1. yer: suudi arabistan
    akşam iş çıkışı otelin yakınındaki, tabelasından pideci gibi biyer olduğu anlaşılan dükkana girilir. içerde 2 tane pakistanlı tipli herif çalışmaktadır. kapıya yakın olanıyla sipariş çilesi başlar:

    - selamin aleykum
    + aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu..ehlen ve sehlen.
    - habibi do you know english?
    + mafi malum inglişş. (diğer elemanı çağırır) muhammaaad muhaammaaad.
    +(yeni eleman) welkam sör(?!)(sir ne arar la pidecide) what yu eat?
    - (tatil beldesi apaçisi ingilizcesi konuşan elemana dert anlatılır, sipariş bir şekilde elle kolla cheese ile tomato ile bitirilir, ardından meraktan ülkesi sorulur) hey friend, where are you from ?
    + ay em fırom türkiiy.
    - hahaha harbi mi lan. amma uğraştırdınız yahu arkadaş şuraya bi türk bayrağı felan asamadınız mı ? 10 dakka dert anlattırıyorsunuz.
    + ne diirsen yahu abi sen de türksün müdür?
    - lan arap olmadığımız belli değil mi? ( evet, zaten arap olmayan herkes türktür. 1.90ın üzerinde boyu olsa ve gözleri renkli olsa dahi. olayın tamamı zaten saçmalıktan ibaret :) )
    + yahu abi senin de türk olduğuna bin şahit lazım tüvbeler olası alamanlara amerigalılara benzirsün. hem sen de karşındaki televizyona bakmiyürsün ama hiç bahh kanal d oynüyür. heh heh he.
    -(kafa yukarı kaldırılır, arka sokaklarda hüsnü çoban can çekişmektedir). hüsnüyü de vurmuşlar demek hee, hiç mi hiçine. hiç mi hiçine.
    + yaho hemi de nasıl ki hiç mi hiçine. cık cıkk cıkk, adam polis maaşıyla kaç kişiye bakıyürdü çoluğuna çocuğuna yazuh oldu.
  2. yer: varşova
    cuma günü türk arkadaşlarla dışarı çıkılmıştır. metroda fransız bir arkadaş ve onun arkadaş grubuyla karşılaşılır. fransızla bir müddet muhabbet ettikten sonra arkadaşlarından biriyle muhabbet edilmektedir. bu arada muhabbet ettiğimiz arkadaş dahil bütün grup bağırarak sohbet etmekte, çirkin çirkin gülmektedirler.

    (konuştuğumuz arkadaş ingilizce olarak) oo demek siz de burada okuyorsunuz. nereye gidiyorsunuz şimdi?
    (ben) partiye geçiyoruz işte buradan.
    (yanımdaki türk arkadaşım türkçe olarak) ya demesene partiye gidiyoruz diye. takılmasın peşimize bu öküzler.
    (konuştuğumuz arkadaş türkçe olarak) hangi öküzler?

    bu noktadan itibaren 3'ümüz de 5 dakika falan güldük.
  3. sene 2005, hayatimda ilk defa yurtdisina cikmisim, aachen'da oylesine saga sola bakinarak yuruyorum... karsidan gencten bi eleman yaklasiyor ve, nasil anladiysa sak diye turk oldugumu, bana turkce sesleniyor;

    - surdan asagi dogru gidecen, sonra sola, ha o kulenin asagisina...
    + nereye gidecem ki?
    - genelevi aramiyon mu? ha iste orda asagida...

    simdi dusunuyorum da, elemana surdaki kemal sunal gibi gorusmus olmaliyim

    https://www.youtube.com/watch?v=rDh2BWTrsv0

    2013-04-08
  4. genelde her iki tarafın birbirinden uzaklaşmasıyla sonlanır. türkler yurtdışında birbirine komisyonsuz yardım etmezler.
  5. sultanahmette türk ile karşılaşmak kadar zordur derdim, 1-2 yıl önce. ülkenin içinde bulunduğu son durumlardan sonra malum turist azalınca, sultanahmette turist ile karşılaşmak kadar zor bir durum derim.