1. izlemiş olduğum hint filmine istinaden yapmış olduğum tespittir.

    (bkz: dangal)

    buna göre, biz türkler bize bir şey anlatıldığında anladığımızı/onayladığımızı gösteren vücut dili olarak kafamızı aşağı yukarı sallarız ya, hintliler ise bunu farklı bir şekilde yapıyorlar. hani birine "seni gidi seni", "seni hınzır" derken kafanızı küçük hareketlerle sağa sola sallarsınız ya işte onu yapıyorlar. çok da şirin bi şekilde yapıyorlar.

    tabi ben yanlışsam ve o kültüre ait bilgisi olan varsa aydınlatırsa da sevinirim.
  2. yapılmaması gereken şeydir çünkü herkesi kapsayan bir tespit mümkün değildir youserlar
    edit: aslında bu da bir tespittir
  3. deniz gezmiş'i isevmeyenler faşisttir. nokta.
  4. ermiş ile delinin arasında ince bir çizgi var, tıpkı ölüm ile yaşam arasında ki o çok ince çizgi gibi.
  5. -bir duygudan köken alan tüm tespitler her daim bir yanılma payı içerir ve iyi veya kötü yönde bir miktar agresiftir.

    -insan mantığı, duygusuyla besleyemediği fikri anlamak ve uygulamaktan acizdir.

    -yaşama istenci bir bağımlılıktır. var olmak bir yok oluş.

    -çocuk yapmak, boktan olduğunu bildiğiniz bir dünyaya, o boktanlıktan bihaber her şey kendi istediği gibi olacakmış sanan bir enayiyi dünyaya getirip kafasına vura vura onu yanıldığına ikna etme işlemidir.
  6. kelime andavalları tarafından yine şiir okumanın abazanlık ile özdeşleştirildiği tespitler. her şeyi çözmüş adam tipleri. genellemeler, önyargılar... gerçekler acıdır diye de noktalıyor. özgüvene bak allahım yarabbim. zeka fışkırıyor. yav bu şiyir size ne etti gardaşım. lütfen bu beylik lafları bırakınız. bu muhteşem tespit için ekşi sözlük içinde şiir okuyan erkek başlığı mevcut, oraya da kaynak yapabilirsiniz.

    daha önce buralarda yine martialis'in lafını etmiştim. hemen bir kaç kişiyle beraber onun da bir iki dizesini bırakayım;

    o suyu kirletmeye kıçın yetmez,
    kafanı daldır, zoilus, kafanı!

    (martialis)


    ağzımızdaki dil
    ilk yaprağıdır omurganın

    (john berger)


    ormanda büyüyen adam azgını
    çarşıda pazarda insan beğenmez
    medrese kaçkını softa bozgunu
    selâm vermek için kesen beğenmez

    âlemi ta'n eder yanına varsam
    seni yanıltır bir mesele sorsan
    bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan
    câmiye gelir de erkân beğenmez

    elin kapısında kul kardaş olan
    burnu sümüklü hem gözü yaş olan
    bayramdan bayrama bir tıraş olan
    berbere gelir de dükkân beğenmez

    dağlarda bayırda gezen bir yörük
    kimi tımar sipah kimi ser-bölük
    bir elife dili dönmeyen hödük
    şehristâna gelir ezân beğenmez

    bir çubuğu vardır gayet küçücek
    zu'm-ı fâsidince keyif sürecek
    kırık çanağı yok ayran içecek
    kahvede fağfuri fincân beğenmez

    yaz olunca yayla yayla göçenler
    topuz korkusundan şardan kaçanlar
    meşe yaprağını kıyıp içenler
    rumeli bohçasını duhân beğenmez

    aslında neslinde giymemiş hâre
    iş gelmez elinden gitmez bir kâre
    sandığı gömleksiz duran mekkâre
    bedestene gelir kaftan beğenmez

    kazak abdal söyler bu türlü sözü
    yoğurt ayran ile hallolmuş özü
    köyden şehre gelen bir köylü kızı
    inci yakut ister mercân beğenmez

    (kazak abdal)


    yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

    velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim

    babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede
    acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği

    (ece ayhan)

    bende bu kucak olduktan sonra
    iyi veya kötü ne yapabilir
    kendi hayatı aleyhine
    binlerce defa dolap
    çevirmiş olan bana?

    (ismet özel)
  7. herkes kendisini farklı sanıyor, farklı olmaktan "övünç" duyuyor. ama aslında herkes farklı birbirinden. "ben farklıyım" dediğimizde kafamızda bir "normal" tanımı oluşması gerekli, kimine tam oturan bu "normal" diğerinde abes kaçıyor her zaman. velhasıl, belki de farklılık bunun farkında olmaktır.
    hurin
  8. şeftalili yerine kayısılı meyve suyu içen ağır zevksizdir.
  9. istisnalar kaideyi bozmaz ve bütün genellemeler yanlıştır diyerek iki tespit de ben paylaşayım.

    birbiriyle uyumsuz çiftler çocuk sahibi olmak konusunda daha aceleci oluyorlar. birbiriyle daha uyumlu olan çiftler zamana bırakıyor. uyumsuz çiftler çocuğu aralarındaki uyumsuzluğu giderecek ilişkilerini sağlamlaştıracak bir şey olarak görüyorlar sanırım.

    kadında uzun saç seven erkekler büyük memeyi, kısa saç seven erkekler küçük memeyi daha çekici buluyor. evrimsel bakış açısı büyük memenin çekici gelmesini anaçlığa bağlıyor bana da mantıklı gelen bir açıklama olduğu için bunu da onunla bağdaştırdım. uzun saç seven erkekler kadına daha geleneksel bakış açısıyla bakıyor anaçlık da geleneksel kadın kimliğinin bir parçası. kısa saç daha modern bir kadın imgesi oluşturuyor, modern kadın ise anaçlığını daha geri plana atmış olmalı küçük meme de modernliği çağrıştırıyor olmalı.