1. 8-9 yıl kadar önce japon yeni ile uzun vadeli krediler moda olmuştu. faiz oranları daha uygun, japon yeni kuru da , tl bazlı kredilerin faizleriyle karşılaştırıldığında çok daha uyguna geliyordu.

    o zamanki kız arkadaşım da ev almak için japon yeni ile kredi almıştı. "yapma etme.. bu memlekette (özellikle uzun vade ) dövizle borçlanılmaz.." dedim.. dinletemedim.
    zira kendisi banka piyasasında çalıştığı için ehonomiyi çoh iyi biliyürdü.. biz ne anlardık o işlerden... piyasayı her gün takip ediyordu, biz anlamazdık filan falan..

    neyse sonra japon yeni patladı, kur füze gibi yükseldi. evin borcunu ödeyemedi, kredi yarım kaldı, bir sürü faiz vs bindi üstüne. yapılandırma üstüne yapılandırma. aileden yardım destek, başka bankadan ihtiyaç kredisi derken zar zor bitirdiler borcu..
    sonra evi sattılar, diğer borçları kapattılar, üstüne çok küçük bir miktar para kaldı.

    aziz nesin'in hikayesi gibi;
    bir gün köylü ve ağası yolda gidiyorlar. ağa, at arabasında, köylü yalın ayak yürüyor. yol uzun, canı sıkılıyor ağanın. yolda bir tezek görüyor. marabasına diyor ki
    "eğer bu tezeği yersen atı da arabayı da sana veririm"

    köylü bakıyor... ulan tezek yenir mi... ama işin ucunda at ve araba var.. kapatıyor gözünü yiyor tezeği..

    ağa sözünde duruyor veriyor atla arabayı. ağa yürüyerek, köylü arabayla yola devam ediyorlar.
    ağa yolda düşünüyor "ulan bok yoluna verdik boşu boşuna atla arabayı.."
    köylü düşünüyor "ulan atla araba uğruna bok yedik, tüm köy duyacak irezil olucaz.."

    yine bir tezek görüyorlar bu sefer köylü diyor ağasına "eğer tezeği yersen atı ve arabayı veririm"...
    ağa da zaten pişman olmuş kapatıyor o da gözünü yiyor tezeği.. eski hallerine geliyorlar.

    yolda köylü başlıyor gülmeye..
    "ağam yola çıkarken sen arabadaydın ben yayan.. şimdi de sen arabadasın ben yayan.. o zaman biz bu boku niye yedik.."

    neyse biz de o krediyi aldıktan 2 ay sonra ayrılmıştık zaten.

mesaj gönder