'nun taşrasında yetişmiş insanlar.

    mahkum olanlar bir tarafta işsiz veya itibarsız bırakılanlar içerdekilerden daha fazla. galiba bende bu sınıfa giriyorum. ila-yı kelimetullah'ı kendine dava veya gaye-i hayal edinmiş birisi olarak aynı istikamette devam ediyorum. iradem yeteri kadar güçlü olmadığı için gerektiği şekilde yaşayamıyorum belki. ama küçük yaşlardan beri kilitlendiğim bu hedefe yürümekte eskilerin ifadesiyle azm-u cezm-u kasteyledim. her şey yolunda gitmese de mübarek che'nin dediği gibi hiçbir şey beni yolumdan etmedi.

    anlatılacak veya haykırılacak çok şey var aslında. hepsi de çok önemli konular. ama elimden geldiğince ifade edeyim belki bir haykırış olur. yok o hezeyandır haykırış olsa duramazdın diyen koca yürekli insan seni senden iyi tanıyorum muhtemelen, zerafet eyleme. ilk etapta fethullah gülen hocaefendi'den bahsetmek isterim. o bahsi hiç açmayalım zaten yeterli bilgiye sahibiz diyen entellüktüel kardeşim. hiçbir kitabını okumadan, hiçbir vaazını dinlemeden yani bilmeden fikir sahibi olman ortadoğu aydınlığına çok yakışır biliyorum. ama hele bi oku, dinle sonra deki şu ifadelerinden dolayı hain olabilir ben tatmin oldum. ama bi zahmet kendi kaynaklarından dinle yoksa biliyorsunuz bunlar montaj diyenler cımbızlayarak propaganda yapmayı da kimseden öğrenecek değiller. bu istirhamım olsun olur da cesaret edersen yadında bulunsun.

    kendimden örnek vermek gerekirse muhafazakar bir ailede büyüdüm. köyde ihtiyaç görmediği için hoca mektebine gitmeyen ve bu konuda köyün hocasıyla inatlaşan tek çocuk bendim. bu yüzden kulağımı çekti kaç defa, babama şikayet etti ama yine de beni ikna edemedi. zamanla akıma kapılıp bende gittin ama bu içimde bir yakınlık hasıl etmedi pek. allah, cennet, cehennem, peygamber, öldükten sonra hayat dahil olmak her insanın zihnini meşgul ettiği gibi beni de meşgul ederdi zaman zaman. ama çok kafa da yormazdım. kültür olarak öğreniyordum cumalara gidiyordum işte. zamanla tuhafta bir hikayeyle tanıştım bu insanlarla. artık şehre taşınmıştık. biraz kötü arkadaş grubu sebebiyle ilk zamanlar derslerimde çok iyi değildi sonra toparladık. herneyse tanıştık, gittik geldik. çoğunlukla iyi olmak üzere bir sürü hatıramız oldu. belli bir süre sonra da fethullah gülen hocaefendi'yi tanıdım. o bir hocadır ve efendi bir kişiliktir. islami bilgisiyle alakalı eleştiren çıktı mı şu zamana kadar? bu hoca bu kadar şey yazmış söylemiş ama bu yanlış bir tesbittir diyeni duydunuz mu? aksini iddia ettiği şeyi ispat etti mi birisi veya birileri? ben bu konulara da meraklı birisi olarak hiç rastlamadım. türkiye'de bu seviyede başka bir islam aliminin olduğunu da sanmıyorum.
    diğer mevzu efendiliği. meyvalı ağacı taşlarlar denmiş. evet çok taşlandı çok hakaretler edildi, iftiralar atıldı.edilen küfürlerin haddi hesabı yok. buna rağmen bu şahıs hiçbir zaman efendiliğinden ödün vermedi. ne dün ne de bugün çizgisini bozmadı. yüzlerce vaaz, hutbe ve sohbetini dinledim kitaplarını okudum en ufak bir küfür duymadım, görmedim. zaten bu konuda da eleştirlmedi kendisi. yani ağzı çok bozuk bu hocanın diyeni duymadım. şu nefret ortamında bile.

    fethullah gülen hoca bir islam alimidir. islamiyetle ilgili yazılmış eserlere vakıf bir insandır. bana çocukluğumdan önargılı olduğum dini konuları veya tabuları diyeyim akılla ve mantıkla yıkmıştır. ya sizde akıl ne arar siz robotsunuz diyen vatandaş. bilmediğiniz şeylere karşı önyargılı olup düşman tavrı takındığınız için böyle bir ithamla yaftalıyorsun bizi ama inan o maklubeleri robotlar o kadar güzel pişiremiyor. daha düne kadar okullarına, dersanelerine girebilmek için insanların birbiriyle yarıştığı, derslerinde başarılı olmasa da olur benim oğlum adam olsun iyi bir insan olsun kaybetmekten korkuyorum onu deyip çocuklarını gönderdikleri, teslim ettikleri insanlarız biz. her insan gibi hatalarımız olsa da emanete ihanet etmedik biz. binlerce kurumda yıllardan beri ensarvari tecavüz vakası veya benzeri hiç duyulmadı. az biraz vicdanı olan insan el-hakk doğru söylüyorsunuz der herhalde. konu yine dallanıp budaklandı ama idare edin lütfen gerçekten ağır bir süreçten geçiyoruz. velhasıl kelam, eğer ki hocaefendi kim? fikir sahibi olmak isterseniz lütfen eserlerini okuyun. yani kafka'yı, karl marks'ı veya başka yazar veya kanaat önderlerini okumadan anladığınızı iddia etmeyin. bu iddianızla komik duruma düşüyorsunuz. evet, umrunuzda değil bu durum ama işte cehalet'te tam böyle bir şey.

    islam kimilerine göre binlerce dinden sadece bir tanesi. evet gerçeklik payı var. ama aynı islam adem peygamberle başlayıp hz. muhammed'le sona eren nübüvvetin son mesajı. binlerce peygamberin yaşadığı, yaşattığı din kuran'la son halini almıştır. bu yüzden tek tanrılı dine inanan biz müslümanlar, islam'ın allah katında tek din olduğunu, hz. muhammed'den önce gelen peygamberlerin de bizim peygamberimiz olduğunu iddia ederiz. yanlış anlaşılmasın bizim yani sizin değil demek istemiyorum. her inanca saygı göstermek zorundayız. ortak paydalarımız paylaşmalıyız.
    hizmet çok güzel bir hareket. bize başka din ve inançlara ve etnik gruplara ve onların kültürlerine saygı duymayı öğretti. en iyi kürt ölü kürt'tür denen bir muhitte yaşadım. ermeni de hakaretti haliyle. şimdi ise onlarca kürt, ermeni arkadaşım var. bizler kimliklerimizi seçmedik ama kişiliklerimizi biz meydana getiriyoruz.
    islam tarihini bilenler de tasdik ederler dediklerimi hz. muhammed müslüman olmayan ebu talib'in himayesinde yaşadı yıllarca. aynı çatı altındaki insanlar kendi inançlarını yaşadılar ve inançları üzerine öldüler. muhataplarda buna saygı duydu. bahsettiğim dönem nübüvvet dönemi arkadaşlar. bu zamanda hangi çatı altında bu ortadoğu coğrafyasında böyle bir yaşam müsade görür. dindar bir müslümanla, dindar bir hristiyan aynı çatı altında bulunabilir mi? lokmasını paylaşabilir mi? çok zor ihtimal. işte hizmet hareketi bunu gerçekleştirdi. cehaletten ötürü gavur yaftaasıyla düşman ilan ettiğimiz gayri müslümanlarla ortak bir payda da buluşturdu bizi. inançlara ve yaşantılara saygı duymayı yaşayarak öğrendik. çankaya'da kızlı erkekli yaşarsan sıkıntı olmaz ama başka ülkelerden üniversite okumak için gelmiş özellikle de afrikalılarla yaşarsan sıkıntı olabilir. bu sıkıntı temizlik, güvenlik sıkıntısı değildi. onların farklı ırktan olmasıydı. yaşadım biliyorum. yanlış anlaşılmasın kimin nasıl yaşadığı beni ilgilendirmez ama bize müdahele etmek isteyen sözde demokratları da ilgilendirmez. bir türk olarak her etnik gruba mensup insanlarla bir arada yaşamaktan çok memnun oldum. illa ki sıkıntalar yaşandı, yaşanıyor ama geçmişte güzel bir sedâ kaldı. allah aşkına kaç kişi bireysel olarak gidip fakir fukaranın kapısını çaldı? onlara gıda yardımı yaptı? okumak isteyen zeki çocuklarına yardımcı olup okuttu? dağa çıkması muhtemel kaç çocuğun elinden tutup ona eğitim hakkı tanıdı? ona kahvaltı hazırladı? bulaşıklarını, çamaşırlarını yıkadı? derslerine yardımcı oldu? parası olmadığında kendi imkanlarıyla cebine harçlık koydu?
    bireysel çok olmuyor bu hadiseler kardeşim kitlesel olarak kilitlenmek lazım bu tarz sosyal projelere. hizmet hareketi bu kulvarda çok aktifti...

    bu coğrafya'da vatansever veya vatan haini olmak çok kolaydır. birinden ötekine geçişte öyle. en azından vatan hainliğine geçiş. müsadenizle bunu da yaşayarak öğrendik. keşke müsade etmeseydiniz be. iyi çocuklarız biz aslında. kötü alışkanlıklarımız yoktur mesela. çoğunluk olarak seçkin akıllı, başarılı öğrencilerden, insanlardan müteşekkiliz. küfürlü konuşmayan, sevdiğine ihanet etmeyen anadolu'nun öz evlatlarıyız biz. aylar geçti hadiseden bu yana. sürekli tekrarlanan ve hep burdan yüklenilen bir tek olay var. 2010 yılı ve o dönemlerde yapılan sınavlarda soru çaldınız ithamı. başka ithamlarda olabilir yanlış anlaşılmasın. dediğim gibi bizler robot değiliz insanız ve her insan hata yapabilir. ama bir ceza verilecekse hata yapan insana verilir, mensup olduğu cemiyete, etnisiteye veya kitleye değil. hem modern hukuk'ta hemde islam hukuk'unda suçun bireyselliği söz konusudur. ama yok olmaz. inimize girmeniz lazım. ne kolay terörist olmak. hiç bir zaman ateşli silah kullanmamış biri bile olsan, tertemiz sicilin, örnek kişiliğin ve vatandaşlığın olsa bile fikir ve ideolojinden ötürü mahkum veya terörist olabilirsin. ne diyeyim allah kimseye yaşatmasın. sınav mevzuuna gelelim. biliyorsunuz bu sene de çalındı sorular. yıllardan beri zaten hep çalınırdı. her zaman şaibeliydi. güç kimdeyse onun çok afedersiniz borusu öterdi. yani süleyman kimse mühür onundur. yök gibi muhalif olan kurumlar filan, iktidarca muhalefetten temizlenice onlarda bence böyle bir yola gitmiş olabilir. bu konuda da hizmetin network'unu kullanmış olabilirler. yalnız bu kadrolaşma ve hak ihlallerinin topyekün faturası da fail-i meçhul cinayetler gibi bize kesiliyor. bu çok yanlış. her siyasi veya ideolojik oluşum bir şekilde kadrolaşmaya kendinden olmayanları ise ilk etapta uzaklaştırmaya çalıştı. liyakat hiçbir zaman hakk olmadı malesef. bu konudaki mağduriyetimiz bize isnad edilen suçtan kat kat fazladır. hizmet hareketi yarım asırdan fazla süredir olan bir hareket bir yılın üzerinden ahkam kesilmemeli. değerlendirmeyi kapsamlı yapmak lazım. ama yine de ateş olmayan yerden duman çıkmaz. isnad edilen bu suçlarda, suçlu kimlerse onlar yargılanır ve cezalandırılır. topyekün kıyım olmaz. yani olması gereken budur. ülkede adil yargı mı bıraktınız deme lütfen bu ülke de adil bir yargı, adil bir sınav gibi hiçbir zaman olmadı. hatta belki sınav olmuş olabilir ama yargı olmadı. bu konuda da ihmali olan anayasa'nın kanunlarını çiğneyenler arşivden tesbit edilip yargılanabilir. buraya arşivden birkaç kaynak sunardım ama siyasete girmiş olurum. sevmediğim siyasi tartışmalara girmek istemem.

    çok uzadı bu mevzu daha anlatılabilecek çok şey var. bilmediğim, yaşamadığım ama bilip, yaşayanları yakinen tanıdığım bir dönemden geçiyorum. cadı avıyla içeriye atılan akrabalarım, arkadaşlarım, tanıdıklarım var. bu mesele zülfiyare dokunuyor ama pek çokları için bu zulmün mesele edilmesi zülfiyare dokunuyor. içinizden yazdıklarıma siyasi kulp takıp yargısız infaz etmeye teşebüs edenler olacaktır.

    konu başlığına uygun olarak haykırmak istedim. tüm dünya'ya yayılmış güzel bir hareket'e mensup olmakla ben şahsen iftihar ediyorum. insanların ne dediği, ne düşündüğü tabiki umrumda. ama insan! olanların. itibarsız, işsiz, imkansız olmak elbet hoşumuza gitmiyor. ama biz yanlış bir şey yapmadık. yüzlerce insanı katleden bizler değiliz. siyasi iradeye kasteden bizler değiliz. bunu uluslararası istihbaratlarda onayladı ama hala aynı yaftayla muamele yani zulüm görüyoruz. biz ölürüz ama öldürmeyiz. öğrencileri için ölümü göze alan, uzuvlarını veya hayatlarını kaybeden öğretmenlerimiz var. şu süreçte bile onlarca arkadaşımız kardeşimiz öl(dürül)dü. ama intikam almadık. kin beslemedik. bilmenizi ve anlamanızı istiyoruz bizler vatan haini değiliz. bu kötü muamelelere layık değiliz.

    bir sevda, bir dava uğruna yaşanan temiz bir hayat her ne kadar zor ve çileli bile olsa benim için kutsaldır.
  6. gidin üstümüzden.
  7. ekonomi iyi çok iyi
    ayrıştırdılar hepimizi
    sömürdüler yine bizi
    ekonomi iyi çok iyi

    bekliyoruz ay sonunu
    eğlence de konu mu
    fakirin biter mi sorunu
    ekonomi iyi çok iyi

    doydu artık efendiler
    susunca oy beklediler
    halkın eksiksiz dileği
    ekonomi iyi çok iyi

    unutulduk seçim ertesi
    çalıştırır patron işçiyi
    farksızdır pazar, pazartesi
    ekonomi iyi çok iyi
  8. uçakla ankara'ya giderken ilk önce geldiğim için ve cam kenarı sevmediğim ve biletim de koridor tarafı olduğu halde; benden sonra gelen beyefendinin cam kenarına geçebilir misiniz demesi üzerine cam kenarına geçmiştim.
    ve içinden belki de adam cam kenarında oturunca rahatsız oluyor, neyse iyilik yapayım, diye düşünmüştüm.
    zaten ekonomi sınıfı, ekonomik paket gibi sıkışık cam kenarına yerleştim. fakat adam orta koltuğa yerleşip kafasını arkaya atıp gözlerini kapadı.
    ha dedim içimden adam çok korkuyor. fısıltıyla koridor tarafına oturmalıydınız; benim yerim...
    diyorken gözleri kapalı adam: önemli değil, dedi.
    sonra üçüncü koltuğun sahibi geldi ve bana neden cam kenarına oturdun, orası benim yerim dedi. üslup aynen ilkokul bir sırası kapma üslubu.
    ben de; beyefendi buraya geçer misiniz, demişti, deyince.
    adam: iyi de cam kenarı benim yerim, özellikle isteyip aldım,bu beyin yeri değil! o karar veremez, dedi.
    ben de ayaklandım ve kafası arkada gözleri kapalı beyefendinin de çıkmasını bekledim ve koridora yayıldık. bu 3. adam cam kenarına geçti. adam ortaya oturdu ve ben de yerime geçtim.
    adam ara ara beni kastederek cam kenarı anekdotları anlattı. çünkü ben uçağa nasıl yerleşilir bilmiyordum öyle ya!
    gözü kapalı adamla da epey muhabbet ettiler erken alınca uçak biletleri ile ilgili bir sürü faydalı bilgi paylaştılar.
    o zaman söyleyemedim, açıklayamadım ama o yüksek sesli çok bilmiş üslubun da senin kadar itici, görgüsüz herif!
    uçaktaki insanları rahatsız etmiş olmazsaydık bütün kafalar bize çevirilmeseydi ve yerlerine bi düzgün yerleşmeyi bilmiyorlar baloncuklarını yüzlerde okumasaydım: sana bunu diyecektim:
    pis görgüsüz; kaba cahil, iyilik yaptığına insanı pişman eden ve ses çıkarmayan insanların üstüne giderek kavga kaşağılayan gıcık tip!
    o gün sana cevap veremedim ya! sinir oldum;
    görgüsüz...
    ha gözü kapalı dengesiz, o adamla senin yüzünden muhatap oldum. bi şe söyleyebilirdin. senin gibi tiplerden nefret ederim.
  9. aşağıdaki başlığa daha önce de yazmıştım. keşke imkan olsa da herkese okutabilsem...

    (bkz: xsentus)
  10. çalışmak istemiyorum
    yok