• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.75)
yozgat blues - mahmut fazıl coşkun
58 yaşındaki yavuz, 70'lerin şarkılarını bir alışveriş merkezinin zemin katında bulunan mekanda dinleyicilerine sunmaktadır. kariyerinin çöküşünü yaşayan yavuz ayrıca belediyenin düzenlediği müzik kursunda müzik dersleri de vermektedir. bu kursta 30 yaşındaki neşe ile samimiyetini arttırır. neşe'nin maddi durumu da, yavuz gibi iyi değildir ve marketlerde sucuk stantlarında tanıtım işi ile meşguldür. yavuz, alışveriş merkezinde para kazanmak için daha fazla çalışmak istediğini müdüre söyler. ancak müdür bu isteği kabul etmez. bu esnada yavuz, yozgat ilinde bir gazinoda bir bayan ve erkek ses sanatçısı arandığını öğrenir. birlikte gitmeyi teklif ettiği kişi ise neşe'dir. neşe kendi durumunun da zayıf olması nedeniyle bu teklif kabul eder. birlikte yozgat'taki bu gazinoya gider ve işe başlarlar. fakat işler umdukları gibi gitmez. bu esnada yavuz ve neşe, yozgat'ta sabri adında 30 yaşında bir berber ile tanışırlar. sabri'nin bugüne kadar görüştüğü kızlar ile arası hiç iyi olmamıştır. ancak neşe ile tanıştıktan sonra aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar. film neşe'nin son zamanlarda yaşantısına giren iki erkekten hangisini seçeceği konusu ile devam eder.
  1. filmde beni rahatsız eden şey adamın dediklerinin iyi anlaşılmamasıydı. yine de filmin havası suyu hoşuma gitmedi değil. iyiydi yani bir pazar öğlen can sıkıntısında izlenebilir. başrolde abdullah gül oynuyor.
    abi
  2. - saçına ne yapıyorsun?
    - yıkıyorum!

    saflığında bir film...

    şu ana kadar izlediğim en romantik evlenme teklifi sahnesini barındırmaktadır:

    ilgili sahne
  3. karakterlerin doğallığıyla kendini sevdiren film. biliyorum söylememe gerek yok aslında, ama ercan kesal'ın yine muhteşem olduğunu söylemeden edemem.
  4. mahmut fazıl coşkun ya da ercan kesal ile yapılmış bir söyleşi hatırlıyorum. röportajı yapanın "film yozgat'ta çekildiği halde neden yozgat'ı göremiyoruz eleştirileri var filmle ilgili" sorusuna "tüm kentler birbirine benzedi, özgünlükleri kalmadı. anadoluda hangi kente hangi kasabaya giderseniz gidin aynı tür binaları, avm'leri görürsünüz. ne gösterecektik yozgat'tan avm'leri mi birbirinden çirkin betonarme binaları mı?"
  5. ercan kesal'in oyunculugunu seviyorum. bu filmde mukemmeldi diyemem ama bir zamanlar anadolu'da filmindeki muhtesem oyunculugunun uzerine cikamayacak sanirim.

    bu film ise guzel vakit gecirmemi sagladi. durmadan tekrar eden sarkinin rahtsizlik verdigini dusunmustum izlerken ama sonra baktim kendi kendime mirildaniyorum. filmden kucuk bir detay; (bkz: kafkas usulu cay) . kesinlikle denemenizi tavsiye ederim. ercan kesal tarifini cok guzel veriyor ama diger ablamiz pek ciddiye almiyor. cok sey kacirdiginin farkinda degil.
  6. ercan kesal'ın yardırdığı samimi film.
    amok
  7. kurgusu güzel fakat detaylar yeterince işlenmediği için soluk kalan film. senaristi çok güzel bir hikaye buldum diye sevinmiş de sevinçten devamını getirememiş sanki