1. türk silahlı kuvvetleri'nin 20 ocak 2018 tarihinde pkk/pyd/ypg/daeş'e karşı başlattığı askeri harekattır. sınırlarımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna türkiye'nin sessiz kalma ihtimalinin olmaması nedeniyle kaçınılmaz olarak büyük bir kararlılıkla başlatılmıştır.

    harekata verilen zeytin dalı isminin barışı çağrıştırmasından daha öte, afrin'in kuzeyinde kalan zeytun'da çıkan ermeni zeytun isyanı'nı unutmadığımıza vurgu yaptığını düşünüyorum.

    allah askerlerimizin yanında olsun. gazamız mübarek olsun.
  2. ettiği zulüm bakımından pkk’dan geri kalmayan türkiye cumhuriyeti adlı devletin harekâtı. daha 3 yıl öncesine kadar, birbirinden farkı olmayan bu iki terörist oluşum görüşmeler, pazarlıklar yapıyordu. (bkz: çözüm süreci) şu an çıkarları uyuşmadığı için tekrardan savaşıyorlar. olan budur.

    öte yandan, türkiye’nin argümanları da çok komik. temcit pilavı gibi “terör koridoruna izin vermeyeceğiz” cümlesini gerekçe olarak sunup duruyorlar.

    peki bu harekâtlarla gerçekten barış mı geliyor? kürtler, ulus devlet kurma sevdasından vaz mı geçiyor? esad koltuğundan mı iniyor? tam olarak hangi kazanım elde ediliyor? huzur ortamı sağlanıyor, n’oluyor? hiçbir şey olmuyor. iki taraf da kayıp veriyor ve başka bir sik olmuyor.

    afrin’den ypg’yi çıkartıp öso’yu yerleştirince de bi sikim değişmeyecek. bir terör örgütünün yerini başkası alacak.
  3. Kisa bir süre önce daha ulusalci bir kesimden arkadaş, biz iki laf edince telefonlari saklamaya girişti. Hayatinda akrep gormemişti ve varligi konusunda kafasinda yalnizca uzaklarda süren bir çatışmanın ibaresi olarak kalmiş bu araclara karsi şaşkındı. Şimdi chp nin "eski" kitlesinin temsilciliğine soyunanlar da dahil, iktidarın bütün tek taraflı yayın organlarından stepnesi mhp ile beraber savaş çığırtkanlığına soyunanlar yine uzaklarda gerçekleşen bir gövde gösterisi ile zihinsel masturbasyonlarini tamamlamaya çalışıyorlar.

    Savaş kötü bir şey arkadaşlar. Işid'in sivillere karşı düzenlediği onlarca bombalı saldırı karşısında oylarımız yükseldi diyenler, bugün 'isid "çekildi" oraya pyd yerleşti, biz zaten vuruyorduk onlar cesetleri topladı' gibi namusuzca bir söylem kusuyorlar.

    Ne rusya ne amerika, bölgede bir dost gibi görülmüyor. Kendi çıkarlarını korumak dışında, uluslararası imajini ve kendi toplumlarinda ki yerlerini muhafaza edip beslemek adina, uygulayip uygulamadiklari her an değişen destek ve saldirilarinin propagandasini yapıyorlar o kadar.

    rusya'dan abd ordu kozu ile koparilan izin'in sebebi ile, aihm mahkemesinin iktidari kibarca kinamaktan başka bir şey yapmayisinin sebebi bundandir.

    Hayata dönüş, zeytin dalı gibi absürd isimler yalnızca gündemi meşgul etmekle kalmıyor, kendi kitlelerinde ki hafizaya da oynuyorlar.

    Twitter'da ü yü haketmeyen halk diye bir yorum gördüm. Ü yü haketmek ne demek nasil oluyor bilen anlatsin. Benim kürt arkadaşlarım var ile bu söylem arasında ince bir çizgi var. Zaten problemli bir hafızanın kendi kendini besleyen zehirli bir döngüsüdür afrin politikası.

    Ben kürdüm. Halk meclislerini, bölge halkının kendi kaderini tayin hakki gibi özgürlükleri savunuyorum. Zamaninda terör propagandasi diye beni yine tehdit edeceklere söylüyorum. Komik olmayın. Çok sikayetciyseniz özgür olduğumuz bir platformda yazmayin.

    Edit: terör konusunda ki bir mesaja cevaptır. Ayrıca bölgede ki insan sayısı hakkında bir fikir verebilir.

    "Terör tüm iktidarların kullandığı en geniş kavram. İşid kendi ülkesine havan topları atarken kılını kipirdatmamis iktidar, isid e karşı soylemleriyle sessiz kalinmasini amacladigi bir firat kalkani operasyonundan yeterince beslendikten sonra, şimdi bi başka savaş tuccarliginin peşinde. Bolgede ki halk meclislerinde araplar kürtler türkmenler var. Bu insanlar uzun zamandir beraber yasiyorlar. Peşmerge şengalden kacarken pyd nasil geri aldiysa isid den orayi, benzer bolgeleri geri aldiktan sonra tekrar evlerine parca parca donen halk, simdi tekrar göçe zorlaniyor. 50 bin kişilik cadir kentin amaci o(*:trt de bu akşam sınırdan yapılan bir programın söylemi). Bolgede sivil halk cok fazla ve asgari kayip yahut gözardi edilebilir ölümler kafası ile hareket ediyor bunlar.

    Mesela 4 temmuzda yazilan bir yazi

    http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40489770 "
  4. dunyanin en merhametli insanlarinin ordusuna,bebek katili yaftasi yapistirmakta gercekten komiktir. sinirinda abd tarafindan en gelismis silahlari alan,olasi kurulacak bir kurt devletiyle turkiye cumhuriyeti devleti’ni tehdit edecek bir olusumun onune gecmek adina yapilan zeytin dali operasyonu gec bile kalmistir.

    tabanda sosyalist,olusum olarak fasist bir zihniyetin urunu olan ypg/pyd kacinilmaz sona maruz kalacaklardir.

    allah yuce turk milleti ordusu’nun yar ve yardimcisi olsun. aslanlarin vurduklari gol olur insallah. gol olsun ki su topraklarda turk,kurt,alevi,sunni baris icinde kardesce yasayalim.
    eale
  5. aşağıda ki değerlendirme, bu platformda konu hakkında daha önce yapılan yorumlar baz alınarak yapılan bir değerlendirme değildir. ama meraklısı varsa üzerine alınabilir. benim için bir sakıncası yok.

    işid'in kobani ya da ayn el arab kuşatması sırasında henüz amerikan desteği sağlanamadığı zamanlarda ''türk ordusu''nun işid'e karşı savaşmasını savunan ve bu konuda çığırtkanlık yapanlar bu gün 20 yaşında çocuklar kendilerini ilgilendirmeyen bir konuda ölüme gönderiliyor duyarı kasıyorlar. savaşın kötülüklerinden dem vuruyorlar. sanki o zaman bölgeye girilip savaşılsaydı ölenler 20 yaşında çocuklar olmayacaktı ve o zaman savaş silahlarla, bombalarla değil su tabancalarıyla yapılacaktı.

    aklımıza zekamıza hakaret ediyorsunuz. arasını doldurmadan devam edersem, daha doğrusu bizi dötümüzle güldürüyorsunuz.

    fakat bu durumun şöyle bir sakıncası var ki, bir müddettir satın alan yok ama tekrarlayan bu samimiyetsizlik ve duyar görünümlü manipülasyonlarınızla bütün kavramların içini boşalttınız ve tam gaz devam ediyorsunuz. bir gün gerçekten bu kelimelere, kavramlara, değerlere ihtiyacımız olursa evet kelime olarak onlar hala burada olacaklar ama hiç kimseye hiçbir şey ifade etmeyecekler.

    ekleme: alfabe elemanlarıyla ne kadar kombinasyon yaparsaniz yapin turkiye'nin bolgede operasyon yaptigi orgut terorist pkk'dir. kobani'de de terörist pkk var. bu gerçeği goz ardi etseniz bile, bölgeyi terk etmek isteyen insanları zorla alikoyup onlari zorla canli kalkan yapan yani sivil insanları rehin alan ve turkiye'de ki sivil insanlarin uzerine, sivil yerleskelere roket atan bir örgüt teröristtir. tabii bebek katili pkk'yi ya da bunları gaddar yöntemler olarak degerlendirmezseniz ya da suriye'de ki olusumun pkk olmadığını iddia ederseniz ya da pkk'yı sevgi kelebegi olarak gorürseniz önce ''sen bu söylediğine kendin inanıyor musun?'' ya da ''peki bizim buna inanmamız beklentin var mı?'' deyip neremizle güleceğimizi şaşırırız haliyle.

    aslında bunlara uzun uzun cevap vermeyeceksin. bir bakınız bırakıp ya da bir görsele link bırakıp gideceksin.
  6. işid, her aklı başında insanın gaddarlığından tiksindiği kökten dinci bir paralı asker ordusuydu.

    tehdit altındaki kobani ise, türkiye'nin beşte birini oluşturan kürt nüfusun tarihsel, kültürel ve güncel bağlarla yakınlığı olan sivil bir kent idi.

    bu ikisi arasında denklik kurmaya çalışırken herhalde arkadaş güleceği yerini şaşırmış.

    şimdi operasyon diyorlar - yani memleketin %20'sinin akraba bildiği insanlara karşı. umarım siviller ölmez; lakin, operasyonun bir gövde gösterisi olduğunu, iç politikaya yönelik olduğunu herkes biliyor; abd de biliyor, rusya da bilyor, kürtler de biliyor. o yüzden he yap yap diyorlar - fasülyeden. ulan hiçbir derde deva olmayan bu operasyonla sen toplumun beşte birini devlete düşman ediyon, memleketin geleceğini çıra gibi yakıyon, adamlar hayır yapma der mi?
  7. Ülkenin, bazı iç örgütlerinden temizlendiğinin en kuvvetli işareti olan askeri harekattır.

    Savaş kürt halkına değil, abd' ye karşı bir savunmadır. Bir önlemdir. Ülke bütünlüğünün devamı için yapılmaktadır. Abd' nin kışkırtmasıyla zorunda kalınmış bir durumdur. Seçenek bırakılmamıştır. Ha, asıl amaç başkadır değildir, o kadar siyasi amacı kestirebilmek farklı bir uzmanlık konusudur.

    Ancak, herkes yaşamak isteyip de yaşayamadığını düşündüğü şeyler üzerine kurduğu hayalleri, değişik yollarla veya ağdalı kelimelerle anlatır hep.
    Sosyalizmden girer, emperyalizmden çıkar, özgürlükten girer, kölelikten çıkar... en sonunda ağzını bozar gider. Bu harekat için de söylenenler diğerleri gibidir. İki gün sonra tsk şurada sivil vurdu, şöyle eziyet etti denir de denir. Yalandan kim ölmüş...

    Bazıları sanıyor ki, bir kürt devleti kurulacak.
    Bu, gerek abd' nin 1918' de yayınlanan wilson ilkelerinde gibi olacağını düşünenler olduğu gibi, gerekse de kürtlerin kendi kendilerine güçlenerek olacağını düşünenlerle efsaneleşmiştir. Şunu biliyorum ki, pkk ve benzerlerini güçlendiren, ayaklandıran, kandıran ve destek olan ülkelerin amacı sadece ve sadece bağımsız ve güçlenmekte olan ülkelerin zayıflaması, ilerlememesi ve dahası parçalanması için (pkk ve benzerlerini) kullanmak ve bu kullanımın sürekliliğini sağlamaktır.

    Yıllar önce kürtlerin bugünler için kullanılmasına ilişkin başlayan çalışmalar, istenilseydi aleviler için de uygulanabilirdi. Bu konuda kimse kendine çok güvenmesin. Aleviler veya diğer farklı uçlar kürtlerin bazı eğilimini göstermiyorlardı. Kürtler, bölgesel planlar için seçilmiş bir topluluktu. Sayıları çoktu, ülkenin temel gıda maddelerinin üretimi ile ilgili alanlarda uzmanlardı, çok çocukluydular ve tebacılık anlayışının benimsenmesinden dolayı çabuk organize oluyorlardı.

    Söz konusu durum, 1960' lı yıllarda, abd' nin türkiye' ye barış gönüllüleri göndermesi ile başlayan bir süreçle ilgilidir. Hatta dönemin bazı gazetelerinin; 'savaşın olmadığı yerde barış elçisi/gönüllüsünün ne işi var' gibi soruları da sorduğu söylenmektedir.
    Bu gönüllülerin amacının, abd' nin tanıtımına yönelik olduğu ifade edildi. Ama sonradan yapılan incelemelerle Sovyet Rusya' nın gücünü kırmak ve bazı çalışmaları yapmak adına zayıf veya gelişmekte olan ülkelere gidiyorlardı. (*)

    Bizim Rusya ile komşu olmamız da bunun doğru olabileceğinin bir göstergesiydi belki de. Yani, rusya' ya ve komünizme karşı bir şekil siyasi misyonerlik gibi bir içeriği vardı. Belki de gerçekten öyleydi bilinmez. Ama o kadar başarılı oldular ki, dünyanın dört bir tarafında başlattıkları komünizm mücadelesinin başarılı olması sonrası, bu kadar emek başka çalışmalara doğru değiştirilebildi. 1918 wilson ilkeleri dikkate alındığında aslında değişimin başka bir şey olmadığı ya da olamayacağı düşünülebilir. Rusya' ya ve komünizme karşı örgütlemek için çıkılan yolda gelişen potansiyel başka bir amaç için kanalize edilebildi belki de.

    Bu barış gönüllülerinin sayısının yaklaşık 1500 kişi olduğu da ifade edilmektedir. Doğu ve güneydoğu anadolu topraklarına giderek, sözüm ona tarımsal kriterlere veya modern hayata ait fikirlere dair bilgi paylaşımı ile başladılar. Halkın arasına yerleştiler. Denetlendiler mi yoksa gerek görülmedi mi bilinmez ama sonuçta tarıma ilişkin geliştirme çalışmaları yapmadıkları bugünden bakınca anlaşılır duruyor. Bu zaten vizyonu olmayan toplumların özelliği değil midir? Yani, bugünden geçmişe bakınca hatalar çok rahat görülür ama bugünden geleceğe bakınca nelerin bizi beklediğini çok bilemeyiz. Bazen de hiç bilemeyiz. Gelişmekteyiz çünkü, gelişmiş değiliz. Ve bu müdahaleler ile gelişmemiz de mümkün olamamış.

    Olaylar uzun yıllar gelişmiş serpilmiş. Eğer insan ömrü 200 yıl olsaydı, kötü niyetlilerin planları 100 yıllık değil de 500 yıllık olabilirdi. Çünkü, bugün bağımsız kürdistan için savaştığını düşünen genç insanlar, tıpkı diğer gençler gibi en fazla 10 yıllık bir siyasi tarih üzerinden anıyor her şeyi. İnsan ömrü ortalama 70 yıl iken ortalama planlar 50-60 yıl oluyor. Yani dağa çıkarılan insanlar biz gerçekten neden savaşıyoruz sorusunu sormuyor, çünkü savaşın ve arbedenin içine doğmuş oluyor. Ama planlar yine 50-60 yıllık olsaydı ama insan ömrü 200 yıl olsaydı, kimse kanmazdı bu yalanlara.

    *

    Bir gün kürt devleti kurulursa, bağımsız bir ülke olacaklarını kimse düşünmesin. o gün bilinsin ki, kuruluşunun ertesi yılında orada da patlamalar olacak, orada da terör gezecek. Sadece kağıt üzerinde bir şey olacak devletleri... onları devlet olarak kimse tanımayacak. tanıyanlar da zaten akabinde onları kendi köleleri yapmak isteyenler olacak ve yıllarca bu yalan efsaneye inanarak ölen kürtlerin yakınlarının ağızlarına bal çalacak. o kadar.
    Yeni sistemler için köle gibi çalıştırılacaklar. Arada kafa tutmalarına karşın, yer altında tuttukları başka terör grupları hazırda bekletilecek. En ufak itirazlarında tepelerinden bela eksik olmayacak.
    Sanıyorlar ki birileri onlara destek vererek onları devlet yapacak. O ülkelerin askerliğini yapıyorlar. Evet bilerek ve isteyerek. çünkü, kazan kazan prensibiyle anlaşılmış. Ama bu prensip zamanı geldiğinde ortadan kalkacak.

    *

    Ortada kendi seyrinde gelişen ve kemikleşen bir anlaşma var. Sen, bölge için parçalamak istediğim, güçlenmesine engel olmaya çalıştığım ülkelere karşı yürüttüğüm politikaya yardım edeceksin, ben de sana toprak vereceğim, seni devlet yapacağım. Ha, kabul etmedin mi, ben burada mutluyum mu dedin, o zaman topraklarında çalışmanı engellerim. Bunu ben yaparım ve çocukların bunu devlet yaptı zanneder. Yemin ederim, çocuklarının bunu böyle anlaması için her türlü şeyi yaparım. Aç bırakırım. Devlet içine soktuğum adamlarımla bunu devlet yapmış gibi gösteririm, can alırım ve devlete karşı intikam aşılarım. O gün geldiğinde; senin gerçeği görebilmen için bir mucize gerçekleşmesi gerekir. Bana söverken bile benim askerim olursun. Ben istediğimi hep alırım.


    *

    zulmün üstüne devlet olmaz.

    yardım yapanların derdi devlet kurulması değil.

    ---

    * ABD-Türkiye arasında 1962 yılında imzalanan anlaşmada, meclis görüşmelerinde ve sonraki yıllarda kurumlarda Peace Corps ," ‘Barış Gönüllüleri’ adlı Amerikan Teşkilatı” şeklinde tanımlanmıştır. ) / (The American Friends Service Committee-AFSC, International Cooperation Administration-ICA (Uluslararası İşbirliği Yönetimi), Civilian Conservation Corps-CCC (Sivil Koruma Örgütü), Operation Crossroads Africa-OCA, International Voluntary Service-IVS (Uluslararası Gönüllü Kuruluşu)

    ** "Dünyanın birçok bölgesinde sayısız ülkede görev yapan Barış Gönüllüleri’nin, CIA ajanı oldukları ve gittikleri ülkelerde iç huzuru
    bozduklarına yönelik eleştiriler (Barış Gönüllüleri Genel Merkezi’ne göre ise suçlamalar) olmuştur. Barış Gönüllüleri, Türkiye’de görev yaptığı süre
    içerisinde ve sonrasında kamuoyu tarafından aynı yönde tepkiler almıştır. Barış Gönüllüleri’nin, görevleri esnasında Türkiye’nin mozaiğini bozmaya
    çalıştığı, etnik ve inanç unsurlarını ayrıştırarak bir çatışma ortamı hazırladıkları görüşü, hem Barış Gönüllüleri’nin görev yaptığı dönemde hem
    de sonraki yıllarda tartışılan bir konu haline gelmiştir. 1970 yılı sonrası sağsol çatışmaları, alevi-sünni gerginliği, Kahramanmaraş olayları ve tırmanışa geçen kargaşa ortamı ile toplumsal ayrışmaların oluştuğu birçok olay yaşanmıştır. Bu yaşanan olumsuz gelişmeler bazı siyasetçi, aydın ve
    gazeteciler tarafından Barış Gönüllüleri’nin faaliyetlerine dayandırılmıştır. Bazı Barış Gönüllüleri, gönüllüler tarafından birtakım olumsuzlukların
    yaşatılmaya çalışıldığını, toplumun hassas noktaları ile oynandığını, örneğin yüzyıl öncesinde yaşanmış kan davalarını araştırarak bunları tekrardan
    canlandırmak isteyen gönüllülerin olduğunu ve bundan sorumlu olduklarını ifade etmiştir.
    Barış Gönüllüleri, ilk aşamada Türkiye’de illerde, ilçelerde ve köylerde sıcak karşılanmışlardır. Gönüllülerin, köylülerin ihtiyaçlarına uygun programlarda yer almaları, köylülerin yaşam koşullarına uyma noktasında çaba sarf etmeleri, sempati ve mutlulukla karşılanmıştır. Fakat özellikle 1965 yılı sonrasında Barış Gönüllüleri’nin faaliyetleri, hem Türk resmi makamları hem de kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından zararlı olduğu gerekçesiyle eleştirilmeye başlanmıştır. Barış Gönüllüleri’nin Türkiye’den ayrılış şekli de kamuoyunun memnuniyetsizliğini doğrular nitelikte olmuştur. Barış Gönüllüleri’nin, Türkiye’deki faaliyetlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı şeklinde bir görüşe varılmış olunabilir. Fakat Barış Gönüllüleri’nin Türkiye’deki faaliyetleri sonucu ortaya çıkmış olan ekonomik, sosyal, siyasi etkilerin ABD’nin kısa ve uzun vadeli çıkarları açısından olumlu şekilde sonuçlanmış olabileceğini söylemek, yerinde bir görüş olacaktır."
  8. mehmetçik vuruyor, türk lirası değer kazanıyor. mehmetçik vuruyor, borsa yükseliyor.

    istanbul menkul kıymetler borsası iki gün üst üste rekor kapanışla kapandı.

    kürtler 1960'ta amerikan gizli servisinin oyunlarıyla ayaklandırılmıştı. mehmetçik vuruyor, dolar düşüyor. yoksa, türkler amerikan emperyalizmini nihayet yeniyor mu?

    ay bana bir şeyler oluyor!

    yatırımcı mutlu, bankacı mutlu, işveren mutlu. tayyip çok güzel, sen de gelsene?
  9. emperyalistler vardır, varolacaktır da tahmin edilemeyen bir süre, ve kapitalizm ne kadar barbarlaşmışsa dolaylı yoldan hepimiz o kadar emperyalizmin maşasıyızdır. bu, devletler de dahil her örgütsel yapı için geçerli. düşuncesi ne olursa olsun, müslüman kardeşler, ira, pkk, tunus devleti vs... dünya ölçegi baz alındıgında kücük sayılabilecek örgütsel yapıların tutunabilmesini sağlayan şey 'denge siyaseti'dir. iki kapital odağın çatışımını kullanmak yani. burda mesele bu denge siyasetini kurarken ne kadar kendiniz olmaktan çıktığınız, örgütsel varoluş ilkelerinize ne kadar ihanet ettiğinizdir. bu biraraya gelen her topluluk için geçerli bence.

    (bu arada sanırım "devlet olma" meselesinin 96'da örgutün tuzügünden çıkarıldığından kimsenin haberi yok. emperyalist planların neler olacagını "öcalan dünya ve ortadoğu siyasetini çok iyi okuyor" diyen zamanının yöneticilerine de sormak gerekiyor)

    harekata gelirsek burda yazip sildiğim düzenlemeye çalıştığım sonra çok uzun bulduğum entryler oldu. aslında çok uzatmaya gerek yok;

    bu iktidarın tek derdi vardır, o da iktidarda kalmaktır. bunun için nelerin feda edilebileceğinin de sınırı yoktur. suriye savaşı başladıgında cia'nın donattıgı ve katar suud ittifakının beslediği örgütlere destek vermek iktidarda kalmanın yoluydu, bugün de amerika'ya savaş acıyormuş gibi yapmak. (afrin'de amerika yok, o 5bin tırlık yardım da) incirlik acıktır, kürecik radarı da, ancak amerika'ya savaş açtim dersiniz. bir zamanlar "hoca efendi" demeyeni dövmek iktidarda kalmaya yarıyordu, şimdi fetö demeyeni dövmek.

    iktidarda kalmanın yolu anayasa mahkemesini lağvetmek bugün, dünyada en fazla gazeteciyi iceri tıkmak zorunda kalmak, yargıda talimata uymayanları liste yapmak, ohali uzatmak iktidarda kalmanın tek yolu. bir zamanlar ab uyum süreci yasalarına uymaktı, şimdi ise ab'ye kafa tutmak iktidarda kalmanın yolu mesela. ekonomiyi düzgün gibi göstermek için özkaynak ve özsermayenizi yok etmekse yol, onlar çoktan göze alındı. şimdi duşünün denge siyasetinde varoluş ilkelerine ihanet edilip edilmedigini? 95 yıllık cumhuriyetin kazanımlarinın ne kadarı çöpe gitti onu da mustafa kemal'in neferiyiz diyip savaş cığırkanlıgı yapanlar hesaplasın.

    iktidarda kalmanın yolu tek adam rejimidir. o tek adam olmadıgında iktidar da olunmayacagı mutabakatının sertliği bu milliyetçi histeri, bu harekat da iktidarda kalmak derdine ülkenin ateşe atılmasıdır. ülkeyi ayrıştırarak ülkenizi siz bölersiniz, x, y örgütler bölemez. ülkenin yarısını hain ilan ettiler, akp'yi eleştirenleri vatan haini ilan ettiler, daha ne olabilir. sonumuz hayrolsun.
  10. terörizm sevicilere dert olmuş , sınırlarımızdaki parazitleri temizleme harekatıdır.

    siyasi partilerden bağımsız , siyaset üzeri bir harekettir. o yüzden siyasilerle bu harekatı karalama çabası boşunadır.

    birlik olmayı , güçlü olmayı gerektirir.

    sona erdiğinde, kendi sapkınlıklarını süslü laflarla onurlu bir mücadeleymiş gibi (!) gösterme çabasındakilere, başkasının dalgasıyla gerdeğe girenlere, kansız şerefsizlere verilecek güzel bir cevap olacaktır.

    allah türk askerinin yardımcısı olsun.
    atom