1. roma mitolojisinde (bkz: satürn)
    yunan mitolojisinde (bkz: kronos) (kronos yunan mitinde zeus, hades, poseidon ve hera'nın babasıdır)

    zamanı temsil eder.

    zamanla ilgili olan kronometre/kronoloji gibi kavramların ismi, kronos'un türevlendirilmesinden gelir.

    barok çağı eserlerde genellikle yaşlı, saçları dökülmüş, beyaz sakallı ve kanatlı bir erkek şeklinde betimlenir. yaşlılığı, zamanın eskiliğine ve muazzamlığına gönderme yapar; kanatlarla, göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitmesi tasvir edilir.

    görsel görsel görsel

    şahsi düşüncem evrende ki en büyük güçtür. güçten kasıt sadece fiziksel anlamlarıyla değil; bilimsel, felsefi, edebi ve tüm sanatsal çalışmaların çevresinde dönüp durduğu, nispeten evrenin on dört milyar yıllık tarihinde, ömründe ki seksen yıllık (şu an ki ortalamayla) kısa göz kırpma anına şöyle bir dönüp bakınca insan, gerçekten bu gücün varlığını az çok ucundan yakalayabiliyor.

    insana tüm düşüncelerini sorgulatır zaman.
  2. var olup olmadığı tartışmalı içimde.
  3. ya düz bir çizgi şeklinde var ya da bir arada birçok nokta şeklinde var ya da başka bir halde. düz bir çizgi ise eğer zamanda yolculuk pek mümkün değilmiş gibi.ancak bir arada bulunan zibilyonlarca noktadan ibaretse bu paralel evrenleri mümkün kılabilirken (ki bu evrenler farklı kararlar ile oluşan evrenler değil de sadece başka bir anı yaşayan evrenler) zamanda yolculuk yine pek mümkün olmayabilir. çünkü o noktaya benden sadece bir tane sığıyor.
    en güzeli ise zamanın sadece hareketlerin akışının algılanması olması fikri. bu konu üzerinde through the wormhole adlı belgeselin oldukça ilgi çekici bir bölümünü tavsiye edebilirim.
  4. her seye deva olarak bilinen olgu. boylece hic bir derdin dermansiz olmadigini kanitlayabiliriz.
  5. zaman.
    o olmadan var olamadığımız, o var oldukça da bizim yok olduğumuz gerçeklik. gerçeklik? bunu tartışmaya gelmedim, iki laf edip kalkıcam.

    insanoğlu şu ana kadar onun olmayan her şeye sahip olmak istedi. bunun için kurallar yarattı, kurallar çiğnedi, savaşlar çıkarttı. ve sahip oldu da. vahşice diğer canlılardan doğayı aldık, daha ciğerlerine hava alamamış bebeklerin ölümüne sebep olduk. evet, olduk. biz olduk. sadece bir insanın, bir ülkenin veya bir ideolojinin suçu değil bu. benim, komşumun, sabahın gri saatlerinde koluna çarpıp kahvesini döktüğüm adamın, sizin, ailenizin, tek bir istisna olmadan hepimizin suçu. dünyaya geldikten sonra, bu havayı soluduğumuz andan sonra, insanlığın ağır yükü omzumuza binmiş oldu. insanlığın, insan olmanın.
    ama.
    dünyanın en bencil ve amacı uğruna her türlü yola başvurabilen bu varlığın sahip olamadığı bir şey var. zaman.
    bir türlü yakalayamadığı, sürekli ondan bir adım önde olan, her şeye geç kalmasını sağlayan zaman.

    peki ya zamana sahip olabilseydik? onu yönetebilseydik? var olur muyduk? var olan her şeyin bir sonu da olmalı. sonu ortadan kaldırabilseydik? bunun altından kalkabilir miydik? sonsuz olmanın. böylesine iğrenç varlığa verilmesi gereken son özellik. belki tanrı olurduk. kendimizin tanrısı. kendimize inanmamız, tek umut kaynağımızın 'biz' olması için ölümden kaçmış olmak mı gerekir? ölümden kaçmak. neden? hepimizin sonu aynı değil mi? ilk insanların da sonu aynıydı, şuan da aynı.
    tarihin ilk yıllarından beri değiştiremediğimiz, sürekli yenik düştüğümüz tek şey. belki de böyle olması gerekiyordur. yenik düşülmesi gerekiyordur. sizi bilemem ama, ben zamana hükmedebilen bir insan ırkını tahmin dahi edemiyorum, etmek de istemiyorum. zaman, bizden üstün olmayı hakediyor.

    neden yıllardır aynı? neden yıllardır insanlar aynı şeyden korkuyor? tanrı olgusuyla beraber aşılmış olması gerekmez miydi ölümün? bir son olduğunu kabullenip ondan kaçmak yerine onunla barışsaydık?
    saçma.
    tüm süslü laflara, laflardan katlarca ağır yaşananlara rağmen, yaşamak güzel. bunu ne bir filozof, ne bir yazar ne de bir bilim adamı değiştirebilir. her şeyiyle, olanıyla, olmayanıyla; seveniyle, sevmeyeniyle; tanrı inancıyla, inançsızlığıyla.. her saniyeyi zirvesine kadar yaşamaya, hafızaya kazımaya, ardından kazılanları zevkle veya dehşetle hatırlamaya, kalbinizde bir sızı oluşturmaya veya yüzünüzde bir tebessüm kırıntısına değer.
    zaman.
    değer.
  6. en yavaş geçmesini dilediğim anlarda-ki bunlar çok nadir oluyor-hep ışık hızıyla geçerek beni dumur eden kavram.
  7. kendisi ile yarışa girdiğimde hep kaybediyorum. bugün de yetişemedim sana.
    yetişemiyorum zaman, seviyorsan dur o zaman !
  8. söylenilenin aksine farmakoloji ile bir ilgisi yoktur.
  9. yaya olarak düşünüyorum zamanı. çünkü geçiş üstünlüğü hep zamandadır.