• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (4.25)
zerre - erdem tepegöz
zeynep, belediyede kadrolu bir iş hayali kurmaktadır. çalışmakta olduğu tekstil atölyesinden kovulmuş, annesi ve hasta kızıyla birlikte küçük bir dairede oturmaktadır. zeynep'in de ara sıra burnu kanamakta ancak parasızlık nedeniyle doktora gidememektedir. ayrıca ev sabinin organ mafyası ile bağlantısı bulunmaktadır. filmde zeynep'in iş bulmak için gösterdiği çaba ve uğraşlara yer verilmektedir. tüm bu koşullar arasında zeynep, trakya'da haftalık 90 tl yevmiye ile bir fabrikada çalışmaya başlar.
  1. erdem tepegöz'ün, pek çok festivalde ödül alan ilk uzun metraj filmi.

    çıkışı olmayan bir karanlık.
    bir kadın.. hasta kızı, annesi..
    yoksulluk..
    çakallar, kurtlarla dolu bir dünya
    devlet hiç bir yerde yok zaten.

    yönetmen "filmden kimse mutlu ayrılsın istemedim" demiş.
    yani, bu uğurda öyle sahneler var ki;
    işten atılma, koğuşta fare, tecavüz girişimi, organ mafyası,
    kötürüm kız, emek hırsızları..

    ben bildim bileli sisteme muhalifim..
    izlerken daraldım. o derece..
    yine yönetmene göre;
    tanıdığı bildiği bir dünyanın aktörleriymiş
    gerçekçi diyor.. hiper gerçek!

    o zaman izleyici olarak naçizane hatasını söyleyeyim.
    sunumu o kadar kör parmağım kör gözüne gidiyor ki,
    eh artık bu kadar da olmaz diye, başka bir şeyden
    rahatsız oluyorsunuz, ama o'nun rahatsız etmek istediği
    yerden değil..
  2. hiç sevmediğim film. boşuna ödül vermişler. bi kere saçma bi senaryosu var, öyle bi dünya yok.

    2013 yılını anlatıyorsun, orada istanbul'da bi kadın iş bulamıyor da haftalık 90 tl için trakyaya gidiyor da falan filan. keşke izlemeseydim. asgari ücretle çalıştıracak köle arıyor herkes ne bulamıycan, hemen bulursun. merter'e git hemen başla mesela. 900 tl maaş yol yemek.
    abi
  3. bol ödüllü, bol övgülü 2012 yapımı erdem tepegöz filmi. kendi adıma ise son zamanlarda sanat kaygısıyla yapıldığını varsaydığımız(!) filmler arasında izlediklerimin en kötüsü. arttırıyorum! uzun zamandır izlediğim en kötü film.

    sözüm ona film hasta kızı ve annesi ile tarlabaşı’nda yaşayan ciddi boyutlarda maddi sorunları olan bir kadının, zeynep'in hayatından 9-10 günlük bir zaman dilimini aktar-ama- makta. e be film, gerçeği satmak isterken, gerçeklikten bu kadar uzak olmak niye? yönetmenin kıyısından köşesinden yaşamadığı, bilmediği bir hayatı gözlemleyerek anlattığından emin olmamızı sağlayacak kadar ipucu niye? dönemsel çelişkiler, yaratılamamış karakterler... saf iyiler, saf kötüler, ee hani nerede griler, allar, morlar? sanırsın sezercik yavrum benim..

    demem o ki çok canımı sıkan film ama maalesef filmin istediği şekilde değil, gene de kimseye izlemeyin diyemiyorum; izleyin bence, ibretlik olarak. hee unutmadan filmde bol bol uçuşan savrulan zerreler var, tıpkı insanlar gibi.. çok sanatlı, çok metaforik. yerseniz..