1. hayat neden bu kadar değerli?

    doğada binlerce kez yok oluşun eşiğinden dönmüş ve milyarlarca kez tekrar ''hayat bulmuş'' bir kavram. canlılık..

    özellikle insan hayatı!

    milyarlarca insan var. milyarlarcası henüz bizler doğmadan öldüler. milyarlarcası da biz doğduktan sonra yaşayıp ölecek. hepsi istatistik oldu. savaşlarda, hastalıklarda, doğal felaketlerde... binlerce ölü... milyonlarca ölü... anlayacağınız hayatın sonu bir rakama dönüşmek. ölen suriyeli bir çocuğa yada üçüncü sayfada cinayete kurban giden birine hangimiz samimiyetle üzülüyoruz? kaçımız?

    ancak bir şey var yine de bu hayatta. hayatı değerli kılıyor. bir çok kişi sevdiği yakını kaybetmiştir eminim. bende onlardan biriyim. annem, babam kadar yakın olmasa da severdim eniştemi. amca değil enişteydi baba yarısı bende. üzüldüm. çok üzüldüm. trafik kazası birde. hani şu binde bir olanlardan. haberlere de çıktı bu kaza. hangimiz samimiyetle üzülüyoruz o çıkan haberlerde ölen insanlara? kaçımız?

    işte ben üzüldüm. bir kere üzüldüm ama. diğerleri hep bir istatistikti benim için. hala da öyle. demem o ki. her insan bir hayat ve milyonlarcası var. ancak bizi üzerin hayatını bildiğimiz, tanıdığımız, hayatı paylaştığımız insanların yitişi oluyor. hayatını bilmediklerimiz ise sadece bir rakam.

    o yüzden izlediğimiz filmlerde, okuduğumuz kitaplarda ölen insanlara da üzülüyoruz. hayatlarını biliyoruz çünkü, hayatlarını paylaşıyoruz.

    struma olayı benim için trajik bir olaydı. bir rakam. ancak nadia bir insandı. hayatını paylaştığım bir insan.

    (bkz: serenad - zülfü livaneli)

mesaj gönder